🫏 Velayeti Annede Olan Çocuğun Soyadı Değişikliği Dilekçesi
6ETR. HAKKIMDA SON YAZILARIM Avukat Yasin GİRGİN, 1977 Ankara doğumludur. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş ve sonrasında 2 yıl boyunca Özel Hukuk Master programına devam yılları arasında yaptığı hakimlik dönemi dışında 13 Kasım 2000'den bu yana serbest avukatlık faaliyetini icra kitabı ve çok sayıda makalesi bulunan GİRGİN'in 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır. GİRGİN, halen okur sorularını cevapladığı köşe yazılarını kaleme 483 9313 numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz. Yargıtay’ın 8. Hukuk Dairesi tarihli Esas Numarası 2017/7970 Karar Numarası 2018/13277 olan kararında çocuğun soyadının değiştirilmesi ile ilgili emsal niteliğinde bir karara vararak görevli mahkemenin aile mahkemeleri olmasına hükmetti. Dairenin aşağıda tam metni alıntılanan kararına göre, boşanma davası ile velayeti kendisine bırakılan anne, çocuğun soyadını değiştirmek istediğinde aile mahkemesine başvurarak dava açabilecek. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 36/1. maddesine göre kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanunun 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35/1. maddesi uyarınca ”Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.” Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi ile “nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” anlaşılır. “Kayıt düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “düzeltilmesi” veya “değiştirilmesi”dir. Bu dava uygulamada “nüfus kaydının düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmaktadır. Önemle vurgulanmalıdır ki; nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, resmi kayıt ve belgelere başvurulabileceği gibi, tanık dahil her türlü kanıta başvurulabilir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinde nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 321. maddesi hükmüne göre çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır. Boşanma veya ölüm üzerine velayetin annede olması soyadında herhangi bir değişikliğe neden olamaz. Aynı Yasanın 27. maddesi hükmüne göre haklı nedenin varlığı halinde, soyadın değiştirilmesi mümkün olup hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusunda bir yasal düzenleme bulunmadığından ve esasen bu konuda bir kıstas belirlenmesi de sözkonusu olmadığından, haklı sebebin var olup olmadığı, her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Yargıtay uygulamalarında, kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı soyadı ile anılmayı ve onu kayden de taşımayı istemesinin haklı neden teşkil edeceği kabul edilmiştir. Soyadı Nizamnamesinin 15. maddesinde; “evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuklar babalarının soyadını taşırlar…” ve Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 22. maddesinde; “Evlilik içinde veya herhangi bir nedenle evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde Türk babadan olan veya Türk anadan doğan çocuklar doğumlarından başlayarak Türk vatandaşlığını kazanırlar. Bu çocuklar babanın soyadını alır ve aile kütüklerinde babalarının hanesine yazılırlar.” hükümlerine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 321. maddesindeki “Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır.” hükmünün Anayasaya aykırı olmadığına karar vermiş, buradaki “aile soyadı” deyiminden babanın soyadının anlaşılacağını belirtmiştir AYM, 2005/114 E. -2009/105 K.. Velayet hakkının kapsamı Türk Medeni Kanunun 339. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre velayetin kapsamında yer alan çocuğun adının ana ve babası tarafından konulacağı belirtilmiştir. Somut olayda,Davacı dava dilekçesinde, tarihinde boşandıkları ve velayeti kendisine verilen eşi …’dan olma çocukları Belinay’ın “…” olan soyadının kendisininki gibi “…” olarak değiştirilmesini istemiş; mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinde küçük olup velayeti annede bulunan …’ın “…” olan soyadının “…” olarak değiştirilmesi istenmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Evlilik birliği içinde doğan çocuğun doğumla kazandığı “…” aile soyadının velayet hakkı kapsamında annenin boşanma sonrası edindiği “…” soyadı ile değiştirilmesi talebidir ve dava velayet hakkına dayanılarak açılmıştır. Başka bir ifade ile, soyadının değiştirilmesi talep edilen Belinay ergin kişi değil, çocuktur. Davacı annenin velayeti altındadır. Buna göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, evlilik birliği içinde doğan, boşanma ilamıyla velayeti anneye verilen çocuğun, evlilik içinde doğumla kazandığı soyadının, davacı annesinin soyadı ile değiştirilmesinin mümkün olup olmadığı noktasındadır. Çocuğun soyadı TMK’nun soybağının hükümleri başlıklı beşinci ayırımda yer alan 321 ve devamı maddelerinde, velayet hakkı ve kapsamı ise, 6. ayırımda yer alan 335 ve devamı maddelerinde düzenlendiğine göre, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi mi, yoksa Aile Mahkemesi mi olduğu hususunun öncelikle çözümlenmesi gerekir. Göreve ilişkin sorunun çözümü; çocuğa soyadını kazandıran pozitif hukuk normlarıyla ve çocuğun doğumla kazandığı soyadını belirleme hakkının velayet hakkının kapsamında bulunup bulunmadığıyla yakından ilgilidir. Ancak, iş bu noktaya geldiğinde soyadını yakından ilgilendiren, şahsi durum sicillerinin niteliği ve bu sicillerde yapılacak düzeltmelerle ilgili hükümlere kısaca değinmekte yarar görülmüştür Nüfus kütükleri, kişilerin kimliklerinin, yerleşim yeri adreslerinin, aile bağlarının, vatandaşlık durumlarının ve şahsi hallerinin belirlenmesi amacıyla ilçe ve aile esasına göre nüfus olaylarının tescil edildiği, daimi olarak saklanması gerekli resmi sicillerdir 5490 s. NHK. m. 5/1. Nüfus kütükleri; aile kütüğü, özel kütük ve yedeklerinden oluşur. Aile kütüklerinde kişinin kimlik numarası, kişinin adı, soyadı, cinsiyeti, baba ve ana adı ile soyadları, doğum yeri ile gün, ay ve yıl olarak doğum tarihi ve kütüğe kayıt tarihi, evlenme, boşanma, soybağının kurulması veya reddi, ölüm, vatandaşlığın kazanılması veya kaybedilmesi, kişinin kayıtlı bulunduğu il, ilçe, köy, mahalle adı, cilt, aile ve birey sıra numarası, kişisel durumda meydana gelen değişikliler veya yetkili makamlarca yapılan düzeltmeler, medeni hali, yerleşim yeri adresi gibi kişisel bilgiler yer alır. 5490 s…. Ad ve soyadının değiştirilmesi ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve tescil olunur. 2525 sayılı Soyadı Kanununa göre taşınması zorunlu önad ve soyadı, Türk Medeni Kanununun 27. maddesi hükmünün kapsamındadır. Kanun, bu hükümde görevli mahkemeyi göstermemiştir. Ne var ki; adın haklı sebeple değiştirilmesine ilişkin dava, kişisel durum sicilindeki mevcut kaydın değiştirilmesini ve düzeltilmesini gerektirdiğinden esas itibarıyla “nüfus kaydının düzeltilmesi” niteliğinde olduğu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesine göre de, görevli asliye hukuk mahkemesinde açılıp karara bağlanacağı açık ve tartışmasızdır. Dolayısıyla çocuğun önadının değiştirilmesi için yasal temsilcileri tarafından açılan davalarla, ergin kişilerin ad ve soyadlarının değiştirilmesi davalarında görevli mahkemenin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinde yer alan hüküm gereğince asliye hukuk mahkemesi olduğunda bir duraksama bulunmamaktadır. Çocuğun hangi soyadı alacağı konusunda, yukarıda gösterildiği gibi Türk Medeni Kanununun 321. maddesinde, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda, Soyadı Nizamnamesinde ve Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte düzenlenmeler mevcuttur. Bu düzenlemelere göre çocuk soyadını; • evlilik içinde doğmuş ise; ailenin, başka bir ifade ile babanın • evlilik dışında doğmuş, babayla bir soybağı kurulmamış ise anasının • soybağı ana ve babanın sonradan evlenmesiyle veya tanıma TMK. yahut da mahkeme kararıyla TMK. m. 301 kurulmuş ise babasının soyadını almaktadır. Bu düzenlemelerden çıkan sonuç şudur; çocuğun soyadı, ana ve babasıyla soybağı ilişkisini göstermektedir. O halde, ergin olmayan çocuğun, doğumla veya kan bağına dayanan soybağının yahut da yapay soybağının evlat edinme kurulmasıyla kazandığı soyadının; velayet hakkına sahip olan ebeveyn yahut çocuk vesayet altında ise vasisinin talebiyle değiştirilip değiştirilemeyeceği sorunu, Türk Medeni Kanununun 321’nci maddesi hükmü ve soybağının hükümleri esas alınarak çözülecektir. Bu hüküm ve soybağının hüküm ve sonuçlarına ilişkin diğer hükümler, Türk Medeni Kanununun “aile hukuku” başlığını taşıyan ikinci kitabında, “hısımlık” başlıklı ikinci kısmının “soybağının hükümleri” başlıklı ikinci ayırımında yer almaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1. maddesinde yer alan hükme göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere TMK kaynaklanan bütün aile hukukundan doğan dava ve işlerde aile mahkemeleri görevlidir. Bir uzmanlık mahkemesi olarak tasarlanan ve kendine özgü usul hükümleri taşıyan bu Kanun, evvelce genel hukuk mahkemelerince bakılan aile hukukundan doğan dava ve işleri bu mahkemelerden alarak uzmanlık mahkemesine vermiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1. maddesinde mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Yukarıya alınan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında mahkemece, davanın, ergin kişinin haklı sebeple soyadının değiştirilmesi niteliğinde değil, evlilik içinde doğan çocuğun, doğumla kazandığı “aile soyadının” velayet hakkı kapsamında değiştirilmesi talebine ilişkin bulunması ve buna ilişkin değerlendirmenin aile mahkemesi tarafından yapılması gerektiğinden davanın görev yönünden reddine kararı verilmesi gerekirken bu isteğin esastan incelenerek reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ Yukarıda açıklanan nedenle hükmün HUMK’nın gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, gününde oybirliğiyle karar verildi.
Velayetin KapsamıVelayet Hakkı SahibiVelayetin Kimde Kalacağının BelirlenmesiOrtak VelayetVelayetin Değiştirilmesi DavasıVelayet Görevinin Kötüye KullanılmasıVelayetin Değiştirilmesinin SebepleriVelayetin Kaldırılması DavasıVelayetin Değiştirilmesi ve Kaldırılması Davalarında Görevli ve Yetkili MahkemeVelayetin Değiştirilmesi ve Kaldırılması Davasında Yargılama UsulüVelayetin Değiştirilmesi Davası Dilekçe ÖrneğiVelayetin Kaldırılması Davası Dilekçe ÖrneğiVelayet Değiştirilmesi ve Kaldırılması Davası KararlarıVelayetin değiştirilmesi ve kaldırılması davası çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir. Kanunen reşit olmayan çocukların doğumundan reşit olana kadar olduğu dönem içerisinde çocuğun anne ve baba tarafından bakılması, eğitimi, korunması, yetiştirilmesi, sahip olduğu hakları, mallarının yönetilmesine kadar hepsine velayet uyarınca “Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz. Hakim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.”Çocuğa ilişkin konularda dikkate alınması gereken temel ilke çocuğun yüksek yararı ilkesidir. Günümüzde velayet ana babanın çocuk üzerinde hakimiyet kurmasının aracı olarak değil, çocuğu hayata hazırlamasının bir aracı olarak kabul edilmektedir. Anne ve baba çocuğun bakımından, korunmasından, eğitiminden, temsilinden, çocuğun bedensel ve ruhsal iyiliğinden KapsamıVelayetin kapsamı genel olarak TMK da, “Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür. Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar. Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terkedemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz. Çocuğun adını ana ve babası koyar.” şeklinde düzenlenmiştir. Çocuğun dini eğitimi, eğitimi gibi konular da velayetin kapsamı ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler. İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler. Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümlerin velâyetteki temsilde de uygulanacağı kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir TMK altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibi olup, çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur TMK Çocuğun aileyi temsil etmesi konusunda ise, velâyet altındaki çocuk, ayırt etme gücüne sahip ise ana ve babanın rızasıyla aile adına hukukî işlemler yapabilir; ancak bu işlemlerden dolayı ana ve baba borç altına girer TMK Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi hususu ise, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlanmıştır TMK Hakkı SahibiEvlilik devam ettiği sürece ana ve babanın velâyeti birlikte kullanacağı; ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse de hâkimin, velâyeti eşlerden birine verebileceği hususu TMK düzenlenmiştir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa ait derecesi ne kadar yakın olursa olsun velayet hakkı verilmez, ancak vesayet hakkı verilebilir. Boşanma davası sona erene kadar çocuğun velayet hakkı anne ve babanındır. Bu hak başkasına devredilemeyeceği gibi anne veya babanın bu haktan feragat etmesi de mümkün değildir. Ancak anne veya babanın yasal sebeplere dayanılarak velayet hakkı ellerinden alınabilir. Bu sebepler dışında velayet hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır, devredilemez ve feragat ve baba evli değilse velayet anaya ait olacaktır; ancak ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir TMK çocuklar açısından ise eşlerin, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi gösterme yükümlülüğü bulunmaktadır. Kendi çocuğu üzerinde velâyeti kullanan eşe diğer eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder TMK Kimde Kalacağının BelirlenmesiHakim velayet hakkının kimde kalacağını belirlerken çocuğun üstün yararını gözeterek karar 0-4 yaş aralığında ise anne bakımına muhtaç olan bir çocuk demektir. Hakim genellikle bu yaş aralığındaki çocukların velayet hakkını anneye vermektedir. Annenin maddi durumuna ya da yaşam tarzına bakılmaksızın velayet kararı verilir, çünkü bu yaş aralığındaki çocuklar anne bakımına 6-12 yaş aralığında, yani okul çağında ise hakim ona göre bir değerlendirmede bulunacaktır. Okul çağında olan çocuğun hangi okula gittiği, gittiği okulun hangi ebeveynin oturduğu yere yakın olduğu, hangi ebeveynin çocuklarının dersine yardımcı olduğu ve onunla ilgilendiği gibi tüm hususlar değerlendirmeye alınacaktır. Sonuç olarak okul çağındaki çocuk adına verilecek olan velayet kararında çocuğun yararı ve geleceği VelayetOrtak velayet, Türkiye’de son yıllarda uygulamaya geçmiş olan bir müessesedir. Ortak velayet ile eşler, evliliğin sona ermesi ile çocukları ile ilişki ve medeni haklarından eşit şekilde yararlanmaktadır. Ülkemizde kanun maddesi olarak yürürlüğe giren bir düzenleme olmayıp Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası anlaşmanın onaylanması ile yorum yoluyla velayete hükmedilebilmesi için belli başlı şartlar bulunmaktadırÖncelikle çocuğun menfaati, yararı ve babanın ortak velayete ilişkin ortak iradede bulunmaları ve babanın ortak velayete ilişkin ortak iradesini mahkemeye yazılı olarak sunması ve babanın ortak velayet hususundaki ortak iradede olduklarına dair hakimin kanaat getirdiği ve bu konuda tarafların ileride sorun yaratmayacağına dair öngörüsü ortak velayet kararına ilişkin takdir yetkisi tanınmaktadır; hakim, ortak velayete ilişkin çocuk yararını gözeterek karar tarafından verilen velayet kararı, her daim kesin hüküm oluşturmayacaktır. Velayet, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle hakimin ortak velayete ilişkin kurmuş olduğu hüküm, kesin bir hüküm olmayıp, şartların değişmesi halinde yeniden velayete ilişkin bir dava açılarak velayet konusunda yeni bir karar verilmesi talep Değiştirilmesi DavasıVelayet davası, çocuğun on sekiz yaşını doldurmamış ve velayeti diğer ebeveyne verilmiş kişilerin açacağı davadır. Çocuğunun velayetini talep eden kişi, velayetin değiştirilmesini, kendisine verilmesini talep boşanma davası devam ederken hakimin doğrudan gözeteceği bir konu olup, çocuğun menfaati ve yararı bakımından velayetin anneye mi babaya mı verilmesi gerektiğini araştırarak karar verecektir. Boşanma sonucunda verilen velayet hakkı kötüye kullanılmış, hakkın gereklerinin yerine getirilmemiş olması halinde velayetin değiştirilmesi davası Görevinin Kötüye KullanılmasıVelayet hakkı nafakada olduğu gibi mahkemenin vermiş olduğu kesin hüküm içeren bir karar değildir. Değişen hayat koşulları, velayet hakkı sahibi tarafın çocuğun menfaatine göre hareket etmemesi gibi birçok faktör sebebiyle velayeti almak isteyen taraf, velayetin değiştirilmesi davası değiştirilmesi davası için belli bir süre öngörülmemiştir. Çocuğun menfaati zedelendiği zaman velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Velayetin değiştirilmesi davasında, hakim, mutlaka sosyal inceleme raporunun düzenlenmesini talep edecektir. Sosyal inceleme raporu ile çocuğun hangi ebeveynde kalmasının çocuğun yararına olacağı ya da velayetin değiştirilmesinin gerekli olup olmadığını araştırmalıdır. Hakim, sosyal inceleme raporundaki görüş ve mahkemece toplanılacak olan deliller sonrası velayetin değiştirilip değiştirilmemesi gerektiğine dair bir hüküm Değiştirilmesinin SebepleriVelayete ilişkin verilen kararların değiştirilmesi mümkündür. Bu hususta mahkeme kararı kesin hüküm niteliği taşımadığı gibi tarafların anlaşmalı boşanma protokolünde “velayet kendisine verilen taraf evlenirse velayet diğer tarafa geçer” ya da “taraflar ileride velayet davası açamaz” gibi hükümler yazmaları bağlayıcı değildir. Bu sebeple değişen şartlar varsa çocuğun velayeti kendisinde olmayan eş diğer eşe karşı velayetin değiştirilmesi davası yani velayet davası madde 183’te yapılan düzenlemede;“Anne veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.”hükmüne yer verilmiştir. Burada önemli olan yeni olguların çocuğun menfaatine aykırılık teşkil edip etmediğidir. Velayet hakkını almak isteyen eş, velayet hakkı sahibinin çocuğu ihmal ettiğini, tehlikeli bir duruma soktuğunu, ruhsal gelişiminde olumsuzluklar olduğunu, çocukla ilgilenmediğini ileri sürerek velayet hakkının kendisine geçmesini değiştirilmesi davasının açılma sebepleri şu şekilde ifade edilebilir;Velayet hakkı olan anne ya da babanın, velayet hakkı olmayan diğer ebeveyn ile çocuğunun görüştürülmesinin evlenme, velayetin değiştirilmesi için bir sebep olsa da tek başına velayetin değiştirilmesi için bir sebep değildir. Yeniden evlenme ile çocuğun bakımı, menfaati olumsuz yönde etkileniyor ise velayetin değiştirilmesi kararı bir yere giden, çocuğunu terk edip bakımını ihmal eden ebeveynin elinden velayet hakkı gibi durumlarda hakim kendiliğinden ya da anne veya babanın talebi üzerine gerekli önlemleri Kaldırılması DavasıÇocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hakim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır TMK bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş halde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir. Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hakim aynı önlemleri ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır TMK Durumun değişmesi halinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması korunmasına ilişkin yukarıda belirtmiş olduğumuz diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verirAna ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar. Velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hakim, resen ya da ana veya babanın istemi üzerine velayeti geri kaldırılması halinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder. Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır. Velayetin kaldırılması davası son derece önemli bir dava Değiştirilmesi ve Kaldırılması Davalarında Görevli ve Yetkili MahkemeMüşterek çocuğun velayetini almak adına açılacak olan velayet davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemelerinin olmadığı yerlerde görevli olan mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Görevli olmayan mahkemede davanın açılması halinde mahkeme görevsizlik kararıyla davanın reddine karar verecektir. Vasi atanması noktasında ise, vasi atanması hususunda Sulh Hukuk Mahkemeleri kaldırılması davası hakkında yer yönünden yetkili mahkeme ise kesin yetkili mahkeme değildir. Yetkili mahkeme, genel yetkili mahkeme olup davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca velayetin değiştirilmesi davasında, davacının kendi oturduğu yerde de dava açabilme hakkı bulunmaktadır. Zira velayetin düzenlenmesi değiştirilmesi ve kaldırılması talebi, bir “çekişmesiz yargı” işidir HMK m. 382/2-13 . Çekişmesiz yargı işlerinde de, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilmiştir HMK m. 384. Velayetin kaldırılması veya ebeveynlerden birinden alınarak diğerine verilmesine, yahut kaldırılan velayetin iadesine dair davalardaki yetki konusunda, Türk Medeni Kanununda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki “çekişmesiz yargı ile” ilgili genel yetki kuralı burada da uygulanacaktır. O halde, davacı kendi oturduğu yer mahkemesinde de bu davayı Değiştirilmesi ve Kaldırılması Davasında Yargılama UsulüVelayet davaları, basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama usulü, diğer yargılama usullerinden daha farklı olup basit yargılama usulüne tabi olan davalar daha kısa sürmektedir. Basit yargılama usulüne tabi olan davada, dilekçeler aşaması da yazılı yargılama usulünden daha kısa sürmektedir. Dilekçeler aşaması, dava dilekçesi ve cevap dilekçesinden oluşmaktadır. Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra hakim, duruşma yaparak dosya üzerinden karar verecek ise duruşma gününü tayin edecektir. Dosya süreci kısa süreceğinden dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde belirtilen belgelerin dilekçe ekinde sunulması dilekçe ekine, getirilmesi istenilen belgelerin hangi yerlere yazılacağının da bildirilmesi gerekmektedir. Mahkeme, delillerin toplanmasından sonra bir karara varacaktır, deliller toplanmış ise en fazla iki duruşma davaları, kamu düzenine ilişkin davalardır. Bu nedenle velayete ilişkin davalarda re’sen araştırma ilkesi uygulanmaktadır. Re’sen araştırma ilkesi, tarafların davaya konu edilecek olan belgelerin getirilmesi yanında hakimin kendiliğinden araştırması anlamına gelmektedir. Hakim, tarafların getirmiş olduğu belgeler yanında, getirilmeyen belgeleri de dikkate almalıdır. Re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu velayet davalarında, hakim sosyal inceleme uzmanına velayete ilişkin araştırma yapıp görüş bildirmesi için rapor hazırlanmasını Değiştirilmesi Davası Dilekçe ÖrneğiANKARA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNEDAVACI Ad Soyad TC Kimlik No AdresVEKİLİ Av. Umur YILDIRIM AdresDAVALI Ad Soyad TC Kimlik No AdresKONU Velayetin değiştirilmesi ve iştirak nafakası talepli dava Taraflar Ankara . Aile Mahkemesinin …/… Esas …/… Karar Sayılı dosyası üzerinden boşanmışlardır. Tarafların bu evlilikten bir müşterek çocukları bulunmakta olup boşanma tarihinde çocuk 4 yaşında ve anne bakımına muhtaç olduğu bir yaşta olduğundan velayet anneye Ancak müşterek çocuk şu anda on dört yaşındadır ve idrak çağındadır. Çocuk, artık davacı babanın yanında kalmak istemekte, onunla yaşamayı tercih etmektedir. İdrak çağında olan çocuğun mahkeme huzurunda velayete ilişkin görüşünün sorulmasını talep Boşanma davası adına verilen kişisel ilişki günleri haricinde baba ile çocuk çok fazla geçirmektedir. Hatta çocuk, hafta içi babada kalmakta, hafta sonları ise velayet hakkı olan annede kalmaktadır. Ayrıca taraflar, velayete ilişkin konuda mutabık olup çocuğun velayetinin davacı babaya verilmesi konusunda davalı annenin de onayı Mahkemenizde görülecek olan davanın devamı sırasında çocuğun velayetinin geçici olarak babaya verilmesini talep etmekteyiz. Davacı baba, çocuğun okul kaydını da mahkeme kararına göre biran evvel yaptırmak Tüm bu nedenlerle mahkemenin devamı sırasında geçici, mahkeme sonrasında ise kalıcı olarak velayetin davacı babaya verilmesi yönündeki talebimiz ile iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren işlenmesi talebimizin kabulüne karar verilmesini talep SEBEPLER TMK, HMK ve ilgili her türlü DELİLLER Nüfus kayıt örneği, Ankara . Aile Mahkemesi’nin …/… Esas Sayılı dosyası, tanık, sosyal inceleme raporu ve ilgili her türlü yasal ve İSTEM Yukarıda açıklana nedenlerle, müşterek çocuk ………. ’in velayetinin davacı müvekkile verilmesine, müvekkil tarafından ödenen iştirak nafakasının kaldırılarak davalının …….. TL iştirak nafakası ödemesine, müşterek çocukla davalı arasında kişisel ilişki kurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. Davacı Vekili Av. Umur YILDIRIM İmzaVelayetin Kaldırılması Davası Dilekçe ÖrneğiANKARA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNEDAVACI Ad Soyad TC Kimlik No AdresVEKİLİ Av. Umur YILDIRIM AdresDAVALI Ad Soyad TC Kimlik No AdresKONU Velayetin kaldırılması talepli dava Davalı ile … evlenmiş, bu evliliklerinden ….. isimli kız çocukları olmuştur. Taraflar anlaşamadığından Ankara . Aile Mahkemesinin …/… Esas Sayılı dosyası üzerinden boşanmış, çocuğun velayeti anneye Anne, boşanma davası süresince ve boşanmadan itibaren 4 ay boyunca annesi ile babasının evinde kalmıştır. Anneye bağlanan yoksulluk ve iştirak nafakasının çocuğa ve kendisine yeterli gelmemesi nedeniyle maddi bakımını tamamıyla anneanne ve dede Müşterek çocuğun hastalığı, okul kaydı, okul alışverişi, derslerine yardımcı olma gibi birçok konuda anneanne ve dede yardımcı olmakta, sorumluluk ve bakım anneanne ile dede üzerindedir. Boşanma tarihinin kesinleşmesinden itibaren 4 ay geçtikten sonra çocuğu evde bırakarak anne evi terk etmiştir. Anneden haber alamayan ve nerede olduğunu bilmeyen anneanne ve dede, çocuğun bakımını üstlenmeye devam Velayet hakkına sahip olan anne çocuğunun bakımını, yükümlülüğünü ve sorumluluğunu ihmal etmektedir. Bunun yanında çocuğun babası da başka birisi ile evlenmiş, çocuğu arayıp sormamakta, maddi durumu da çocuğa bakmaya yeterli Anneanne ve dede, birtakım günlük işlerde vasi olmadıkları için sorunlar yaşamaktadır. Tüm bu nedenlerle işbu dava ile çocuğun velayetinin kaldırılması talepli dava açma zarureti SEBEPLER TMK, HMK ve ilgili her türlü DELİLLER Nüfus kayıt örneği, sosyal inceleme raporu, bilirkişi, tanık ve her türlü yasal ve İSTEM Yukarıda açıklanan nedenlerle; çocuğun velayetinin kaldırılması ve vasiliğin davacı müvekkile verilmesi adına vesayet makamına ihbarda bulunulması yönünde karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. Davacı Vekili Av. Umur YILDIRIM İmzaVelayetin kaldırılması davası açmak için iletişime Değiştirilmesi ve Kaldırılması Davası Kararları“Dava çocukların büyükbabası tarafından açılmış, velayetin kaldırılması talepli bir davadır. Davacı olan büyükbaba, çocukların annesinin boşanma davası sonucunda velayetinin kendisine verildiğini belirtmiştir. Çocukların babası ise boşanma tarihinden sonra vefat etmiştir. Davacı olan büyükbaba, annesinin çocukları kendisine bıraktığını ve velayet görevini yerine getirmediğini, çocukları ile ilgilenmediğini belirtmiştir. Bu nedenle çocukların velayetinin anneden kaldırılmasına ve çocuklara vasi tayin edilmesini talep etmiştir. Yerel mahkeme, davalı annede bulunan velayet hakkının kaldırılmasına ve küçük çocuklara vasi tayin edilmesi için ihbarda bulunulmasına yönelik hüküm yoluna başvurulan hüküm gereği Yargıtay, dosya incelemesinde, velayet sahibi anne ile çocuk arasında menfaat çatışması olduğundan davada çocukları temsil etmek üzere kayyım atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulması, çocukları temsilen kayyımın davaya katılması sağlanarak delillerin toplanılması sonucu karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurmasını doğru bulmamıştır. Bu nedenle Yargıtay BOZMA kararı vermiştir.” Yargıtay E., 2016/11291 K.“Taraflar arasında görülen boşanma davasında, tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek mahkeme tarafların boşanması kararını vermiştir. Mahkeme, nafaka, tazminat ve velayet konusunda toplanılan delillere göre bir karar vermiştir. Ancak mahkeme, velayet düzenlemesinde, çocuğun velayetinin babaya verilmesi yönünde karar vermiştir. Dava açıldığı tarihte henüz üç aylık olan çocuk dava devamında baba yanında kaldığı dönemde, halaları fiilen bakmaya yardımcı olmuştur. Mahkeme tarafından atanan uzman ile sosyal inceleme raporu hazırlanmış ve annenin çocuk konusunda hassas olduğu, çocuğa yönelik olumsuz bir davranışının olmadığı ve psikolojik rahatsızlığının çocuklarından ayrı olması nedeniyle olarak rapor edilmiştir. Davalı annenin intihar girişiminde bulunduğu belirtilmiş olsa da bu durum mahkemede annenin çocuklara karşılık herhangi bir kötü muamelesi bulunmamaktadır, bu durum da ayrıca kanıtlanmamıştır. Çocuklar yaşları gereği anne bakımına ve şefkatine muhtaç olduğundan ortak çocukların velayetinin babaya verilmesi doğru bulunmamıştır. Yargıtay, bütün bu nedenlerle bozma kararı vermiştir.” Yargıtay 2016/8324 E., 2017/3133 K.“Davacı kurum tarafından çocuğun velayeti olan babanın velayet hakkının kaldırılmasına ve çocuk hakkında bakım tedbirinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucu, davalı babanın velayet hakkını kötüye kullandığı gerekçesi ile velayet hakkı kaldırılmış ve bakım tedbir uygulanmasına karar verilmiştir. Davalı baba tarafından mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık temyiz yoluna dosya incelemesinde, çocuğun annesinin vefat ettiğini ve velayetinin babada bulunduğunu tespit etmiştir Dava, babaya karşılık olarak kurum tarafından açılmış ancak çocuk bir kurum ya da şahıs tarafından temsil edilmemiştir. Davada, velayet sahibi baba ile çocuk arasında menfaat çatışması bulunmaktadır. Bu nedene Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’ne göre kayyım atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulması ve çocuğu temsilen kayyım atanması sağlanması gerekirken bu hususun atlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” Yargıtay 2. HD. 2017/6883 E., 2018/788 K.“Taraflar arasında görülen boşanma davasında, davalı erkek evlilikte daha ağır kusurlu kabul edilmiş ve kadının davası kabul edilmiştir. Davalı erkek, temyiz yoluna başvurarak boşanma, velayet ve fer’ileri konusundan itiraz yoluna toplanılan delillerden davacı-karşı davalı olan annenin çocukların elleri ve gözleri morarıncaya kadar dövdüğü anlaşıldığını belirtmiştir. Mahkeme, velayet düzenlemesinde çocuk yararını gözetmekle yükümlü olduğundan şiddet uygulayan bir anneye çocukların velayetinin verilmesi kararını doğru bulmamıştır. Şiddet uygulayan anneye çocukların velayetinin verilmesinin çocuk yararına olduğu düşünülemeyeceği ve bu nedenlerle çocukların velayetinin davacı-karşı davalı anneye değil babaya verilmesi yönünde hüküm kurulmasının doğru olduğundan hükmün bozulması gerekmektedir.” Yargıtay 2. HD. 2016/2170 E., 2017/7272 K.“Davacı baba, çocukların velayetinin boşanma kararı ile birlikte annesine verilen velayet hakkının değiştirilmesi talebi ile dava açmıştır. Mahkeme, annenin başka bir erkekle evli olmaksızın yaşaması ve dava devamında evlenmesi ile velayetinin değiştirilmesi sebeplerinden birisi olduğunu, annenin çocukların okula gidiş geliş saatlerinde yeterli özeni gösterilmediğinden bahisle davacının davasını kabul davalı kadının temyiz başvurusu sonucu dosyayı incelemiş ve mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma kararı vermiştir. Velayet düzenlemesinin çocuk yararına üstünlük tanınması, çocuğun bedensel ve fikri olarak en iyi şekilde gelişebilmesi sağlanmış olması gerektiği belirtilmiştir. Velayet davası, kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Mahkeme tarafından 2009 doğumlu ve 2016 doğumlu çocukların görüşünün alınarak velayete ilişkin soru sorulması doğru bulunmamıştır, çocuklar idrake sahip yaşta dava açılış ve dava devamınca velayeti değiştirecek ve velayet hakkını savsakladığına dair bir kanıt bulunamamıştır. Bunun yanında, çocukların okul servisinden anne tarafından alınması ya da başka bir erkekle evlenmesi velayetin değiştirilmesi için tek başına bir sebep unsuru teşkil etmemektedir. Bu nedenle davacının davasının kabulüne kararı bozma gerektirip reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 2. HD. 2016/16629 E., 2017/1767 K.“Davacı taraf, velayeti anneye verilen çocuğun velayetinin değiştirilmesi davası ile çocuğunun velayetini kendisine verilmesini talep etmiştir. Davalı ise davacıya cevap dilekçesi ile davacının davasının reddedilmesini talep etmiş, cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmıştır. Davalı her ne kadar tanık deliline dayanmışsa da tanık ismi dosya üzerinden ön inceleme yapmış, tahkikat aşamasına geçmiş ve tanık dinletme talebinin birinci celseye karar isimlerinin bildirilmesi belirtilmiştir. Ancak tanık isimleri bildirilmediğinden ve duruşmada hazır edilmediğinden reddine karar verilerek dosya sonuçlandırılmıştır. Yargıtay, temyiz başvurusu sonrası mahkemenin eksik inceleme ile hüküm kurduğunu belirtmiştir. Velayetin değiştirilmesine ilişkin davaların çekişmesiz yargı işi olduğunu ve re’sen araştırma ilkesi geçerli olduğunu belirterek tüm delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı vermiştir. Mahkeme, direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu, velayetin değiştirilmesine ilişkin davanın çekişmesiz yargı işi olarak düzenlendiğini ve re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu belirtmiştir. Velayetin değiştirilmesi davasında, çocuğun yararını korumak ve geleceğini güvence altına alınması benimsenmektedir. Bu nedenle velayete ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olup çocuğun üstün yararı dikkate alındığında her zaman yeniden değerlendirme ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülen hususların nazara alınması gerektiği de eklenmiştir. Bu nedenle mahkemenin tahkikat duruşması olarak birinci celseye kadar tanık isimlerinin bildirilmemesi nedeniyle tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1887 E., 2017/1196 K.“Davacı anne, eşi ile tarihinde boşandıklarını, ortak çocuklarının velayetinin kendisine verildiğini belirtmiştir. Davacı olan anne, çocuğunun annesi ile aynı soyadı taşımamasından rahatsız olduğunu, annesi ile soyadının farklı olmasından kaynaklı sorun yaşadığını, annesi olduğunu kanıtlamak amacıyla sürekli olarak nüfus kayıt örneğini ibraz etmek zorunda kaldığını belirtmiştir. Aynı zamanda babanın çocuğuna karşı ilgisiz olduğu, nafakasını da ödemediğini belirterek davacı kendi soyadının çocuğunun kullanması talebiyle dava davacının açmış olduğu davaya karşılık davanın reddine kararını vermiştir. Ret gerekçesinde ise babanın soyadını aldığını kanunen velayet hakkının alınması ile soyadının değiştirilmesinin mümkün olmadığını belirtmiş ve ergin olduktan sonra çocuğun soyadını değiştirmek için başvuruda bulunacağını belirtmiştir. Davacı, mahkemenin vermiş olduğu ret kararına karşılık itiraz ederek istinaf mahkemesine başvurmuştur. Davacının istinaf talebinin esastan reddedilmesine karşılık, davacı anne tarafından karar temyiz dosya incelemesinde, velayet hakkı verilen annenin çocuğun kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamında olduğu ve çocuğun annenin soyadını alması konusunda engelleyici bir hüküm bulunmadığı, çocuğun soyadının değiştirilmesi ile çocuğun kişisel durumunda değişiklik olmayacağı dikkate alındığında mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma kararı verilmiştir. Yargıtay, davacının açmış olduğu davanın kabulüne yönelik karar verilmesinin doğru olacağını belirtmiştir.” Yargıtay 2. HD. 2018/1306 E., 2018/4719 K.“Velayetin değiştirilmesi davasında kesin ve özel yetki kuralı bulunmaz. Ancak davalılar tarafından bu hususun ilk itiraz olarak ileri sürülmesi durumunda yetki hususu dikkate alınır. Hâkim, yetkinin kesin olmadığı hallerde, bu durumu resen nazara alamaz.” Yargıtay 20. HD. 2019/2220 E., 2019/4091 K.Velayet değiştirme davasının çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmesinin bir sonucu da Bölge Adliye Mahkemesince çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar üzerinedir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararları kesin niteliktedir, bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz. Bu sebeple, davalı-davacının bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.2. Hukuk Dairesi 2019/3013 E., 2019/5474 K. ve tarihli ilam Yani Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemez. “Davacı baba, boşanma ile velayeti davalı anneye bırakılan ortak çocuk doğumlu …’nın velayetinin değiştirilerek kendisine verilmesini talep etmiş, mahkemece davacının bu talebinin reddine karar verilmiştir. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde vermesi gereken karar; yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır. Velayet kamu düzenine dair olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu sebeple yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında yaşı sebebiyle idrak çağında bulunan ortak çocuk velayeti konusunda görüşüne başvurulmuş ise de, aradan geçen zaman ve çocuğun baba ile kişisel ilişki sırasında beyanın alınması sebebiyle ortak çocuğun bizzat ya da istinabe yoluyla; eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istedikleri konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihinin tekrardan hakim tarafından kendisine sorulması ve psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman ya da uzmanlardan 4787 Sayılı Kanun ortak çocuğun anne ve baba yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal İnceleme raporu alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocuğun menfaatine olacağı tespit edilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.” Yargıtay – 2017/2656 K.“… İdrak çağında olan müşterek çocuğun uzmanlar tarafından alınan beyanında hem annesi hem de babası ile olmak istediğini ifade ettiği, herhangi bir tercihte bulunmadığı belirtilmiştir. tarihli raporun sonuç kısmında da küçüğün kendi arzu ve isteklerini belirleyebilecek, bunları ifade edebilecek olgunlukta olduğu, bu nedenle çocuğun beyanlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca dosya içerisinde bulunan ve çocuğun devam ettiği okulda görevli olan rehber öğretmen tarafından tutulan tarihli raporda da, küçüğün içe dönük ve dalgın olduğu, konuşurken bacaklarını salladığı, sorulan sorulara “hı hı” gibi net olmayan, kolayca değiştirilebilen çelişkili cevaplar verdiği hususları dile getirilmiştir. Kaldı ki, dava tarihinden itibaren küçüğün yaşadığı veya yaşamak istediği ortamı değerlendirmesine imkân verecek, dolayısıyla velayeti konusunda görüşünün alınmasını gerektirecek ölçüde uzun süre geçtiği de nedenlerle mahkemece yapılacak iş; yeterli idrak gücüne sahip olduğu kabul edilen çocuğa, kendisini doğrudan ilgilendiren velayet konusunda danışılarak, görüşünü gerekçeleriyle birlikte ifade etme olanağının sağlanması; ifade edeceği bu görüşün, çocuğun kendi çıkarına ters düşmediği takdirde, buna önem verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.” YHGK – 2018/1278 K.“Dava, kesinleşen boşanma kararı ile birlikte velayeti anneye verilen ortak çocuk 2005 doğumlu Emre’nin velayetinin değiştirilerek babaya verilmesi istemine ilişkindir.… Somut olayda, mahkemece baba ve ortak çocuk yönünden rapor tanzim ettirilmiştir. Ancak, tarihli psikolojik danışman ve rehber öğretmen bilirkişi tarafından velayete dair düzenlenen sosyal inceleme raporu hüküm tesisi için yeterli değildir. O halde yukarıda belirtilen kıstaslar dikkate alınarak oluşturulacak üçlü heyetten her iki ebeveyn ve çocuk için bulundukları yerde inceleme yapılıp rapor alınarak, diğer delillerle birlikle değerlendirildikten sonra, gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla velayet yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay – 2017/319 K.“Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, velayetin değiştirilmesine konu davada cevap dilekçesinde tanık deliline dayanan davalının tanık isimlerini tahkikat duruşmasında bildirmesi üzerine tanık dinletme talebinin yerinde olup olmadığı noktasında 382. maddesinin birinci fıkrasında çekişmesiz yargı işlerinin neler olduğu önce genel çerçevesi belirlenerek, daha sonra da mümkün olduğunca sayılarak belirtilmiştir. Velayetin değiştirilmesi isteği de Kanunun sözü edilen maddesinde bir “çekişmesiz yargı” işi olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 385. maddesinin ikinci fıkrasında ise “çekişmesiz yargı işlerinde aksine hüküm bulunmadıkça re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu” düzenlemesine yer genel açıklamadan sonra bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunu TMK uyarınca velayet çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar. Aynı zamanda ana babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocukların şahıslarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlak sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Öte yandan ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Eş söyleyişle, velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına kamu düzenine ilişkin olup bu hususta ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun gün ve 2001/2-430 E., 2001/432 K sayılı kararında da velayetin düzenlenmesinin kamu düzenine ilişkin olduğu, usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnasını oluşturduğu benimsenerek aynı ilkeye vurgu yapılan açıklamalar karşısında velayetin kamu düzeni ile ilgili olması ve çocuğun üstün yararı da dikkate alındığında değişen şartlara göre her zaman yeniden değerlendirilmesi ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülen hususların nazara alınması mümkündür. Bu durumda somut olayda, mahkemece tahkikat duruşması olarak görülen birinci celseye kadar tanık isimlerinin bildirilmemesi ve duruşmada da hazır edilmemesi gerekçesiyle davalının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu – 2017/1887 K.“Velayetin değiştirilmesi davası, velayet hakkının anne veya babaya verilmesinden sonra velayet kendisine verilen tarafın durumunun değişmesi ve sonradan ortaya çıkan çeşitli nedenlerden ötürü velayeti alan anne ya da babanın velayet hakkını gereği gibi kullanamaması ile çocuğun menfaatinin gerektirdiği durumlarda açılan bir değiştirilmesi için bir olayın olması ve bu durumun velayet görevini aksatmış olması gerekir. Bu durum velayetin değiştirilmesini velayetin kaldırılmasından ayırır. Çünkü velayetin kaldırılmasında velayet görevinin ağır bir şekilde kötüye kullanılması veya aşırı bir şekilde ihmal edilmiş olması değiştirilmesine ilişkin şartlar TMK’da açıkça düzenlenmiştir. TMK’nın “Durumun Değişmesi” başlıklı 183. maddesinde; “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.” hükmüne yer konusu madde, velayetin değiştirilmesi sebeplerini hüküm altına almıştır. Buna göre; çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi, çocuğun fiilen velayet hakkı olmayan annede ya da babada bırakılması veyahut çocuğun üçüncü kişinin yanında bırakılması, çocuğun menfaatinin gerektirdiği nedenler örneğin sağlık, eğitim, ahlâk, güvenlik, velayeti kendisinde bulunan annenin ya da babanın yeniden evlenmesi, velayet hakkı kendisine verilen tarafın bir başka yere gitmesi, ölüm veya velayet görevinin kullanılmasının engellenmesi velayetin değiştirilmesi sebepleri olarak yukarıda sayılan sebeplerin gerçekleşmesi durumunda değişmesinin birtakım sonuçları da ortaya çıkmaktadır. Velayetin değiştirilmesi ile birlikte velayeti kendisinde bulunmayan anne veya babanın çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı bulunmakta olup, mahkemece de bu ilişkinin kurulması gerekir. Yine velayeti kendisine verilmeyen tarafın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu da unutulmamalıdır. Burada bahsi geçen katılma durumu iştirak nafakası olarak karşımıza çıkar. Bu nafaka velayetin değiştirilmesine yönelik yerel mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilmesi gereken bir nafakadır.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu -2018/1148 K.
VELAYET NEDİR?Velayet kelimesi, günlük hayatta vatandaşların sıklıkla kullandığı kelimelerden bir tanesidir. Velayet kelimesinin Türk Dil Kurumu’nda ilk karşılığı Velilik olarak gö reşit olmayan çocukların doğum anından reşit olduğu tarihe kadar geçen dönem içerisinde, çocuğun anne ve baba tarafından bakılması, eğitimi, korunması, yetiştirilmesi, sahip olduğu hakları, mallarının yönetilmesi gibi işlemlerin hepsinin yapılmasına yarayan kavrama velayet denilmektedir. Yasal olarak elinden alınmadıkça velayet hakkı anne ve babaya aittir. Türk Medeni Kanunu’nun 335. Maddenin 1. Fıkrasında da belirtildiği üzere;“Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alı olan ama yasal olarak kısıtlı olan kişilerin akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlığı, ayyaşlığı nedeniyle mahkeme kararıyla kısıtlanan kişilerin korunması, temsili veya mallarının idare etme hakkı da velayet hakkının içinde bulunan haklardı KAPSAMI NEDİR? Anne ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini gözeterek gerekli kararları alır ve anne ve babasının sözünü dinlemekle ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar. Önemli hususlarda olabildiğince çocuğun düşüncesini alıp anne ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve kanuni sebep olmadan onlardan alı ismini anne ve babası velayet hakkı ile anne ve babanın çocuk menfaati adına olan eğitim, sağlık, beslenme gibi her türlü kararların alınmasıdır. Anne ve baba çocuğun korunması için her türlü önlemi almalıdır. Anne ve baba, çocuğun üçüncü kişilere karşı yasal çocuk üzerinde üvey anne ya da babanın velayet hakkı bulunmamaktadır. Yalnızca öz anne ve babanın velayet hakkı bulunmaktadır. Ancak yine de üvey anne ya da babanın üvey çocuklarına karşılık özen, ilgi göstermelidir. VELAYET HAKKI KİME VERİLİR? Velayet hakkı sadece anne ve babaya aittir. Türk Medeni Kanunu’nun 336. Maddesinin ilk fıkrasında da belirtildiği üzere;“Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanı derecesi ne kadar yakın olursa olsun velayet hakkı verilmez, ancak vesayet hakkı verilebilir. Boşanma davası sonlanma tarihine kadar çocuğun velayet hakkı anne ve babada bulunur. Bu hak başkasına devredilemeyeceği gibi anne veya babanın bu haktan feragat etmesi de söz konusu değildir. Ancak velayet hakkı, anne veya babanın elinden yasal sebeplere dayanılarak alı Medeni Kanunu’nun 335. Maddesinin ikinci fıkrasında da belirtildiği üzere;“Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalı sebeplerin dışında velayet hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır, devredilemez ve feragat edilemez. Anneanne, dede, babaanne gibi yakın akrabaların velayet hakkı bulunmamaktadır. VELAYETİN KİME VERİLECEĞİ NEYE GÖRE BELİRLENİR?Çekişmeli boşanma davalarının çoğunda taraflar velayet hususunda uzlaşma sağlayamamaktadırlar. Hâkim, velayet hakkının kimde kalacağını belirlerken, öncelikle çocuğun menfaati ve çıkarını gözeterek karar yaş aralığında olan bir çocuk anne bakımına muhtaçtır. Hâkim genellikle bu yaş aralığında bulunan çocukların velayet hakkını anneye vermektedir. Annenin maddi durumuna ya da yaşam tarzına bakılmaksızın velayet kararı verilir, çünkü bu yaş aralığındaki çocuklar anne bakımına muhtaç çocuklardı yaş aralığında bulunan çocuk okul çağında ise hâkim ona göre bir değerlendirmede bulunacaktır. Okul çağında bulunan müşterek çocuğun hangi okula gittiği, gittiği okulun hangi ebeveynin oturduğu yere yakın olduğu, hangi ebeveynin çocuklarının dersine yardımcı olduğu ve onunla ilgilendiği gibi tüm durumlar mahkeme tarafından değerlendirmeye alınacaktır. Netice itibariyle, okul çağında olan çocuk adına verilecek olan velayet kararında çocuğun yararı ve geleceği göz önünde bulundurulacaktır. Çocuğun çıkarı hangi durumda korunacaksa velayet hakkı o tarafa verilir. Çocuk duygusal anlamda hangi tarafa daha bağlı ise velayet hakkı o ebeveyne DAVASININ HUKUKİ NİTELİĞİ NEDİR?Reşit olmayan çocuk üzerinde velayet hakkı anne ve babaya aittir. Kanuni gerekçe olmadığı müddetçe, velayet anne ve babadan alınamaz. Hâkim vasi atanmasına lüzum görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da anne ve babanın velayeti altında kalı davası; çocuğun velayeti kendisinde olmayan eşin diğer eşe karşı açtığı bir aile hukuku davası türüdür. Velayet davası aile mahkemesinde açılmaktadı sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 337, 340, 342 ve 346. maddeleri uyarınca velayet, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar. Velayet, aynı zamanda anne ve babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de içerir. Anne ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocuklarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlâk sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, anne ve babanın velayet görevlerine müdahalede bulunulması mümkün değildir. Ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, çocuğun geleceğe yönelik menfaatleridir. Başka bir ifadeyle, velayetin düzenlenmesindeki önemli nokta, çocuğun yararını korumak ve geleceğini teminat altına almaktır. Öte yandan, Türk Medeni Kanunu’nun 335 ila 351. maddeleri arasında düzenlenen velayete ilişkin hükümler kural olarak, kamu düzenine ilişkindir ve velayete ilişkin davalarda hakimin kendiliğinden araştırma ilkesi çerçevesinde yargılama yapması gerekir. Yani bu davaları yürüten hâkim, tarafların isteği ile bağlı değildir. Velayetin değiştirilmesine yönelik istem incelenirken ebeveynlerin istek ve tercihlerinden ziyade çocuğun üstün yararı göz önünde tutulur. Bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-3117 Esas, 2018/1278 Karar sayılı ilamında açık bir şekilde ortaya koyulmuştur. VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ NEDENLERİ NELERDİR?Velayetin değiştirilmesi davası, velayet hakkının anne veya babaya verilmesinden sonra velayet kendisine verilen tarafın durumunun değişmesi ve sonradan ortaya çıkan çeşitli sebeplerden ötürü velayeti alan anne ya da babanın velayet hakkını olması gerektiği gibi kullanamaması ile çocuğun menfaatinin gerektirdiği durumlarda açılan bir davadı değiştirilmesi davasının kabul edilebilmesi için somut bir durumun olması ve bu durumun velayet görevini aksatmış olması gerekir. Bu husus velayetin değiştirilmesi kavramını velayetin kaldırılması kavramından ayırır. Çünkü velayetin kaldırılmasında velayet görevinin ağır bir şekilde kötüye kullanılması veya aşırı bir şekilde ihmal edilmiş olması aranı değiştirilmesine ilişkin koşullar Türk Medeni Kanunu’nda açık bir şekilde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun “Durumun Değişmesi†başlıklı 183. maddesinde; “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alı hükmüne yer konusu maddede, velayetin değiştirilmesini gerektiren nedenler hüküm altına almıştır. Buna göre; çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi, çocuğun fiilen velayet hakkı olmayan annede ya da babada bırakılması veyahut çocuğun üçüncü kişinin yanında bırakılması, çocuğun menfaatinin gerektirdiği nedenler örneğin sağlık, eğitim, ahlâk, güvenlik, velayeti kendisinde bulunan annenin ya da babanın yeniden evlenmesi, velayet hakkı kendisine verilen tarafın bir başka yere gitmesi, ölüm veya velayet görevinin kullanılmasının engellenmesi velayetin değiştirilmesi sebepleri olarak sayı nedenlerin gerçekleşmesi durumunda, velayetin değiştirilmesinin bazı sonuçları da ortaya çıkmaktadır. Velayetin değiştirilmesi ile birlikte velayeti kendisinde bulunmayan anne veya babanın çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı bulunmakta olup, mahkemece de bu ilişkinin kurulması gerekir. Velayeti kendisine verilmeyen tarafın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu da unutulmamalıdır. Burada açıklanan giderlere katılma durumu iştirak nafakası olarak karşımıza çıkar. Bu nafaka velayetin değiştirilmesine yönelik yerel mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilmesi gereken bir nafakadır. Bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-2486 Esas, 2018/1148 Karar sayılı ilamında açık bir şekilde ortaya koyulmuştur. ÇOCUĞA UYGULANAN ŞİDDET VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI İÇİN GEÇERLİ BİR SEBEP MİDİR?Boşanma davalarında ya da velayetin değiştirilmesi talepli davalarda, çocuğun hangi ebeveynde kalması çocuğun menfaatine olacak ise hâkim ona göre velayet kararı verilecektir. Çocuğun velayet hakkını alan ya da alacak olan ebeveynden fiziksel şiddet görmesi durumunda hâkimin velayete ilişkin kararını bu durumu göz ardı etmeden vermesi ilişkin karar verilirken çocuğun yaşı oldukça önemlidir. Milletlerarası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre on iki yaşına gelmiş olan çocuğun idrak yaşında olduğu kabul edilir. Bu sebeple çocuğa hangi ebeveynde kalmak istediği mahkeme huzurunda sorulabilir. Mahkeme, bu davalarda çocuğun tarafındadır. Mahkeme, idrak yaşındaki çocuğun isteğiyle birlikte sosyal inceleme raporu sonucunda tercih edilen ebeveynin çocuğun bakım ve gözetimi konusundaki yetisine ilişkin değerlendirmeyi de göz önünde bulundurarak bir karar yaşında olmayan ve bu sebeple mahkeme huzurunda dinlenemeyen çocuğun velayeti ise sosyal inceleme raporu doğrultusunda değerlendirmeye alınacaktır. Bu durumda çocuğun şiddete uğradığı ve bu şiddet nedeniyle mağdur olduğuna dair kuvvetli deliller sunulursa mahkeme bu hususu gözeterek velayet kararını tayin edecektir. Çocuğun şiddet gördüğünü ispat edecek deliller hukuka uygun deliller olmalıdır. ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASININ SONRASINDA VELAYET DEĞİŞTİRİLEBİLİNİR Mİ?Anlaşmalı boşanma davaları, her iki tarafın boşanmanın tüm hukuki sonuçları üzerinde uzlaşarak boşandıkları bir dava türüdür. Bu davalarda, boşanmanın hukuki sonuçlarından biri olan velayet hususunda da anlaşmaya varılıp ortak bir karar verilmektedir. Ancak ilerleyen zamanlarda değişen durumlar olabilmekte ya da çocuğun menfaati gereği velayetin el değiştirilmesi gerekebilir. Velayet kararı kesin verilmiş bir hüküm değildir. Mevcut durumun değişmesi durumunda velayet kararı da değiştirilmesi için açılacak olan velayet davası herhangi bir süreye tabi tutulmamıştır. Ancak bu davaların kabul edilebilmesi için velayet hakkının değiştirilmesinin çocuk için daha yararlı olacağının ispat edilmesi DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASINDA ZAMANAŞIMI MEVCUT MUDUR?Velayetin değiştirilmesi davasının çocuğun menfaatine yönelik bir davadır. Bu davanın amacı değişen koşullardan çocuğun olumsuz etkilenmemesini sağlamaktır. Velayetin değiştirilmesini gerektirecek durumlar her zaman oluşabileceğinden velayetin değiştirilmesi davasını açmak için belirli bir zamanaşımı süresi DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME HANGİSİDİR?Velayetin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemeleri’nin olmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli mahkeme sıfatını taşır. Yetkili mahkeme ise velayetinin değiştirilmesi istenen çocuğun ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak yer yönünden yetki hususu kesin bir şekilde ortaya koyulmamıştır. Yargıtay kararlarıyla, velayetin değiştirilmesi davasının aynı zamanda davacının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği hükme bağlanmıştı DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI NE KADAR SÜRER?Velayetin değiştirilmesi davası ne kadar süreceğini kesin bir şekilde söyleyebilmek mümkün değildir. Davanın açıldığı şehirdeki mahkeme, bu mahkemenin yoğunluğu, dava devam ederken ortaya konulacak deliller, tanıklar ve bilirkişilerin dinlenilmesi gibi durumlar velayetin değiştirilmesi davasının ne kadar süreceğine etki edebilecek durumlardır. Hukuki bilgi eksikliği nedeniyle yapılacak hatalar, dava sürecinde yavaşlamaya ve önemli süre kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle, velayet davası aile hukuku konusunda uzman bir avukat aracılığıyla yürütülürse davanın daha kısa süre içerisinde sonuçlanması sağlanabilir. VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DURUMUNDA İŞTİRAK NAFAKASI NE OLACAKTIR? İştirak nafakası boşanma sonrasında çocukların mağdur olmamasına yönelik bir nafakadır. İştirak nafakası, ebeveynlerin çocuklara bakma yükümlülüğünden doğmaktadır. Ebeveynler, müşterek çocuklarının bakım giderlerini karşılamakla yükümlüdürler. Boşanma gerçekleşip çocukların velayeti taraflardan birine verildiğinde diğer tarafın çocuklara yönelik bakım yükümlülüğü hala devam etmektedir. İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen tarafın, çocukların bakım ve eğitim giderlerine yönelik ödemesi için takdir edilen nafaka türüdür. İştirak nafakası hakkında detaylı bilgi için İştirak Nafakası ve Şartları konulu makalemizi nafakası alma hakkı olan taraf velayet kendisinde olan taraf olduğundan velayetin değiştirilmesiyle iştirak nafakasının kime verileceği hususu da değişime uğrayacaktır. Çocuğun velayeti ve giderleriyle kim ilgileniyorsa, diğer eş uygun oranda velayet sahibi eşe iştirak nafakası ö DEĞİŞTİRİLMESİNİN HUKUKİ SONUÇLARI NELERDİR?Velayetin değiştirilmesi davası sonucu, davacının talebi kabul edilerek çocuğun velayeti kendisine verildiği takdirde hüküm ona göre kurulacaktır. Çocuğun velayet hakkını alan ebeveyn ve diğer ebeveyn açısından yeni bir hüküm kurulması velayet hakkını alan ebeveynin hükümle birlikte velayet hakkı kendisine geçecektir. Diğer ebeveynle çocuk arasında da mahkemece kişisel ilişki kurulmalıdır. Mahkeme velayet hakkını değiştiren ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki günleri belirleyecektir. Bunun yanında velayeti alan ebeveyne çocuk adına iştirak nafakasının ödenmesi yönünde bir karar verilecektir. Her iki ebeveyn çocukların eğitim, sağlık, beslenme gibi giderlerine ekonomik güçleri oranında katılmakla DAVASINDA YARGILAMA USULÜ NE ŞEKİLDEDİR?Velayet davası, basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama usulü, diğer yargılama usullerinden daha farklıdır. Basit yargılama usulüne tabi olan davalar diğer davalara nazaran daha kısa sürmektedir. Hâkim basit yargılama usulüne tabi olan davalarda duruşma yapmadan dahi dosya üzerinden kanaate ulaştığı takdirde karar yargılama usulüne tabi olan velayet davasında, dilekçeler aşaması da yazılı yargılama usulüne tabi davalardan daha kısa sürmektedir. Basit yargılama usulüne tabi davalarda dilekçeler aşaması, dava dilekçesi ve cevap dilekçesinden ibarettir. Dilekçe aşamasının tamamlanmasından sonra hâkim, duruşma yaparak kararını tayin edecek ise duruşma gününü belirleyecektir. Dosya süreci kısa süreceğinden dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde belirtilen belgelerin dilekçe ekinde sunulması taraflar dilekçenin eklerinin açıklandığı kısma, getirilmesi istedikleri belge ve delillerin nerelere yazı yazarak getirilebileceğini de bildirilmelidir. Mahkeme, delillerin toplanmasından sonra bir karara varacaktır. Netice itibariyle, basit yargılama usulüne tabi olan velayet davası, kamu düzenine ilişkindir. Çocuğun velayeti, çocuğun üstün yararı ilkesi göz önünde tutularak tayin edilmelidir. Bu sebeple mahkemenin tüm delilleri toplayıp o doğrultuda karar vermesi DAVASINDA RE’SEN KENDİLİĞİNDEN ARAŞTIRMA İLKESİNİN YERİ NEDİR?Velayet davaları, kamu düzenine ilişkin bir davadır. Bu nedenle velayete ilişkin davalarda re’sen araştırma ilkesi uygulanmaktadır. Re’sen araştırma ilkesi, tarafların davaya konu edilecek olan belgelerin getirilmesi yanında hâkimin kendiliğinden araştırması manasına gelmektedir. Hâkim, tarafların getirmiş olduğu delillerin yanında, getirilmeyen delilleri de göz önünde bulundurmalıdı araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı uygulanmayacaktır. Bu nedenle yargılama aşamasında davayı etkileyecek yeni vakıaların öne sürülmesi hukuken mümkündür. Bunun yanında ikrar yani kabul, hâkimi bağlamayacaktır. Hâkim, gerçek olarak görünmeyen iddiaların varlığı halinde gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla araştırma yapmakla yükümlüdür. Bu nedenle kendiliğinden araştırma ilkesinin geçerli olduğu velayet davalarında, hâkim sosyal inceleme uzmanına velayete ilişkin araştırma yapıp görüş bildirmesi için rapor hazırlanmasını talep KALDIRILMASI DAVASI NEDİR? Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen çocuğun korunmasına ilişkin önemlerden sonuç alınamazsa anne veya babanın velayet hakkının kaldırılması söz konusu olabilir. Bu hususun nedenleri Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesinde sayılmıştır“Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir Değişik 1/7/2005-5378/38 md. Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması. Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları hakkı anne ve babadan alınan çocuğa vasi atanı KALDIRILMASI ŞARTLARI NELERDİR?Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz kalacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hallerde velayetin kaldırılmasına karar verir Anne ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri nedenlerden biriyle velayet görevini olması gerektiği gibi yerine Anne ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.Velayet anne ve babanın her ikisinden de kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanmalıdı kararında aksi belirtilmediği müddetçe, velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsayacaktır. Mahkeme, bir çocuk ile ilgili velayet hakkının kaldırılmasına karar verirken, velayetin kaldırılması gerekmeyen diğer çocuklar hakkında da velayetin kaldırılmasına yer olmadığına karar vermelidir. Aksi halde diğer çocuklar açısından da velayet kaldırılmış olacaktı HAKKININ KÖTÜYE KULLANILMASI VE VELAYETİ İHLAL DURUMUNDA VELAYETİN KALDIRILMASI SÖZ KONUSU OLUR MU?Boşanma davasının sonrasında nafaka ve velayet gibi hususlar mahkeme tarafından sonuca bağlanmaktadır. Davanın sonunda velayet hakkı kendisinde bulunan taraf lehine iştirak nafakasına hükmedilmektedir. Bu nafakayı alabilme düşüncesiyle, maddi kaygılar gözeterek velayet talebinde bulunan eş velayeti ihlal etmiş ve velayet hakkını kötüye kullanmış olacaktır. Çocuğun menfaati yerine maddi kaygılarla velayeti istemek velayet hakkının kötüye kullanılmasıdır. Velayet hakkı bu şekilde ihlal edildiği takdirde durumunun ispatı halinde velayetin değiştirilmesine hakkına ilişkin olarak mahkeme tarafından verilen karar kesin hüküm içeren bir karar değildir. Velayet hakkına ilişkin verilen mahkeme kararı bu yönüyle nafaka kararından farklılık gösterir. Değişiklik gösteren hayat koşulları, velayet hakkını alan tarafın çocuğun menfaatine göre hareket etmemesi gibi birçok faktör sebebiyle velayeti almak isteyen taraf velayetin değiştirilmesi davası aç değiştirilmesi davası için belli bir kısıtlayıcı süre öngörülmemiştir. Çocuğun menfaati zedelendiği durumlarda süre kısıtlaması olmadan velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Velayetin değiştirilmesi davasında, hâkim, kesinlikle sosyal inceleme raporunun düzenlenmesini talep edecektir. Bu rapor ile çocuğun hangi ebeveynde kalmasının çocuğun menfaatine olacağı ya da velayetin değiştirilmesinin lüzumlu olup olmadığı ortaya koyulacaktır. Hâkim, sosyal inceleme raporundaki uzman görüşü ve mahkemece toplanılacak olan başkaca deliller sonrasında velayetin değiştirilip değiştirilmemesi gerektiğine dair bir hüküm kuracaktı VE BABANIN YENİDEN EVLENMESİ HALİNDE VELAYET KALDIRILIR MI? Velayete sahip anne veya babanın yeniden evlenmesi, velayetin kaldırılmasını gerektirecek bir durum değildir. Fakat müşterek çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve şartlara göre velayet kaldırılarak çocuğa vasi de KALDIRILMASI DURUMUNDA ANNE VE BABANIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?Velayetin kaldırılmış olsa dahi anne ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam ve babanın durumu müşterek çocuğun giderlerini karşılamaya yetmiyorsa bu giderler Devlet tarafından karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdı HAKKINA SAHİP ANNE VEYA BABANIN ÖLÜMÜ DURUMUNDA VELAYET DOĞRUDAN SAĞ KALAN TARAFA GEÇER Mİ?Velayet hakkını elinde bulunduran taraf vefat ettiği takdirde, velayet hakkı kendiliğinden sağ olan ebeveyne geçmemektedir. Çocuğun velayetinin anne ve babadan birisine verilmesi asıl olandır. Ancak; anne ve babanın velayet görevini yapamayacak durumda olması veya çocuğun velayet altında bırakılmasının, çocuğun fikri, bedeni, sağlık ve eğitsel gelişimi yönünden üstün yararına aykırı düşeceğinin anlaşılması halinde; çocuğun velayet altına alınmayıp, kendisine bir vasi atanması da mümkündür. Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 335. maddesi’nde hüküm altına alınmıştır. VELAYET DAVASINDA HER AŞAMADA DELİL SUNULABİLİNİR Mİ?Velayetin değiştirilmesi isteği kanunun ilgili maddesinde bir “çekişmesiz yargı†işi olarak düzenlenmiştir. Çekişmesiz yargı işlerinde aksine hüküm bulunmadıkça re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu da hüküm altına alınmıştır. Türk Medeni Kanunu uyarınca velayet çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar. Aynı zamanda anne babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de iç kamu düzenine ilişkin olup bu hususta ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur. Öyle ki Hukuk Genel Kurulunun gün ve 2001/2-430 E., 2001/432 K sayılı kararında da velayetin düzenlenmesinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnasını oluşturduğu benimsenerek aynı ilkeye vurgu yapılmıştı kamu düzeni ile ilgili olması ve çocuğun üstün yararı da dikkate alındığında değişen şartlara göre her zaman yeniden değerlendirilmesi ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülen hususların nazara alınması mümkündür. Bu nedenle velayet davasının her aşamasında delil sunulabilmesi mümkündür. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-1887 esas, 2017/1196 karar sayılı kararda açıkça ortaya DEĞİŞMESİ VELAYETİ NE ŞEKİLDE ETKİLEYECEKTİR?Durumun değişmesi halinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara adapte edilmesi kaldırılmasını gerektiren gerekçe ortadan kalkmışsa hâkim, kendiliğinden ya da anne veya babanın talebi üzerine velayeti geri DAVASINDA İDRAK YAŞI KAÇTIR?Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre çocuğun idrak yaşı, 8 yaş veya üstüdür. 8 yaş veya bu yaşın üzerinde olan çocukların görüşü alınmadan velayetin düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kaldırılması mümkün değildir. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-3117, Esas 2018/1278 Karar sayılı kararda hüküm altına alınmıştır. VELAYET DAVASINDA İDRAK YAŞINDAKİ ÇOCUĞA GÖRÜŞÜ SORULUR MU?Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin, iç hukuk tarafından çocuğun idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda, çocuğa adli merci önündeki kendilerini ilgilendiren davalarda kendi görüşünü ifade etmesine müsaade edilmesini ve yüksek çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde ifade ettiği görüşe gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Velayet davalarında mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun olası sonuçlar hakkında bilgilendirilerek velayeti ile ilgili tercihinin sorulması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çocuğun üstün yararının velayetinin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında olduğunun saptanması ve hâsıl olacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2017/226 Esas, 2017/1180 Karar sayılı ilamı bu hususu açıklar DAVASINDA ÇOCUKLA KİŞİSEL İLİŞKİNİN ENGELLENDİĞİ İDDİASININ ARAŞTIRILMASI GEREKİR Mİ?Velayeti elinde bulunduran taraf, diğer tarafın müşterek çocukla kişisel ilişki kurmasını engelliyorsa bu durum velayet davasının seyrini etkileyecektir. Mahkeme velayete ilişkin davalarda çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenip engelletilmediğini araştırmalıdır. Mahkeme bu amaç doğrultusunda tanık dinleyebileceği gibi sosyal inceleme raporu da aldırabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/7741 Esas, 2017/1217 Karar sayılı ilamı bu hususu açıklar KENDİSİNDE OLMAYAN EŞ ÇOCUĞUN GİDERLERİNE KATILMAK ZORUNDA MIDIR? Tür Medeni Kanunu’nda velayetin kullanılması hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik olanakları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken anne ve babanın ekonomik durumları göz önünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev sebebiyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/19212 Esas, 2017/662 Karar sayılı ilamı bu hususu açıklar DAVASINDA UZMAN RAPORU ALINMASI GEREKİR Mİ?Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesi; iç hukuk bakımından idrak çağında bulunan çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Velayet, çocukları ilgilendiren konuların en önemlilerindendir. Velayetin değiştirilmesinin gerekip gerekmediği konusunda; mahkemece uzman incelemesi yaptırılması gerekmektedir. İdrak yaşındaki müşterek çocuk; sonuçları hakkında bilgilendirilerek velayet tercihi konusunda bizzat görüşleri alınmadır. Bu yeterli olmadığı takdirde 4787 Sayılı Kanun’un 5. maddesinde gösterilen uzman veya uzmanlardan velayet konusunda rapor alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle velayetin düzenlenmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/24437 Esas, 2017/300 Karar sayılı ilamı bu hususu açıklar DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASINDA ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI İLKESİNİN YERİ NEDİR?Velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır. 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, her iki ebeveynin yaşadıkları yerde ve çocukla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip; tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması ve diğer deliller de göz önüne alınmak suretiyle ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocuğun menfaatine olacağı tespit edilerek velayet konusunda bir karar verilmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/23759 Esas, 2017/319 Karar sayılı ilamı bu hususa DÜZENLEMESİNDE KARDEŞLER ARASINDAKİ İLİŞKİ NE ŞEKİLDE BELİRLENİR?Velayet kendisine bırakılmayan müşterek çocukla diğeri arasında kişisel ilişki düzenlenirken kardeşlerin birbirini görmelerine olanak sağlayıcı şekilde düzenleme yapılması kardeşlik ilişkisinin gelişmesi için önemlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/10906 Esas, 2017/948 Karar sayılı ilamında bu husus konu BİRLİĞİ İÇERİSİNDE VELAYET NASIL KULLANILIR?Evlilik devam ettiği müddetçe anne ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hâkim, velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet, anne ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa VE BABANIN EVLİ OLMAMASI HALİNDE VELAYET NASIL KULLANILIR?Anne ve baba evli değilse velayet anneye aittir. Anne küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velayeti babaya VELAYET NEDİR?Ortak velayet ile eşler, evliliğin sona ermesi ile çocukları ile ilişki ve medeni haklarından eşit şekilde yararlandığı bir düzenlemedir. Aslında ortak velayet, çiftlerin evlilik içerisinde çocuklar adına kullanmış olduğu hak ve ödevlerin uzun zamandır yer almayan bu uygulama, başka ülkelere ait kanunlarda uzun süredir yer almakta ve uygulanmaktadır. Ancak kanun olarak yürürlüğe giren bir düzenleme olmayıp Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası anlaşmanın onaylanması ile yorum yoluyla uygulanmaktadır. Çocuğun velayetinin yalnızca anneye verilmesi halinde baba açısından bazı problemler ile karşılaşılabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ilişkin ortak velayete hükmedilmesinin çocuk ve ebeveynler açısından yararı daha fazla velayete hükmedilebilmesi için bazı şartların var olması ön görülmüştür Öncelikle çocuğun yararı olmalıdı Anne ve babanın ortak velayete ilişkin ortak iradede bulunmaları Anne ve babanın ortak velayete ilişkin ortak iradesini mahkemeye yazılı olarak beyan etmesi Anne ve babanın ortak velayet hususundaki ortak iradede olduklarına dair hâkimin kanaat getirdiği ve bu konuda tarafların ileride sorun yaratmayacağına dair öngörüsü olmalıdı Hâkimin ortak velayet kararına ilişkin takdir yetkisi tanınmaktadır. Ortak velayete ilişkin çocuk yararını gözeterek takdir yetkisinde bulunmaktadı tarafından verilen velayet kararı, her daim kesin hüküm oluşturmamaktadır. Unutulmamalıdır ki velayet, kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple hâkimin ortak velayete ilişkin kurmuş olduğu hüküm, kesin bir hüküm değildir. Koşulların değişmesi halinde yeniden velayete ilişkin bir dava açılarak velayet konusunda yeni bir karar verilmesi talep velayete ilişkin düzenlemede, nafaka hususu da çok sık sorulan sorular arasındadır. Nafaka konusunda da hâkim tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması sonrasında bir karara varacaktı ÇOCUKLARIN VELAYETİNİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle çocuğu üzerinde velayeti kullanan eşe diğer eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve şartlar zorunlu kıldığı ölçüde çocuğun ihtiyaçları için onu temsil ALTINDAKİ ÇOCUĞUN EĞİTİMİ KONUSUNDA VELİNİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?Anne ve baba, çocuğu imkânlarına göre eğitirler ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlar ve ve baba çocuğa, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü olanlara, yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve mesleki bir eğitim dini eğitimini belirleme hakkı anne ve babaya ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geç dinini seçmekte ö ALTINDAKİ ÇOCUĞUN TEMSİL EDİLMESİ NE ŞEKİLDE GERÇEKLEŞİR? Anne ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velayetteki temsilde de uygulanı ALTINDAKİ ÇOCUĞUN FİİL EHLİYETİ HUKUKEN NE ŞEKİLDEDİR?Velayet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti borçlarından annr ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile ALTINDAKİ ÇOCUK AİLEYİ TEMSİL EDEBİLİR Mİ?Velayet altındaki çocuk, ayırt etme gücüne sahip ise anne ve babanın rızasıyla aile adına hukuki işlemler yapabilir; bu işlemlerden dolayı anne ve baba borç altına ALTINDAKİ ÇOCUK HANGİ DURUMLARDA KURUMLARA YERLEŞTİRİLİR?Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş halde kalırsa hâkim, çocuğu anne ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, anne ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkim aynı önlemleri ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdı İLE ANNE VE BABASI ARASINDAKİ HUKUKİ İŞLEMLERİN BAĞLAYICILIĞI NE ŞEKİLDEDİR?Çocuk ile anne veya baba arasında ya da anne ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdı ALTINDAKİ ÇOCUĞUN KORUNMASI İÇİN NE GİBİ ÖNLEMLER ALINABİLİNİR?Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, anne ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alı SAHİBİ ANNENİN ÇOCUĞUN SOYADINI DEĞİŞTİRMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?Yargıtay, velayet hakkı verilen annenin çocuğun kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamında olduğu ve çocuğun annenin soyadını alması konusunda engelleyici bir hüküm bulunmadığını, çocuğun soyadının değiştirilmesi ile çocuğun kişisel durumunda değişiklik olmayacağını gerekçe göstererek velayet sahibi annenin çocuğun soyadını değiştirmesinin mümkün olduğunu söylemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/1306 Esas, 2018/4719 Karar sayılı ilamında bu husus detaylarıyla açıklanmıştı soyadının değiştirilmesi için açılacak olan davalarda görevli mahkeme, aile mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin olmadığı yerlerde görevli mahkeme ise asliye hukuk mahkemeleridir. Davanın görevli mahkemede açılmaması halinde mahkeme görevsizlikten ret kararı durum evlilik dışı doğan çocuğun soyadının değiştirilmesi için de geçerlidir. Evlilik dışı doğan çocuğun soyadının değiştirilmesi için görevli mahkeme aile Gökhan Sarı Hukuk BürosuHukuki sorunlarınıza dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı sitemiz üzerinde bulunan Whatsapp iletişim butonunu kullanarak bize yöneltebilirsiniz.
İHAOluşturulma Tarihi Mayıs 25, 2020 0945Eşinden ayrılan kadın, velayeti kendisine verilen çocuğunun soyadını artık değiştirebilecek. Çocuğun eğitim hayatında karşılaştığı zorlukları gerekçe gösteren bir kadın, çocuğuna kendi soyadını vermek için yargıya müracaat etti. Davada son noktayı koyan Yargıtay, çocuğun soyadının annenin soyadı olarak değiştirilmesinin çocuğun üstün yararına olacağına 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan'ın sosyal medya hesabından geçtiğimiz günlerde 'Tarihi kararımız' diye duyurduğu boşanmış kadının velayeti kendisine verilen çocuğuna soyadını verebileceği yönündeki kararın gerekçesi isimli kadın eşi boşandı. Çiftin çocuğu velayeti annesine verildi. Okula başlayan ortak çocuğun İ. olan soyadı ile kendisinin evlenmeden önceki soyadı olan K. soyadlarının farklılığı sebebiyle günlük işlemlerde sorun yaşadığını belirten çocuğuna kendi soyadını vermek için mahkemeye müracaat etti. Davacı anne, mahkemede verdiği ifadesinde çocukla ilgili işlemlerde annesi olduğunu belgelemek için nüfus kayıt örneği ile boşanma ilamını ibraz etmek zorunda kaldığını, davalı babanın ortak çocuğa ilgisiz olduğunu kaydetti. Babasının çocukla uzun süredir görüşmediğini ve nafaka ödemediğini, çocuğun da anne ile kendi soyadının farklı olmasından rahatsız olduğunu ve anne ile aynı soyadını taşımak istediğini iddia çocuğun soyadının davacı annenin soyadı olan K. olarak değiştirilmesini talep etti. Mahkeme, evlilik birliği içinde doğan çocuğun Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesine göre babanın soyadını aldığını, çocuğun soyadının bu suretle belirlendikten sonra onun soyadını velayet hakkına dayanarak değiştirmenin kanun maddesindeki düzenleme karşısında mümkün olmadığına AYKIRI BULUNDUMahkeme, çocuğun soyadının ancak ergin olduktan sonra annesinin soyadıyla değiştirebileceğine karar verdi Davacının istinaf talebi üzerine devreye giren Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, davacının talebini reddetti. Hukuk mücadelesini sürdüren kadın kararı temyiz edince bu kez devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında Anayasa Mahkemesi'nin benzer bir davada velayeti kendisine verilen annenin çocuğuna soyismini verememesini Anayasa’ya aykırı bularak yerel mahkemeye gönderdiği hatırlatıldı. Kararda velayet hakkına sahip davacı annenin soyadlarının farklı olmasından çocuğun rahatsız olduğunu ve anne ile aynı soyadını taşımak istediğini ileri sürdüğü belirtildi. 9 Nisan 2018 tarihli kararda şu ifadelere yer verildi"Davacı tanıkları da davalı babanın çocuğuna ilgisiz olduğunu, yaklaşık üç yıldır babanın çocuğunu görmeye gelmediğini, çocuğun birlikte yaşadığı anne ile aynı soyadını taşımamaktan rahatsız olduğunu belirtmişlerdir. Anne ile aynı soyadını taşımak isteğini sürekli dile getirdiğini, kendisini tanıtırken soyadını annenin soyadı olan K. olarak ifade ettiğini beyan etmişlerdir. Çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmesi halinde çocuğun üstün yararı bakımından ruhsal gelişiminin olumsuz etkileneceği ileri sürülmediği gibi, az önce açıklanan tanık beyanlarından çocuğun soyadının annenin soyadı olarak değiştirilmesinin çocuğun üstün yararına olabileceği anlaşılmaktadır. Velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu ortadadır. Velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği anlaşılmaktadır. Evlilik birliği içinde doğan çocuğun taşıdığı ailenin soyadını, evlilik birliğinin sona ermesi ile kendisine velayet hakkı tevdi edilen annenin kendi soyadı ile değiştirmesini engelleyici yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Somut olayda söz konusu değişikliğin çocuğun üstün yararına da aykırı bulunmadığı ve çocuğun soyadı değişmekle kişisel durumunun değişmeyeceği dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesi'nin benzer olaylarda verdiği hak ihlaline ilişkin kararları da gözetilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. İlk derece mahkemesi olan Aile Mahkemesi'nin tarihli kararının bozulmasına oy birliği ile karar verildi."BU VİDEO İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Velayeti annede olan çocuğun soyadını değiştirme, velayeti annede olan çocuğun soyadı, Velayeti alan annenin çocuğuna soyadını vermesi, Velayet sahibi annenin çocuğuna kendi soyadını vermesi. Velayet altındaki çocuğun annenin kızlık soyadını alması, Velayeti Annede olan çocuğa pasaport çıkarılması, Çocuğun Velayetini alan annenin çocuğa kendi soyadını vermesi, yargıtay kararı. Velayet altındaki çocuğun soyadının değiştirlmesi mahkeme kararları. velayeti annede olan çocuğun, babası tarafından kaçırılması, Velayet hakkı çocuğun onsekiz yaşını tamamlamasına kadar devam eden geçici bir YARGITAY 18. Hukuk Dairesi Esas No 2013/9343 Karar No 2013/10704 Karar Tarihi Y A R G I T A Y İ L A M I Dava dilekçesinde, boşanma nedeni ile velayeti davacı anneye verilen Ege Eren'in "Ersaraç" olan soyadının "Gega" olarak değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Nüfus Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü Davacı dava dilekçesinde; eski eşi Ersan Ersaraç ile olan evliliklerinden oğlu Ege Eren Ersaraç'ın dünyaya geldiğini, daha sonra aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle boşandıklarını ve küçüğün velayetinin kendisine verildiğini, boşanmadan dolayı kendi soyadı ile oğlu Ege Eren'in soyadlarının farklı hale geldiğini, bu durumun çocuğu okulda rahatsız ettiğini, kendisini de resmi işlemlerde zora soktuğunu ileri sürerek Ege Eren Ersaraç'ın soyadının annesinin soyadı olan Gega şeklinde değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacı ile dava dışı Ersan Ersaraç'ın evliliklerinden tarihinde soyadının değiştirilmesi istenen Ege Eren Ersaraç'ın dünyaya geldiği, davacı Hülya ile Ersan Ersaraç'ın Ümraniye 1. Aile Mahkemesinin gün 2008/1225-1110 sayılı kararı ile boşandıkları, mahkemece dava dışı baba ile çocuk Ege Eren Ersaraç arasında şahsi ilişki tesisine karar verildiği, Ege Eren'in velayetinin davacı anne Hülya Gega'ya bırakıldığı anlaşılmaktadır. 2525 sayılı Soyadı Kanununun ikinci fıkrasının “evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği soyadı alır” şeklindeki birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden sonra bilhassa boşanmalar sebebiyle somut olayda olduğu gibi zaruri nedenlerle velayetin anneye bırakılması hallerinde velayet hakkına sahip annelerin çocuklarına kendi soyadlarını vermek için bir çaba içine girip bu tür soyadı değişikliği davalarını açtıkları sayılı Kanunun düzenlemenin, Yasanın genel gerekçesinden de anlaşılacağı gibi Soyadı Kanununun, ilk defa soyadı alınması ile ilgili olduğu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 321. maddesindeki hüküm karşısında, bu kuralın günümüzde sadece bazı istinai durumlarda uygulanabilmesinin söz konusu olduğu Anayasa Mahkemesince de kabul edilmektedir. Yüksek Mahkeme sözü edilen maddeyi Türk Medeni Kanununun 335 ve 366. maddeleriyle Anayasanın 10. ve 41. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptal etmiştir. Tüm bu maddeler, velayet hakkının kullanılmasında kadın ve erkeğin birbirlerine eşit oldukları ilkesini ön plana çıkarmaktadır. Eski 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun eşitliğe aykırı hükümleri, bu yasanın yürürlükten kaldırılmasıyla son bulmuştur. Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi hükümleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında da çok geçerli nedenlerin varlığı dışında yalnızca cinsiyete dayalı bir farklı muamelenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağını ihlal ettiği kabul edilmektedir. Eşitlik ilkesi, Anayasa Mahkemesinin kararında da değinildiği gibi aynı konumda bulunan kadın ve erkeğin yasalar önünde eşit haklara sahip olmasını gerektirir. Durumdan vazife çıkartarak ya da geçici elde edilmiş bazı hak ve imkanlardan yararlanarak kadın veya erkeğin kendi lehine bir üstünlük yarışına girmesine yasalar milli ve evrensel hukuk düzeni izin vermez. İptal kararına konu olan yasa maddesini Kanunun kabul edildiği tarihinin koşullarına göre misyonunu tamamlamış bulunmaktadır. Aradan geçen zaman içinde yukarıda kısmen değinilen hukuki gelişmeler karşısında iptalinden başka bir çare de kalmamıştır. Bununla birlikte 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 321. maddesi Anayasa Mahkemesinin incelemesinden geçmiş olup “çocuk, ana ve baba evli ise ailenin” soyadını taşıyacağı hükmünün anayasaya aykırı olmadığına karar vermiştir. Buradaki “aile” deyiminden babanın anlaşılacağı Anayasa Mahkemesince de kabul edilmiştir Anayasa Mahkemesinin gün ve 2005/114-2009/105 sayılı kararı. Buna karşılık Türk Medeni Kanununun sözü edilen bu maddesindeki “evli değilse ananın” ibaresi Anayasanın 10 ve 41. maddelerine aykırı bulunarak baba lehine iptal edilmiştir. Bu madde iptal edilmezden önce anne ve babanın sonradan evlenmesi Türk Medeni Kanununun 292. maddesi ile yine, aynı Kanunun 27. maddesine bağlı haklı nedenlerden dolayı soyadının değiştirilmesi halleri dışında çocuk babanın soyadını tanıma vs. sebeplerle alamamakta idi. O halde bir çocuğa soyadı verilmesi için o çocuğun doğum tarihinde annesi ile babasının evli olup olmadığına bakmak gerekir. Doğum gününde anne ve baba evli ise çocuk babanın, diğer bir anlatımla ailenin soyadını alacaktır. Çocuğun soyadı bu surette belirlendikten sonra onun soyadını velayet hakkına vesair nedenlere dayanarak değiştirmek Türk Medeni Kanununun 321. maddesindeki düzenleme karşısında mümkün değildir. Ancak çocuk, ergin olduktan sonra Türk Medeni Kanununun 27. maddesindeki koşulların varlığı halinde soyadını her zaman değiştirmek hakkına sahiptir. Velayet hakkı anne ve baba için normal şartlarda çocuğun ergin olmasına yani onsekiz yaşını tamamlamasına kadar devam eden geçici bir haktır. Evliliğin sonradan boşanma gibi nedenlerle ortadan kalkması hallerinde velayet hakkının sırf anneye verilmiş olması onun soyadının değiştirilmesi için haklı bir neden sayılmadığı gibi hukuki mevzuat da buna cevaz vermemektedir. Bir an için mevzuatın böyle bir duruma izin verdiği kabul edilse dahi sonradan gelişen sebeplerden dolayı çocuğun yararı açısından velayetin babaya yeniden verilmesi hallerinde bu kez baba, velayet hakkına dayanarak tekrar çocuğun soyadını değiştirmek isteyecektir. Madem ki velayet kimde ise çocuk onun soyadını taşıyacaktır o halde baba bu haktan mahrum edilemez. Böyle bir uygulamanın nüfus kütüklerindeki kaydın güvenilirliği ve istikrarızedeleyeceği gibi asıl bu gibi uygulamalar çocuğun ruh hali üzerinde çok derin ve etkili travma yaratacaktır. Yargı mercileri bu durumu gözeterek anne ile babanın ya da ailelerin çocuk üzerinden inatlaşarak onun yararlarını hiçe sayıp, hukuken oluşmuş statüleri gerçek dışı ve yapay sebeplerle değiştirmeye çalışmalarına izin vermemeleri, söz konusu istemlerine alet olmamaları gerekir. Somut olaya gelince; soyadının değiştirilmesi istenen Ege Eren Ersaraç'ın doğum günü olan tarihinde anne ve babası resmen evlidir. Çocuk evlilik içinde doğmuştur ve Türk Medeni Kanununun göre ailenin diğer bir deyimle babanın soyadını almıştır. Böylece bu çocuk reşit oluncaya kadar veya baba Türk Medeni Kanununun koşulları kanıtlayarak soyadını değiştirmedikçe soyadı değiştirme konusu yasal olarak kapanmıştır. Bu çocuğun anne ve babasının sonradan tarihinde boşanmış olması sadece boşanma ve velayet hakkı nedeniyle anneye böyle bir dava açma hakkı bahşetmez. Boşanma ilamı uyarınca babasının çocukla kişisel ilişki tesis etme hakkı bulunması ve bu nedenle anne ve babanın ister istemez karşılaşması dikkate alındığında davacının dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların hukuki bir dayanağı bulunmadığı gibi soyadı değişikliğinin çocuğun evlilik içinde doğmakla kazandığı meşru statüye ve onun menfaatlerine zarar vereceği gerçeği karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün gereğince BOZULMASINA, gününde oybirliğiyle karar verildi. Velayeti Annede olan Çocuğun, Annenin Kızlık soyadını alması, yargıtay kararı
velayeti annede olan çocuğun soyadı değişikliği dilekçesi