❄️ Yöremizdeki Yer Adları Ile Ilgili Efsaneler

W4kh. Yer adlarıyla ilgili efsaneler alt başlığı altında 19 efsaneye yer verdik. Bu 19 efsane yerleşim yeri adı ile ilgili olmadığı için, yukarıda incelediğimiz “Yerleşim yerleriyle ilgili efsaneler” başlığından farklı olarak ele aldık. Yer adlarıyla ilgili efsaneler, genellikle yerin görünüşü, işlevi, kelimenin anlamı ya da çağrışımı, efsaneyi yaşayan kişinin adı konulardaki efsanelerdir. Bunlar içerisinde 113. efsane Çal ilçesine bağlı Zeyve Akkent kasabasında bulunan Akıl Tepesi denen yerle ilgilidir. Efsaneye göre, Zeyve’den yola çıkan birisi, unuttuğu bir şey olursa Akıl Tepesi’ne gelince onu hatırlar. 114. efsane, adını oraya otlamak için gelen kuzulardan alır. Fazla yiyecek olmadığı halde Kuzu Kayası’nın olduğu yere gelen kuzular, kısa sürede karınlarını doyururlar. Bu da o kayanın dualı olduğuna inanılmasını sağlar. 115. ve 116. efsaneler içerisinde Hızır motifi vardır. Göçmüş olan bir yerin adıyla ilgili efsanelerdir. 115. efsanede orada nohut hasadı yapan çiftçilerden, yabancı kılığına giren Hızır nohut ister. Köylüler nohudu vermeyince adam beddua eder ve dağın bir kısmı göçerek tarlanın üzerine gelir. 116. efsanede ise dilenci kılığındaki Hızır, çobanlardan yiyecek ister. Onlar dilenciyi dikkate almazlar ve arkasından dilenci beddua eder. Bunun üzerine çobanların yurt tuttukları yerler göçer ve kullanılamaz hale gelir. 117. efsane, Bayram adında bir kişinin tarlasının aşınma neticesinde insan burnuna benzemesi dolayısıyla üretilmiş bir efsanedir. Yerin sahibi Bayram olduğu için, adını da Bayram Burnu olarak alır. 118. efsane Buldan’a bağlı Çataltepe ile ilgilidir. Çataltepe, adını, köyde yaşayan bir delinin elinde taşımış olduğu ve sonra kaybettiği çatal bir çubuktan almaktadır. Delinin çatalı düşürmüş olduğu tepeye Çataltepe adı verilir. 119. efsane tamamen ses yankılanmasına dayalı bir efsanedir. İnsanların dağdan yankılanan sesi yorumlamalarına dayanır. İrebiye Bulla, Rabia Abla’nın halk ağzındaki söyleniş şeklidir. İrebiye Bulla, bu bölgede yaşadığı söylenen bir evliyadır ancak bu yer adının olduğu semtte onunla ilgili her hangi bir türbe yoktur ancak, Çardak ilçesine bağlı Beylerli kasabasında İrebiye Bulla adında bir türbe bulunmaktadır. 120. efsanedeki yer, adını Çu hatça adında orada yaşayan bir kadından almaktadır. Çullarını balkona çıkararak temizleyen Hatice adında yaşlı bir kadının ölümünden sonra, onun hatırasına o bölgeye Çu Hatça adı verilir. 121. efsanedeki semt adı da orada bulunan büyük bir delik taştan gelmektedir. Taşın doğal yapısı, o bölgeye ad olarak kalır. 122. efsane, konu ve işlev olarak 92. efsaneye benzemektedir. 92. efsaneden farklı olarak, burada çeşmenin işlevi hem çeşmeye hem de semte ad olarak verilir. Bu semtin ve çeşmenin adı Gelin Çeşmesi’dir. 123. efsane Gelin Yutan denen yerin adının nereden geldiği ile ilgilidir. Eski zamanlardan birinde gelin alayı buradan geçerken, bataklık birden çöker ve gelin bataklığa saplanarak dibe doğru batar ve kaybolur. Bu yüzden buraya Gelin Yutan denir. Bu tip efsaneler Anadolu’da yaygın olan efsanelerdir. Bataklık ve göllerin çok olduğu yerlerde buna benzer efsaneler sıkça anlatılmaktadır. 124. efsanede adı geçen semt, adını orada bulunan kavaktan alır. Kavak ise adını bir arı kolonisinin gelip kavağın kovuğuna bal yapması neticesinde alır. 125. efsanede, orada yaşayan ve ölümünden sonra evliya olduğu anlaşılan Arap seyisin adının o bölgeye verildiğini görmekteyiz. Kale ilçesinin Arap Apıştı bölgesi oldukça geniş bir bölgedir. Arap, ağasına su getirmek için ırmağa gidince ellerini, ayaklarını ve başını koyduğu yerlerde türbe olduğu söylenir ve hepsi Arap ile ilişkilendirilir. Arap, nehirden suyu doldurmak için ayaklarını açarak bir ayağını nehrin bir yakasına, diğerini öbür yakasına attığı için bu bölgeye Arap’ın apış ayırdığı yer anlamında Arap Apıştı denir. 126. efsanede adı geçen Taşatan Deresi Karataş köyünün yukarı kesimindedir. Burada bir geleneğin uygulanmasının o bölgeye ad olarak kaldığını görmekteyiz. Türbeler bölgesine gelini gezdirmeye götüren köylüler, dere boyundaki bir kayanın üzerine taşlar attırmaktadırlar. Gelinin attığı taşlardan kaç tanesi kayanın üzerine gelirse, gelinin o kadar dileğinin kabul olacağına inanılır. Bu taş atma geleneği sebebiyle o dereye Taşatan Deresi adı verilir. 127. efsane cankurtaran bölgesinin adıyla ilgilidir. Cankurtaran Denizli’ye çok yakın, çamlarla kaplı, havadar ve serin bir yerdir. Eski zamanlarda ulaşımın ve geçişin çok kolay olmadığı yerlerden birisidir. Ulaşımın zor olduğu zamanlardan birinde, kağnısıyla oradan geçmeye çalışan bir yolcu, tam donmak üzereyken kurtarılarak orada hayata döndürülür. Onun canı kurtarıldığı için de o semte Cankurtaran adı verilir. 128. efsanedeki yere, efelerin kovaladığı bir kızın tam yakalanacağı sırada bir uçurumdan karşıya atlayarak kurtulması neticesinde kız kaçtı anlamına gelen Kız Tüydü adı verilir. Evliya menkıbelerinde sıkça gördüğümüz uçma motifine benzer bir durum burada da görülmektedir. 129. efsane 120. efsaneye benzemektedir. Burada yaşayan Hatice adındaki yaşlı bir kadının ölmesinden sonra, onun adı yaşasın diye, oradaki dereye Hatice’nin öldüğü dere anlamına gelen Hatca Ölen Deresi denir. 130. efsanedeki yer adı yine bir kişinin adından gelmektedir. Efsanede, babası putlara tapan Musa adında bir genç vardır. Bu genç putları sevmemektedir. Bir gün Musa, babası evde yokken putların tamamını kırar. Bunu gören babası çok kızar ve Musa’yı öldürür. Bu yüzden de bu semte Musa ölen anlamında Müsölen denilir. 131. efsane Geyik Köprüsü ile ilgilidir. Bu köprü Acıpayam’ın Karaismailler köyü yakınlarındadır. 128. numaralı Kız Tüydü efsanesine benzemektedir. Bu efsanede avcıların kovaladığı bir geyik, şimdiki köprünün olduğu yere gelince ırmaktan karşıya atlayarak kurtulur. Bu olay üzerine oraya bir köprü yapılır ve adına da Geyik Köprüsü denir. YER ADLARI EFSANELERİ ANTOLOJİSİ Uşak Çocuk veya genç adının halk dilinden söylenişidir. Bazı rivayetlere göre ise uşak ayınla söylenişi aşık kelimesinden geldiği söylenmiştir. Urfa Eski adı "Orhoe veya Orhai"dir. Daha sonra Araplar tarafından "R"ya çevrilmiştir. Tekirdağ Adını, kıyı boyunca uzanan Tekirdağlarından almıştır. Tokat Eski adı "komana Pontika"idi. Tokat adının Pontika adının halk arasında değişmiş şeklidir. Trabzon "Trapezus" sözcüğünden gelir. Anlamı dörtköşe'dir. Tunceli Burada bazı maden yataklarının bulunmasından dolayı şehre Tunceli adı verilmiştir. Yani tunç ülkesi demektir. Sakarya Adını sınırları içinden geçen Sakarya nehrinden alır. Samsun Eski adı "Amisos"dur. Samsun ismi bu kelimenin halk arasından değiştirilmişidir. Sivas adının nereden geldiği konusunda her hangi bir kayda rastlanmamıştır. Siirt Rivayete göre Sert kelimesinin bozulmuş şeklidir. Rize Kafkas kökenli bir kelime olduğu sanılmaktadır. Ordu Eski adı "Kotyora"dır. Halk tarafından bu isim değişikliğe uğramıştır. Niğde İlkçağda bölgede Nagdoslular adlı bir kavim yaşadığından bu şehre isimlerini vermişler. Arap kaynakları şehre "Nekide veya Nikde" demişlerdir. Halk ise şehre Niğde adını vermiştir. Nevşehir On sekizinci yüzyıla kadar şehir bir köydü ve adı "Muşkara" idi. Daha sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa köyünü geliştirdi ve yeni şehir anlamında Nevşehir adını verdi. Malatya Hititler döneminde buranın adı "Meliddu"dur. Halk tarafından Malatya olarak değiştirilmiştir. Manisa Yunanca Magnesya'dan gelmiştir. Türkler burayı alınca Manisa olarak şehrin ismini değiştirdiler. Mardin Mardin adı Süryanice'de Marde'den geldiği rivayet edilir. Romalılar "Maride" Araplar ise "Mardin" adını vermişlerdir. Muğla Eski adı "Mobolla"dır. Türkler buraya daha sonra Muğla demişlerdir. Muş Bir rivayete göre Süryanice'deki suyu bol anlamına gelen Muşa'dan diğer bir rivayete göre ise Şehrin kurucusu "Muşet"den gelmiştir. Karaman İlk ismi Laranda'dır. Selçuklu ve Osmanlılarda ki ismi Larende idi. Karamanoğullarının başkenti olduğundan buraya daha sonra Karaman adı verildi. Kahramanmaraş Asıl adı Markasi'dir. Halk dilinde Maraş olarak değişmiştir. Kurtuluş savaşında Fransızlara karşı şehirlerini kahramanca savunduklarından Meclis tarafından 11 Şubat 1922'de "Kahraman" ünvanı verildi. Kars MÖ 130-127 yılında buraya yerleşen Karsak oymağından dolayı şehre Kars adı verilmiştir. Kars kelimesinin anlamı ise deve ya da koyun yününden yapılan elbise veya şal kuşağı anlamına gelir. Kastamonu Şehrin eski adı "Tumana"dır. Buraya daha sonra Gas-Gas isimli bir kavim yerleşmiştir. İşte Kastamonu Gas ve Tuman'ın birleşmesinden meydana gelmiştir. Kayseri Romalılar Mazaka adlı şehiri alınca buraya Kaysarea adını verdiler. Yani İmparator şehri anlamına gelir. Daha sonra Kayseri olarak halk arasında yayılmıştır. Kırşehir Kır ve Şehir kelimesinin birleşmesinden oluşmuştur. Kocaeli Orhan gazi döneminde bu bölgeyi feth eden Akçakoca isimli komutandan dolayı buraya Kocaeli denildi. Konya İsa'dan önce 47-50 ve 53 yıllarında hristiyan azizlerinden St. Paul burayı ziyaret etti ve şehir önemli bir dinsel merkez olarak gelişti. Bu nedenle hristiyanlar ona, "İsa'nın tasviri" anlamına gelen "ikonyum" adını verdiler. Abbasiler burayı alınca "Kuniye"ye çevirdiler. Türkler bu ismi Konya olarak değiştirdi. Kütahya Frigler buraya "Katyasiyum veya Katiation" adını vermişlerdir. Daha sonra yöre halkı buraya Kütahya demiştir. İstanbul MÖ. 658 yılında Megara kralı Byzas tarafından kurulduğundan bu şehre kurucusundan dolayı Bizantion adı verilmiştir. Roma imparatoru Marcus Avrelius döneminde imparatorun manevi babasının adıyla "Antion" olarak anıldı. Bizans İmparatoru Konstantin bu şehri yeniden kurunca buraya kendi adını verdi. Şehre "Konstantin veya Konstanpolis" adı verildi. Araplar "Kostantiniye" Romalılar "Konstantinopolis" demişlerdir. Daha sonra bu ismin kısaltılmış şekli olan "Stin-polis" deyimi kullanıldı. İşte İstanbul bu "Stin-Polis" şehrinden türetildi. Türkler burayı alınca Müslüman şehir anlamında "İslambol" adını verdiler. Fakat daha sonra İstanbul olarak değiştirildi. İzmir Şehrin asıl adı "Smyrna"dır. İzmir kelimesi Smyrna'nın halk arasındaki kullanış şeklidir. Homeros destanlarında bu kent ismini Kıbrıs Kralı Kinyras'ın kızı Smyra'dan alır ve tanrıça Artemis İzmirli'dir. Kimi kaynaklara göre de, İzmir şehrini ilk kuran Hititler değil, Amazonlar'dır. Hititler de buraya Navlühun adını vermişlerdir. Gaziantep Şehrin eski adı Ayıntab'dır. Kelime anlamı, pınarın gözü demektir. Halk bunu Antep olarak değiştirmiştir. Halk Kurtuluş Savaşında Fransızlara karşı başarılı bir savaş verince 6 Şubat 1921'de çıkartılan bir yasayla Gazi ünvanı verildi. Gümüşhane Burada daha önceleri gümüş madenleri olduğundan, bu şehre Gümüşhane denilmiştir. Edirne Romalılar döneminde İmparator Hadrianus tarafından kurulduğu için şehir "Hadrianopolis" adını alır. Hadrianus'un şehri anlamına gelen bu sözcuk, sonradan değişimlere uğrayarak Edirne halini aldı. Elazığ Erzincan ovasından adını alır. Ezirgan diye halk tarafından söylenir. Buranın eski adı Eriza'dır. Erzurum Ardı Rum kelimesinden gelir. Yani Rum toprağı demektir. Diğer bir rivayete göre de Selçuklular buraya Erzen-Rum demişlerdir. Erzen darı demektir. Şehir o zamanlar bir tahıl ambarı olarak kullanılmıştır. Eskişehir Eski adı Doylaion'dur. 1080 yılında Türkler burayı ele geçirdi. 1175 yılında burasını Bizans geri aldı. Kılıçarslan bu şehri daha sonra geri alınca, ona "Bizim eski Şehrimiz" anlamına gelen Eski Şehir adını verdi. Denizli deniz-ili kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. İl eski Türkçe'de ülke, memleket anlamına gelir. Yeni deniz memleketi denilir. Bir diğer rivayete göre de kelimenin aslı domuz-ili'dir. Bu da bölgede domuz çokluğundan kaynaklanmaktadır. Çanakkale Marmara ve Ege denizlerini birleştiren Boğaz'daki şehir ve kasabaların en büyüğü ve il merkezidir. Boğazın doğu kıyısında ve en dar yerinde kurulmuştur. Burada denizin şekli tıpkı bir çanağı andırır. Bugünkü ismini buradan alır. Çankırı İlkçağda "Gangra" kalesinin eteğinde kuruldu. İsmini Gangra kalesinden alan Çankırı'ya yakın zamana kadar Çangırı ve Çenğiri deniliyordu. Çorum Rivayete göre Çoğurum kelimesinden türetilmiştir. Bu da bölgede zamanında Rumların çoğunluğu oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bursa Eski çağlardaki Bitinya bölgesinin başkentidir. Buraya kurucusu Bitinya kralı Prusias'ın adı verildi. MÖIIyüzyıl Burdur Eski adı Askaniya'dır. İsmini yanında kurulmuş olduğu Burdur gölünden alır. Bolu Önceleri Bithynion Romalılar döneminde ise Claudiopolis adı verildi. Türkler burayı alınca Claudiopolis sözcüğünü kısaltıp sadece polis dediler. Daha sonra bu da halk dilinde değişeret Bolu oldu. Bitlis Kimi tarihçilere göre, "Bageş" ya da "Pagiş" sözcüklerinden türemiştir. Kimilerine göre de Büyük İskender'in komutanı "Lis" ya da "Badlis" burada bir kale kurmuş. Bitlis sözcüğü bu komutanın isminden kaynaklanıyormuş. Bingöl Burada bulunan bir çok gölden dolayı bu isim kendisine verilmiştir. Bilecik Bizanslılar döneminde burada Bilekoma adlı bir kale vardı. Osman bey burayı alınca bu adı Bilecik olarak değiştirdi. Bayburt Eldeki kaynaklara göre kasabanın ortaçağdaki adı "Paypert" ya da "Pepert" idi. Bayburt adı buradan gelmektedir. Balıkesir Şehrin adının eski hisar anlamına gelen Qaleokastio'dan türediği sanılmaktadır. Halk arasında dolaşan bir söylentiye göre de balı çok anlamına gelir. Çünkü Kesir Arapça'da çok anlımana gelmektedir. Aksaray Selçuklu Sultanı İzzettin Kılıçarslan, şehirde cami, medrese, kümbetler ve büyük ve beyaz bir saray yaptırdı. Şehir "Aksaray" adını işte bu beyaz saraydan aldı. Amasya Amasya şehrini tarihçi Strabon'a göre Amazon kralı Amasis kurdu ve ona Amasis kenti anlamına gelen "amesesia" ismini verdi. Aydın İlk olarak Argoslar tarafından kuruldu. Anadolu beylerinde Aydınoğlu Mehmet bey'den aldı. Aydın, Mehmet beyin babasının ismidir. Artvin İskitler tarafından kuruldu. Artvin sözü iskitçe'dir. Ankara İslam kaynaklarında Ankara'nın adı Enguru olarak geçer. Kimilerine göre Ankara sözü Farsça "Üzüm" anlamına gelen Engür'den, ya da Yunanca'da Koruk anlamına gelen "Aguirada'dan türemiştir. Bazılarına Hint-Avrupa dillerindeki "Eğmek" anlamına gelen Ank ya da Sankskritçe de; "Kıvruntı", anlamına gelen ankaba'dan veya Latince'den çengel anlamına gelen uncus'dan türediği ileri sürülmektedir. Frig dilinde Ank "engebeli, karışık arazi anlamına gelir." Şehrin diğer isimleri; Ankyra, Ankura, Ankuria, Angur, Engürlü, Engürüye, Angare, Angera, Ancora ve son olarak Ankara şeklini almıştır. Antakya MÖ 300 yıllarında Makedonya Kralı Seleukoz bu yörede Antakya'yı kurdu ve şehre babasının ismi olan Antiokhia adını verdi. Zamanla büyüyen kent, başkent halini aldı. Afyonkarahisar Afyon türklerinde sık sık "hisor" sözcüğü geçer. "hisarın bedenleri çevirin gidenleri" Bu hisar sözcüğünün Afyon türklerinde sık sık yinelenmesi nedensiz değildir. Eski adı Akroenos olan şehri Selçuklular uzun süren bir kuşatmadan sonra ele geçirdiler. "Hisar" kuşatma anlamına gelir. Acılarla elde edilen yere "Karahisar" dediler ve orada, kara taşlardan bir kale kurdular. Onaltıncı yüzyılda bölgede afyon yetiştirilmeye başlayınca, Karahisar'ın başına bir de Afyon eklendi ve şehir "Afyonkarahisar"adını aldı. Adapazarı Bu ilimize Adapazarlılar kısaca Ada der. Çünkü Sakarya ve Çark suyu arasında yer alan şehir, tıpkı bir adayı andırır. "Pazar sözüne gelince Burası onyedinci yüzyılda yörenin Pazar yeriydi. İşte Adapazarı bu iki sözcüğün "ada" ve "pazar" sözcüklerinin birleşmesinden oluştu. Adapazarı, Sakarya ilimizin merkezidir Ahmet Turan Gazi’nin atı Efsane Ahmet Turan Gazi, Beypınar köyü yakınlarında yaralanır. Kelle koltuğunda, atıyla beraber, Soğuk Ilıca kayalıklarına atlar. Atının ayakları kayalıklara gömülür. Mezarının ilerisinde ayak izlerine benzeyen çukurlar vardır. Bunlar inanışa göre Ahmet Turan’ın atının ayak izleridir. Aynı izler, karşı kayalıklarda da bulunmaktadır. Çukurbelen Köyü kayalıklarındaki izler iki tanedir. At şaha kalktığı sırada oluşmuştur.[1] Efsane … O yüce yiğit koca Bizans ordusuyla vuruşmaya başlamıştır. Döğüşe döğüşe ; vuruşa vuruşa bugünkü Soğuk Çermik mevkiine varmıştır. Yanındaki askerleri hep şehit düştüğünden, atını tek başına Kelime-i Şehadet getirerek Bizans ordusunun üstüne sürmüştür. O anda Allah, onun atını kanatlandırıp bir tepeden öbürüne uçurmuştur. Bizans askerleri şaşırmış, korkudan onu takip edememişlerdir. Müslüman olmak için Ahmet Turan Gazi’ye yaklaşanlar, atın ön ayaklarının yere saplanmış olduğunu görmüşlerdir. Yerdeki kan izlerini takip etmişler ve izlerin bittiği yerde Ahmet Turan Gazi’yi bulamamışlardır. Bu gördüklerini Sivas kalesine gelip, Bizans komutanına anlatmışlardır.[2] Halk inanışı İnanışa göre Ahmet Turan Gazi, sabahleyin erken saatlerde Çermik havuzunda abdest alırmış. Abdest alırken ya kolu veya bütün vücudu görünürmüş. Ahmet Turan Gazi’nin abdest aldığını gören kişi, daha sonraki zamanlarda bir günah işlerse veya olmayacak bir şey yaparsa, Ahmet Turan Gazi tarafından ikaz edilirmiş. Ahmet Turan Gazi yatırı daha çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar tarafından ziyaret edilir. Doğan çocuğa yatırın ismi verilir.[3] Hüseyin Gazi Görüldüğü gibi bütün bu rivayetlerde Divriği halkı, Hüseyin Gazi’nin Divriği yakınlarında şehit düştüğüne inanmaktadır. Destanlarda geçen yer adlarını Divriği’ye bağlamaktadır. Bugün bile Palanga Yazısı’ndaki Hars mevkii, Hüseyin Gazi’yi şehit eden Mihriyabil’in “Has Bahçe”si olarak düşünülmektedir. Halk inanışı Yatırın bulunduğu tepeye yakın hafif meyilli düzlükte ve kayalar üzerinde on iki adet çukur vardır. Halk bunun Hüseyin Gazi’nin atının ayak izleri olduğuna inanmaktadır. Aynı izleri Sivas Soğuk Çermik’te yatmakta olan Ahmet Turan Gazi ziyaretinde de görmekteyiz. Bilindiği gibi Ahmet Turan Gazi, Seyyit Battal Gazi’nin silah arkadaşıdır.[4] Erenlerin atı Bundan yıllarca önce Divriği’nin Savrun köyü camisine üç atlı gelmiş. Atlılar atlarından inmiş, atlarını caminin yanına bağlamışlar. Köylüler bir akşam üzeri köylerine gelen bu yabancıları çok merak etmişler; onlara geliş sebebini sormuşlar. O sırada Savrun köyünde bir kadın doğum sancıları çekiyormuş. Onlar da “Biz Ömerli köyünden, Karadonlu Can Baba türbesinden geliyoruz. Biraz sonra bir kadın doğum yapacak, doğan çocuğun adını Veysel koysunlar” demişler. Bunlar Anadolu Erenleriymiş; çünkü atlarına biner binmez gözden kaybolmuşlar. Onlar gözden kaybolur kaybolmaz bir oğlan çocuğu doğmuş, adını da Veysel koymuşlar. Bu, Savrun köyü halkından Muhittin Işık’ınl943 doğumlu dedesiymiş.[6] Erenler Tepesi ve Çıngır Gazi Baba At Adak yeri Doğanşar’a yaklaşık 30 km mesafedeki Kızıldağ’ın zirvesindedir. Mezarının etrafı toplama taşlarla çevrilidir. Daha önceleri burası toplama taşlardan ibaret bir mezarmış. Görülen bir rüya üzerine etrafı duvarla çevrilmiştir. Söylence Deli Mehmet, bir gün atını kaybeder. Zara, Şerefiye ve o yöreyi karış karış gezer; ama atı bulamaz. Doğanşar’a dönmeye karar verir ve yola kabrin yakınlarında bir yerde yorulduğu için yatar. Halkın evliya olarak nitelendirdiği mezara yönelerek -Herkes seni ziyaret ediyor, medet umuyor, atımı bulsana, der. Ve ardından uyur. Rüyasında biri -Kalk Mehmet!…Atın burada, der. Uyanır, kimseyi göremez. Tekrar yatıp uyur. Bu sefer ayağına birisi vurur Kalk, atın burada!….Kaybedersen bir daha bulamazsın, der. İkinci kez uyandığında atının yakınında olduğunu görür. Bu olay üzerine mezarının etrafını çevirir. Körhana Divriği ilçe merkezindeki bir türbe kalıntısıdır. Körhane’ye sancılanan atlar getirilir, türbe kalıntısının etrafında üç defa dolaştırılırdı. Efsane Körhane için şöyle bir efsane anlatılırÖlümden çok korkan bir adam varmış. Körhane’nin önünden her geçtiğinde ölüm aklına gelir, “Öldüğümde bu ölülerle ne yapacağım?” dermiş. Bunu herkese anlatırmış. “Ölüm nerede yoksa, oraya gideyim” diye söylenir dururmuş. Bir gün kendisine demişler ki, “Ölümün olmadığı bir ülke var… Madem ölümden bu kadar korkuyorsun, oraya git…”Adamcağız bunu duyunca çok sevinmiş…“Yalnız…” demişler; “Hastalandığın zaman o ülkenin insanlarına, Ben hastayım’ demeyeceksin; yoksa seni kesip, pişirip yerler.”Ölümden korkan adam; karısını, çocuğunu, eşini dostunu terk edip ölümün olmadığı ülkeye gitmiş. Kendisini çok iyi karşılamışlar; bir dediğini iki etmemişler… Bolluk ve rahatlık içinde uzun müddet yaşamış. Zamanla bu ülkeye gelmeden önceki tembihleri unutmuş. Bir gün hastalanmış….Verilen tembihleri unuttuğu için o ülkenin halkına “Başım ağrıyor, ben hastalandım, beni bir doktora götürün…” demiş. Ölümden korkan adamı hemen kesip, pişirip yemişler…Poçiğindenkuyruk sokumundan de tarhana çorbası yapmışlar. Daha sonra da hanımına olan bitenleri haber vermişler. Karısı da “Oh olsun!…” demiş. “Korkuyordun Körhana’dan, Poçiğin çıktı tarhana’dan….” Yani ölümden bu kadar korktun da ne oldu? Korktuğun başına gelmedi mi?… Ölümden kurtulmadığın gibi, bir de seni pişirip yediler!….[7] Attan inmeyen gelin Ve Kanlı Bayır Divriği Efsane Eski Yellice’nin alt tarafındaki derenin yamacında kırmızı topraklı bir arazi vardır. Efsaneye göre, bir gelinle üç görümce Molla Yakup Düşeği’nin önünden geçerken attan inmezler. Niyazlarını at üstünde yaparlar. Ziyaretin dik yokuşuna gelince atlarından düşüp parçalanırlar. Sırtın/yamacın yüzü kıpkırmızı kan olur. Kanlı Bayır, bugün terk edilmiş olan Eski Yellice’ye çok yakındır.[8] [1] Demir-Kutlu Özen, Sancaktarı Abdülvehhab Gazi Hazretleri ve Gaza Arkadaşları, Sivas 1996, [2] Dilber Altınöz Ercanlı, Sınıf Öğretmenliği, 98231105 [3] [4] Kutlu Özen, Ahmet Turan Gazi, Sivas Folkloru, Sayı 3, Nisan l973, [5] Ahmet Koca’dan yapılan derleme. [6] Kutlu Özen, Sivas ve Divriği Yöresinde…, [7] Necmiye Özen, Divriği 1915-1998. Buna benzer bir efsaneyi Yaman, Mezarlıksız Yer, Türk Folkloru, Sayı6, Ocak 1980, neşretmiştir. Kaynak şahıs Tokatlı’dır. [8] İbrahim Torun, Yellice l934 Haberler > Türkiye’deki 30 Şehrin İsmini Nasıl Aldığına Dair İlginç Hikayeleri - 1843 - 0206 1. Adana Bizanslı İstefan, Adana'yı Tarsus'la harbeden Adanos ve Saros adında iki kardeşin kurduğunu ve bunlardan Adanos'un ismini şehre ve Saros'un da ismini nehre koyduklarını yazmaktadır. 2. Adıyaman Adıyaman ilk zamanlarda, Piran Köyü'nün yerine kuruluydu ve Perre adını taşıyordu. Daha sonra Emeviler, buraya bir kale yaptırdı. Kent de Mansur'un Kalesi anlamına gelen ''Hısn Mansur'' adıyla anılmaya başlandı. Kent, 1. Selim zamanında alınınca Türkler, buraya Adıyaman demeye başladılar. 3. Afyonkarahisar Eski adı Akroenos olan şehri Selçuklular uzun süren bir kuşatmadan sonra ele geçirdiler. “Hisar” kuşatma anlamına gelir. Acılarla elde edilen yere “Karahisar” dediler ve orada, kara taşlardan bir kale kurdular. Onaltıncı yüzyılda bölgede afyon yetiştirilmeye başlayınca, Karahisar’ın başına bir de Afyon eklendi ve şehir “Afyonkarahisar” adını aldı. 4. Aksaray Selçuklu Sultanı İzzettin Kılıçlararslan bu şehre çok sayıda yapı yaptırmıştır. Şehir ise ismini, şehirde yaptırılmış olan büyük ve beyaz bir saraydan almıştır. 5. Amasya Amasya şehrini tarihçi Strabon’a göre Amazon karalı Amasis kurdu ve ona Amasis kenti anlamına gelen “Amasesia” ismini verdi. 6. Ankara İslam kaynaklarında Ankara’nın adı Enguru olarak geçer. Kimilerine göre Ankara sözü Farsça “Üzüm” anlamına gelen Engür’den, ya da Yunanca’da Koruk anlamına gelen 'Aguirada'dan türemiştir. Bazılarına Hint-Avrupa dillerindeki “Eğmek” anlamına gelen Ank ya da Sankskritçe de; “Kıvrıntı”, anlamına gelen 'ankaba'dan veya Latince’den çengel anlamına gelen 'uncus'dan türediği ileri sürülmektedir. Frig dilinde Ank “engebeli, karışık arazi anlamına gelir.” Şehrin diğer isimleri; Ankyra, Ankura, Ankuria, Angur, Engürlü, Engürüye, Angare, Angera, Ancora, Ancora ve son olarak Ankara şeklini almıştır. 7. Antalya Şehir ilk olarak Bergama kralı olan Attalos kralı tarafından kurulmuş ve Attaleia ismiyle anılmıştır. Ardından ise Adalia, Antalia ve son olarak Antalya ismini almıştır. 8. Artvin İskitler tarafından kuruldu. Eski Yunan tarihçisi Heredot’un İskit diye nitelendirdiği bu devlet çağının öncüsüydü. Tekerleği icat eden, atı evcilleştiren, tarihte ilk beyin ameliyatını gerçekleştiren İskitler, Artvin’i ele geçirerek bu alanı askeri üs olarak kullanmaya başlamışlardır. Artvin sözü İskitçe’dir. 9. Balıkesir Bu bölgenin Antik Çağdaki adı Mysia'dır. İlin, adını nereden aldığı hakkında değişik rivayetler vardır. Bir rivayette Paleo Kastro Eski Hisar, bir başka söylentiye göre Bal-ı Kesr Balı çok, bir başka rivayette ise Pers Devlet adamı Balı-Kisra'nın adından, ya da Balak-Hisar veya Balık-Hisar'dan geldiği söylenir. 10. Bitlis Kimi tarihçilere göre, “Bageş” ya da “Pagiş” sözcüklerinden türemiştir. Kimilerine göre de Büyük İskender’in komutanı “Lis” ya da “Badlis” burada bir kale kurmuş. Bitlis sözcüğü bu komutanın isminden kaynaklanıyormuş. 11. Bursa Bursa adı, bu şehri kuran Bitinya Kralı Prusias'dan gelmektedir. MÖ 7. yy'da bu bölgeye göç eden Bityn'lerBitinler buraya Bitinya adını verirler. MÖ 185'te, Kartaca'nın yetiştirdiği büyük generallerden Hannibal'ın Kral I. Prusias'a, Prusias ve Olympus kentinin kurulmasını örgütlediği bilinmektedir. Prusias adı zamanla Prusa, sonra da Bursa'ya dönüşmüştür. 12. Çorum Söylentilere göre bu isim Çoğurum kelimesinden gelir. Çoğurum kelimesi ise, bu bölgede zamanında yaşayan Rum’lardan gelmektedir. 13. Diyarbakır Bakır ülkesi anlamına gelmektedir. Bu ismin kaynağı Diyar-ı Bekir'dir. Bekir'in memleketi anlamına gelir. Bunun nedeni de Bekir b. Va'il adlı Arap göçebe boyunun buraya yerleşmiş olmasından kaynaklanır. Diyarbakır'ın eski adı Amid veya Amed'dir. Gelen veya bizim anlamına gelir. Dede Korkut kitabında Amid'e Hamid de denilmiştir. 14. Elazığ 1862 yılında o dönemde padişah olan sultan Abdulaziz’in uğruna Mamuretülaziz ismi verilmiştir. Sonradan isim uzun bulunmuş ve Elaziz diye değişmiştir. 1937 yılında ise Elazığ olarak değiştirilmiştir. 15. Gaziantep Şehrin eski adı Ayıntab’dır. Kelime anlamı ise pınarın gözü demektir. Bu kelime halk tarafından Antep olarak değiştirilmiştir. Gazi kelimesi ise Kurtuluş Savaşındaki destek ve başarıdan dolayı verilmiştir. 16. Hatay Bu şehre ismini Atatürk vermiştir. Avrupa, adı Hıtaylar olan yarı göçebe kabilelerin Çin’in kuzeyini işgal ettikleri için Çin’in kuzeyine Hıtay demişlerdir. Atatürk, Hıtaylıların Antakya bölgesine geldiğine inanıyordu ve bu nedenle bu şehre Hatay ismini vermiştir. 17. Iğdır Kentin ismi Oğuz Han'ın altı oğlundan biri olan Deniz Han'ın en büyük oğlu olan İğdir Bey'den gelir. 18. İstanbul MÖ. 658 yılında Megara kralı Byzas tarafından kurulduğundan bu şehre kurucusundan dolayı Bizantion adı verilmiştir. Roma imparatoru Marcus Avrelius döneminde imparatorun manevi babasının adıyla “Antion” olarak anıldı. Bizans İmparatoru Konstantin bu şehri yeniden kurunca buraya kendi adını verdi. Şehre “Konstantin veya Konstanpolis” adı verildi. Araplar “Kostantiniye, Romalılar Konstantinopolis” demişlerdir. Daha sonra bu ismin kısaltılmış şekli olan “Stin-polis” deyimi kullanıldı. İşte İstanbul bu “Stin-Polis” şehrinden türetildi. Türkler burayı alınca Müslüman şehir anlamında “İslambol” adını verdiler. Fakat daha sonra İstanbul olarak değiştirildi. 19. İzmir Şehrin asıl adı “Smyrna”dır. İzmir kelimesi smyrna’nın halk arasındaki kullanış şeklidir. Homeros destanlarında bu kent ismini Kıbrıs Kralı Kinyras’ın kızı Smyra’dan alır ve tanrıça Artemis İzmirli’dir. Kimi kaynaklara göre de, İzmir şehrini ilk kuran Hititler değil, Amazonlar’dır. 20. Kars MÖ 130-127 yılında buraya yerleşen Karsak oymağından dolayı şehre Kars adı verilmiştir. Kars kelimesinin anlamı ise deve ya da koyun yününden yapılan elbise veya şal kuşağı anlamına gelir. 21. Kırıkkale Bu kentin ismi Osmanlı arşivlerine göre Kırıkkal şeklindedir. Bizansın kale komutanı, akıncıların kaleye doğru hücum ettiğini öğrenir ve eğer mağlup gelinirse barut dolu fıçıların havaya uçurulmasını emreder. Bizans kale komutanı mağlup olur ve barut fıçıları her yeri yerle bir eder. Şehrin ismi şehirdeki kahramanlıkları 22. Kırklareli Bu isim, bu bölgeyi Türklere katan 40 savaşçıdan gelir. Bu savaşçılar deliler veya akıncılar olarak bilinirler ve bölgeyi fethederken öleceklerini bildikleri halde kaleyi ele geçirdikten sonra can vermişlerdir. 23. Konya Konya şehrinin isminin Kutsal Tasvir anlamındaki 'İkon' sözcüğüne bağlı olduğu iddia edilir. Mitolojide bu konuda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bu hikâyelerden birinde anlatıldığı üzere, kente dadanan ejderhayı öldüren kişiye şükran ifadesi olarak bir anıt yapılır ve üzerine de olayı anlatan bir resim çizilir. Bu anıta verilen isim, İkonion dur. İkonion adı, zamanla İcconium'a kentin ismini Kuniya olarak değiştirmişlerdir, Selçuklu ve Osmanlı döneminde bu ad Konya'ya dönüşmüştür. Günümüzde de kent hala Konya adını taşımaktadır. 24. Mersin Mersin'in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, konar göçer bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapmış ve adını da bu aşiretten almıştır. 25. Nevşehir Kent, Orta Çağ ve Yeni Çağ'da, Seandos; Nissa ve Muşkara adıyla anılıyordu. Damat İbrahim Paşa olarak sadrazamlığa getirildiğinde doğduğu kent olan Muşkara'da büyük bayındırlık hareketine girişti. İmaretler, camiler, medreseler, hamam ve çeşmeler yaptırdı. Muşkara adını değiştirerek, kente Yenişehir anlamına gelen Nevşehir adını verdi. 26. Rize Antik Çağ yazılı kaynaklarında Rhizus olarak anılan Rize adının Yunanca 'riza'dan geldiği sanılmakta olup anlamı 'Dağ Eteği''dir. 27. Sinop Antik Çağ'da, Paflagonya bölgesi içinde kalan Sinop'un saptanabilen en eski adı, Sinopedir. Bir söylenceye göre kent adının kurucusu olarak kabul edilen aynı bir Amazon'dan almıştır. Bir başka söylenceye göreyse, kenti eski Yunan'da Irmak Tanrısı Asopos'un su perisi kızlarından Sinope kurmuştur. 28. Sivas Kentin adı Farsçada “üç değirmen” mânâsına gelen “Sebast” kelimesinden gelmektedir; Sebast ismi zamanla halk dilinde Sivas olarak yerleşmiştir. Sivas ismi bu şekilde oluşmuştur. 29. Şırnak Şırnak, Nuh'un gemisi kalıntılarının olduğu öne sürülen Cudi Dağı’nın kuzeyinde 'Şehr-i Nuh' adıyla kurulmuş, önceleri 'Şerneh', daha sonraki yıllarda ise 'Kürdara Şırnak' adını almıştır. 30. Trabzon Yunan mitolojisinde Lycaon’un oğlu Trapezeus'un Arkadya'daki adaşına ismini verdiği bilindiğinden, Karadenizdeki Trabzon'un da bu mitolojik kahramandan adını aldığı ve kent adının Yunan toponomi geleneğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliÄŸi yaptığı için 'medeniyet ÅŸehri' olarak anılan Adıyaman, tarihi ve turistik eserlerinin yanı sıra efsaneleriyle de dikkati çekiyor. Tarihi, kültürel, turistik deÄŸerleri, zengin florası ve faunasıyla GüneydoÄŸu Anadolu Bölgesi'nin kadim kentlerinden Adıyaman, kendine özgü coÄŸrafi yapısı ve doÄŸal güzellikleriyle insanoÄŸlunu hayran bırakacak özellikler taşı hak ettiÄŸi ölçüde gün yüzüne çıkarılamadığı için 'saklı kent' olarak da anılan tarihin derinliklerine iz bırakan ÅŸehir, insanlığa yön vermiÅŸ peygamberlerden Hz. Üzeyir, Anadolu'da kabri kesin olarak bilinen Hz. Safvan Bin Muattal ile birçok veli ve ermiÅŸe ait türbeleri de içerisinde bulunduruyor. Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı'dan kalma camilerle Mor Petrus ve Mor Paulus Kilisesi gibi mabetlerin bir arada olması kentin farklı inanç ve kültürlere gösterdiÄŸi saygıyı da apaçık ortaya dokuz ilçesinde de farklı güzelliklerle ön plana çıkıyor. Kronolojisi boyunca topraklarında eserler oluÅŸturulan kent, özellikle tarih araÅŸtırmacılarının bölgede ilgi duyduÄŸu ÅŸehirler listesinde yer alı önemli kentlerinden Adıyaman, Antik Yunan'dan Bizans İmparatorluÄŸu'na, Hristiyan medeniyetlerinden İslam toplumlarına birçok medeniyetin kesiÅŸim noktası olurken, bu medeniyetler kente Nemrut Dağı, Cendere Köprüsü, Gerger Kalesi, Kahta Kalesi, Perre Antik Kenti gibi birçok yapıt ve kalıntıyı miras bıraktı. Uygarlıkların heybetli eserlerle inÅŸa ettiÄŸi ÅŸehirde arkeolojik kazılardan elde edilen her çaÄŸa ait 30 binin üzerinde eser bulunuyor. GüneÅŸin doÄŸuÅŸu ve batışının en güzel izlenebildiÄŸi, güneÅŸin günle buluÅŸtuÄŸu daÄŸ olarak da bilinen UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindeki Nemrut Dağı ile öne çıkan Adıyaman, ÅŸehir dokusu ve gastronomi zenginliÄŸiyle de adından hikayeler kenti AdıyamanDaÄŸları, ovaları, yüzen adaları, nehirleri, barajları, ÅŸifa kaynakları, tarihi eser ve deÄŸerleri, yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla ülkenin önemli ÅŸehirleri arasında yer alan Adıyaman, efsaneleriyle de ilgi çekiyor. Mahalli kültürü, halk edebiyatı açısından da zengin olan Adıyaman, adının nereden geldiÄŸine iliÅŸkin çeÅŸitli rivayetlerle anılıyor. Mitolojik hikayelere göre kentin adı birkaç kez deÄŸiÅŸirken, en önemlisi olarak Yediyaman Efsanesi öne çıkı göre, geçmiÅŸ asırlarda putlara tapan bir baba ve yedi oÄŸlu bulunuyor. KardeÅŸler babalarının dini inancını benimsemedikleri için babalarının ava çıktığı bir gün putları kırıyorlar. Durumu öğrenen baba, oÄŸullarının hepsini putları kırdıkları için birer birer öldürüyor. Halk, yiÄŸitlikleri ve mertlikleri sebebiyle kahraman gözüyle baktıkları bu kardeÅŸlere Yediyaman adını veriyor. Sonradan bölgeye yayılan Yediyaman adı zaman içerisinde evrilerek Adıyaman oluyor. Kentte 'yedikardeÅŸ' ÅŸeklinde bilinen ve ÅŸehrin güneyindeki yedi mezarın bulunduÄŸu yer halk arasında halen kutsal sayılırken, burada adaklar kurban Mansur Kalesi efsanesiEfsaneye göre, Adıyaman kalesinin ortasında mil üzerinde dönen bir köşk bulunuyor. Köşkte savaşı seyreden Arap komutanın kızı, kaleyi kuÅŸatan Türk kumandanına aşık oluyor. Türk kumandana haber gönderen Arap kızı, kendisini almayı kabul ettiÄŸi takdirde kale anahtarını vereceÄŸini söylüyor. Bir gece gizlice Türklerin tarafına kaçan Arap kızı, Türk komutanla görüşüyor. Elbiseleri çıkarıldığında kuru bir yaprağın vücudunu tahriÅŸ ettiÄŸi görülüyor. Bu duruma sinirlenen Türk komutan, "Baban seni kuru bir yapraktan dahi sakınır yetiÅŸtirdiÄŸi halde kendisine ihanet ettin. Kim bilir bana ne türlü ihanetler yaparsın." diyerek kızı öldürtüyor. Kale ve ÅŸehri yaptığı hücumlarla ele geç Emevi komutanlarından Mansur Bin Cavene olduÄŸu, o dönemde ÅŸehir merkezindeki kaleye 'Mansur'un Kalesi' anlamına gelen Hısn-ı Mansur adının verildiÄŸi belirtilirken, ÅŸehrin kaleden isim bulduÄŸu ve 1926 yılına kadar Hısn-ı Mansur'un resmi ad olarak kayıtlara geçtiÄŸi gö efsaneAdıyaman'ın ilçesi Samsat'ın hikayesi ise şöyle, Kommagene ülkesinin baÅŸkenti Samsat'ta Samosata oturan bir kral vardır. Kralın güzel kızına her ülkeden talipler gelir. Hepsi de geniÅŸ topraklar, sonsuz paralar sunar. Kral, içme suyu problemi bulunan ÅŸehre suyu önce kim getirirse kızı ona vereceÄŸini söyler. Yarışmacılar birbirleriyle çekiÅŸerek kızı düşünerek geceli gündüzlü çalışırlar. Bir gün ÅŸehir halkı, yakınlarına kadar uzanan ve her gün ilerleyen dev su kanallarını görür. Arkasından ÅŸehre hayat veren sular akmaya baÅŸlar. Arsameia'nın genç prensi bugüne kadar kalan su kanallarıyla ÅŸehre su akıtır. Prens, prensesle evlenerek çalışmalarının karşılığını Samsat'tan alır."Cendere Köprüsü efsanesiRoma İmparatoru Septimus Severus tarafından milattan sona ikinci yüzyılda kendisi, eÅŸi Julia Domna ve çocukları Caracalla ile Geta adına yaptırılan Cendere Köprüsü, köprüdeki kitabeye göre her bireyi temsilen dört sütunla 11 yılda inÅŸa Severus'un vefatının ardından taht kavgasına tutuÅŸan oÄŸullarından Caracalla, kardeÅŸi Geta'yı öldürdü. Bunun üzerine Caracalla, Roma'da kardeÅŸinin adını taşıyan tüm anıtları yıktırdı. Bu yıkımdan Cendere Köprüsü de nasibini aldı. Böylece, Geta adına köprünün kuzey giriÅŸinin batısına diktirilmiÅŸ olan dördüncü sütun yıkıldı. Tarihi köprü o günden beri üç sütunlu haliyle mevcudiyetini koruyor. Tek kemerli, bir savaklı, 120 metre uzunluÄŸunda yedi metre geniÅŸliÄŸinde, her biri 10 ton ağırlığında olan 92 kayadan meydana gelen köprü, aynı zamanda Romalıların yaptırdığı en geniÅŸ ikinci köprü olma özelliÄŸini taşıyor.

yöremizdeki yer adları ile ilgili efsaneler