🏈 Küfür Eden Çocuğa Verilecek Ceza
kendisine verilecek hiçbir ceza bu olayın bedeli olmayacaktır. aynısını ona yapsalar, en ağır işkenceleri etseler, süründüre süründüre öldürseler. hiç biri 5 yaşındaki bir çocuğun körpecik bedenine ve psikolojisine verilen zararın karşılığı değil ve işte en çok da bu düğümlüyor boğazımı.
V8O1HG. Genellikle aileler çocuklarına ceza vererek bir şeyleri öğretmeye çalışmadan önce “ceza bir öğretme yolu mu yoksa bir bastırma yolu mu” bunu iyi düşünmeliler. 2 saatlik sporla fazla kilolarınızı veremezsiniz ya da bir gecede ingilizce öğrnemezsiniz. İşte davranış değişikliği de böyledir hemen olmaz. Bu bir süreçtir ve çocuğun bunu içselleştirmesi gerekir ki kalıcı ve sağlıklı bir davranış olsun. Çoğumuzun yapmak istediği şeyler için uzun bir uğraş ve emeğin gerekli olduğunu unutmamak ve çocuklara verilecek olan eğitimde de değişikliğe gidebilmek için ve öğretilecek olan şey için sabır, emek ve eğitimin bir arada olduğunda başarıya ulaşacağınızı göz ardı etmeyerek hareket etmeli ve bu esnada dirençli olmalısınız. Çocuklara Ceza Vermek ve Çocukların Çatışması Yapılan akademik araştırmalar ve konusunda uzman olan pedogogların çocuklar üzerine söylediği şeyler özellikle çocukların eğitim alırken büyük bir çatışmaya maruz kaldığını göstermektedir. Öncelikle çocuğunuzun bir çatışma ortamı içerisinde kendini var etmeye çalıştığını ve bu çatışmaların ceza yöntemiyle daha fazla artış göstereceğini unutmadan hareket etmeniz kısa süreler içerisinde sonuç almanıza olanak sağlayacaktır. Çocuklara ceza vererek bir şey öğretmek istenildiği takdirde çocuğunuz öncelikle bu konuya duygusal olarak yaklaşacak ve daha sonrasında vermek istediğiniz eğitimi reddedecektir. Bu da zamanla çocuğunuzun daha az söz dinlemesine kendi kafasına göre hareket etmesine ve bu duygusal durum içerisinden çıkamayarak psikolojik problemler yaşamasına neden olabilecektir. Bu yüzden ailelerin eğitim verirken çocuğa zarar vermemek adına bazı şeylere dikkat etmesi gerekmektedir. Çocuklara Eğitim Verirken Dikkat Edilmesi Gerekenler Genel olarak bir inceleme yapıldığında Türkiye’de birçok ailenin çocuğa bir şeyler öğretmek için ceza yöntemlerine başvurduğu görülmektedir. Öncelikle size vereceğimiz tavsiyelere uyarak ve çocuğunuza ceza vermek yerine başka yöntemlerle bir şeyler öğretmeye çalışmanın süreci hızlandıracağını ve alacağınız sonucun daha hızlı gerçekleşeceğini söyleyerek başlayalım. Çocuğa eğitim verirken öncelikle ceza yöntemleri yerine ödüllendirme ile başlamalısınız. Örneğin çocuğunuzun bir şey yapmasını istiyorsunuz lakin çocuğunuzun bu şeyi yapma süreci uzun sürüyor hemen ceza vererek çocuk psikolojisini kötüye etkilemek yerine başvuracağınız yöntem çocuğa ödül vererek yapması gereken şeyi yaptırtmaktır. Çocuğunuza vereceğiniz eğitimde özellikle yaşına uygun bir eğitim modeline uygun bir şekilde hareket etmeniz hem çocuğunuzun öğrenmesini kolaylaştıracak hem de daha özgüvenli bir birey olmasını sağlayacaktır. Çocukların genellikle uygulamalı olarak daha çok şeyi öğrendiği kanıtlandığı için çocuğunuzun öğrenmesini istediğiniz şeyi uygulamalı bir hale getirerek öğretmeye çalışmanız hızlı sonuç almanızda etkili olacaktır. Çocuğunuza Eğitim Verirken Farklı Yöntemler Kullanın Genellikle eğitim dendiğinde çocuğun aklına katı kuralları olan ceza ve ödül sistemini çağrıştıran bir metot gelmektedir. Sizler eğer çocuğunuzun öğrenme sürecini hızlandırmak istiyorsanız bu konuda çocuğunuza eğitim verirken katı kuralları olmayan yöntemleri deneyebilirsiniz. Öncelikle çocuklar için oyunlar her zaman daha ön planda olduğundan çocuğunuza eğitim verirken vermek istediğiniz eğitimi oyunlaştırmanız ve çocuğunuz ile bu oyunda sizin de var olmanız hem süreci hızlandıracak hem de çocuğunuzun karşı koyma mekanizmalarını engelleyerek aldığı eğitimden zevk almasına ve başarılı olmasına imtiyaz tanıyacaktır. Çocuğunuzun Duygusal Gelişimi Ön Planda Tutun İnsanın birinci gelişim ihtiyacı duygusal gelişimidir. Sonra sosyal gelişimi, sonra ise bilişsel gelişimi gelir. Son 10 yılda ki araştırmalar duygusal zekanın önemi ortaya koymasına rağmen bizler çocuklarda bilişsel gelişimi daha ön planda tutmaktayız. Bu ise çocuklara fazla yükleme yaptığımızı ve ilerleyen dönemlerde bu yüklemeler yüzünden çocuklarımızın psikolojik ve sosyal gelişiminin tamamlanmamasından dolayı problemler yaşayabileceğini göstermektedir. Bu yüzden aileler çocuklarının öncelikle duygusal gelişimini tamamlamasına izin vermeli ve bunun sonrasında çocuğun sosyalleşmesini sağlayarak sosyal gelişimini sağlamaları gerekmektedir. Sosyal gelişim sağlandıktan sonra çocuğun bilişsel gelişimi için eğitimlere başlanmalı ve verilecek eğitimler yine çocuğun zevk aldığı kolay öğrenebildiği düzeyde yaşına uygun bir şekilde verilmelidir. Aksi halde çocuğun öğrenme süreci ve algılama süreci yıpranacak ve çatışmalar yaşamasına neden olacaktır. Uzmanların görüşlerine göre çocukların duygusal gelişimi ve sosyal gelişimi desteklenmek isteniyorsa bu aşamalarda çocuğa ceza vermek yerine bir bedel koyulmalı ve çocuğun yaptığı bu hareketten sorumlusunun kendisi olduğu ona anlatılmalıdır. Örneğin; Çocuk kalemlerini kırıyorsa burada çocuğa kalemlerini kırdı diye televizyon izlememe, oyun oynamama ve odasında oturma cezası vermek yerine seçeceğiniz yöntem çocuğun mantıklı bir bedel ödemesi ve kalemsiz kalmasıdır. Bunun için çocuğunuza yeni bir kalem almayabilir veya çocuğunuz kalem istediğinde kendisi bunu kırdığı için bir süre boyunca kalem alamayacağınızı söyleyebilirsiniz. Bu çocuğun daha hızlı öğrenmesinde etkili olacaktır. Aileler Çocuğa Ceza Vermek Yerine Yaptığı Yanlışların Sonuçlarını Yaşamasına İzin Vermelidir Çocuklara eğitim verirken yapılan başka bir yanlış ise çocukların yaptığı davranışların sonuçlarını onlara yaşatmamaktadır. Bu da zamanla o davranışın çocukta alışkanlık haline gelmesine neden olmaktadır. Örneğin; çocuk sabahları okul servisini kaçırıyor ve bunun sonucunda babası veya annesi araba ile onu okula bırakıyor. Bu aslında çocuğun sürekli aynı şeyi yapmasına neden olabilecek bir davranıştır ve bir bedel yerine ödül olarak algılanmalıdır. Bu süreçte bunu bir bedele dönüştürmek için çocuğunuzu araba ile okula bırakmak yerine toplu taşıma ile kendisinin gitmesini sağlamanız çocuğunuzun okula geç kalmasına neden olsa da hem bir bedel ödemesine hem de hayatın zorluklarını anlamasına olanak tanıyacaktır. Bu duruma ikinci bir örnek ise genellikle aile içinde ödev yapılması ile verilebilmektedir. Genellikle anlatılan konular ve dersler sonrasında çocuklara öğretmenleri tarafından ödüller verilmektedir. Bu çocuğun sorumluluğunda olan ve çocuğun yapması gereken bir şeydir çünkü hem öğrenmesini pekiştirecek hem de yapacağı ödev konu eksiklerinin görülmesini sağlayacaktır. Lakin çocuklar anne veya babalarından ilgili ödevler için yardım istediklerinde anne veya babalar ödevin nasıl yapıldığını anlatmak yerine direk çocuğun ödevini yapmaktadır. Bu da ilerleyen dönemlerde çocuğun tam bir şekilde öğrenim görmemesine ve onun sorumluluğunda olan şeylerin aile sorumluluğunda da olduğu bilincine kapılmasına neden olmaktadır. Burada yapılması gereken ödevi direk yapmak yerine biraz anlatarak çocuğu ilgili ödeve teşvik etmek ve ödevi kendisinin yapmasını sağlamaktır. Çocuğun Davranışlarını İçselleştirmek Yerine Doğru Yapması Gerekenler Doğru Bir Şekilde Anlatılmalı Gündelik hayatta ailelerin sıklıkla yaşadığı şeylerden biri olan kontrol mekanizmaları çocuğun bazı şeyleri yanlış algılamasına neden olmaktadır. Örnek olarak gün içerisinde çocuğunuzun yere çöp attığını düşünelim. Bunun sonrasında çocuğa bağırma ve kızma çocuğun kontrol mekanizması geliştirmesine neden olmaktadır. Bu yüzden çocuk kızılmayacağı ve bağrılmayacağını anladığı zamanlarda yere çöp atmaya devam edebilmektedir. bunun nedeni ise özellikle kontrol mekanizmalarının dış kaynaklı olmasıdır. Bu esnada ailenin yapması gereken şey çocuğa direk kızmak, bağırmak veya dövmek yerine güzel bir şekilde açıklama yapmaktadır. Bunu yapmak için çocuğa ” Yerlere çöp atmıyoruz çünkü çevre kirlenirse sağlıklı yaşayamayız.” diyerek kültür değerleriniz ile ilgili olan problem davranışının bedelini çocuklara yargılamadan aktarabilirsiniz. Çocuklara ceza vermek yerine kullanacağınız doğru dil ve çocuğun yaptığı hataların bedelini ödemesi öğrenim sürecinin daha hızlı bir şekilde olmasına katkı sağlayacaktır. Buradan konuyla alakalı videomuzu izleyebilirsiniz. Psk. Ömer Özselçuk
Hakaret suçu, kişilerin şeref ve saygınlığına karşı işlenen suçlar içinde TCK 125 ile 131. maddeler arasında yer almıştır. TCK 125/1 hakaret suçunun iki farklı temel işleniş şeklini hüküm altına almaktadır. Buna göre hakaret suçu; Bir kişiye, şeref ve saygınlığını rencide edecek bir somut olgu veya fiilin isnat edilmesi suretiyle işlenebileceği gibi Bir kişiye, şeref ve saygınlığını rencide edecek şekilde sövmek suretiyle de işlenebilir. TCK 125 kanun maddesini okumak istemiyorsanız direk olarak aşağıya konu ile ilgili detaylı bilgilendirmelerimize geçebilirsiniz. Yazımızda hakaret suçunun unsurlarına, öngörülen cezalara, bu cezaları artıran veya azaltan hallere, yargılama sürecine, mahkemenin verebileceği kararlara vb. önemli noktalarına değindik. Bu sürecin önemle üzerinde durulması gereken bir süreç olduğunu düşündüğümüz için yazının dikkatli okunmasını tavsiye etmekteyiz. İçindekiler1 Basit Hakaret Suçu ve Cezası TCK 125/1 Hakaretin Sesli, Yazılı veya Görüntülü İletiyle İşlenmesi TCK 125/22 Nitelikli Hakaret Suçu ve Cezası TCK 125/3, 125/4, 125/5 Hakaret Suçunda Cezayı Azaltan veya Kaldıran Hakaret Suçu Nasıl İspatlanır? Basın Hürriyeti ve Hakaret3 Hakaret Suçu Hakaret Suçunda Şikayet, Şikayetten Vazgeçme ve Hakaret Suçunda Hakaret Suçunda Adli Para Cezası ve Hakaret Suçunda Cezanın Hakaret Suçundan Dolayı Manevi Tazminat Hakaret Suçunda Ceza Avukatı Desteği4 Hakaret Suçu Emsal Yargıtay Kararları TCK 125/1’de hakaret suçunun basit temel işleniş şekli gösterilmiştir. Bir kişiye şeref ve haysiyetini rencide edici bir fiil veya olgu isnat etmek bu kişiye karşı hakaret suçu işlenmesi demektir. Bir kişiye suç teşkil eden bir fiil isnat etmek hırsızlık fiili, tecavüz, terör fiili vb. buna örnek olabilir. Yahut bu fiilin suç teşkil etmese de toplumca hoş karşılanmayan ve ahlaka aykırı bir fiil olması da hakaret suçunu oluşturabilir. Örneğin kişiye zina yapma fiili isnat edilirse bu şeref ve saygınlığı rencide edici bir isnat sayılabilir. Bununla beraber bir kişiye sövmek de hakaret suçunun basit şekline sebebiyet verir. Örneğin; şerefsiz, karaktersiz, hayvan, sinek, böcek, ezik, lüzumsuz, onun bunun çocuğu, sinkaflı ifadeler vb. bunun örnekleri sınırsız olabilir. Hakaret Boyutunda Görülmeyen Nezaket Dışı Cümleler →Bu hakaret suçunun işlenmesi ile ilgili uygulamada sıkça görülen bir durumdur. Mahkeme hakaret boyutuna varmayan bir takım ifadeler için nezaket dışı nitelendirmesi yaparak hakaret cezasına değil beraate hükmetmektedir. Örneğin; terbiyesizlik yapma, defol git, okumuşsun ama adam olamamışsın, sülaleniz böyle sizin vb. sözler nezaket dışı kaba cümleler olmakla birlikte hakaret suçunu teşkil etmeyebilir. Beddua Niteliğindeki Cümleler →Bedduanın hakaret suçu sayılmayacağı, Yargıtay kararlarında sıkça görülmektedir. Örneğin bir kişiye Allah belanı versin, evin yıkılsın, çocuğundan çıksın vb. ifadeler ile beddua etmek hakaret suçunu oluşturmaz. Bunlar daha çok Allah’tan temenni niteliğinde kabul edilirler. Kişinin Arkasından Sövme / Gıyapta Hakaret →Bir kişinin arkasından sövüldüğü ya da bir isnatbulunulduğu zaman hakaret suçunun tespit edilebilmesi için fiilin 3 kişi ile ihtilat edilerek işlenmesi gerekir. Yani bu kişinin sövdüğüne 3 kişinin şahit olması gerekir. Aksi halde hakaret suçu işlenmemiş sayılacaktır. Basit Hakaret Suçunun Cezası →TCK 125/1’de yer alan suçun basit hali sövmek veya bir fiil isnat etmek için öngörülen ceza alt sınırı 3 ay ve üst sınırı 2 yıl olan hapis cezasıdır. TCK 125 suçunun sesli yazılı veya görüntülü iletiler kullanılarak işlenmesi de aynı şekilde 3 ay ve 2 yıl arasında değişen hapis cezası ile cezalandırılır. Hakaret cezası buraya bakılarak küçük görülmemelidir. Zira aşağıda cezayı artıran nitelikli hallerden bahsedeceğiz. Bunların bir araya gelmesi sonucunda ciddi cezalar ortaya çıkabilmektedir. Hakaretin Sesli, Yazılı veya Görüntülü İletiyle İşlenmesi TCK 125/2 TCK 125/2’de hakaret fiilinin sesli yazılı veya görüntülü ileti yardımı ile işlenmesi durumunda da failin basit hakaret cezası ile cezalandırılacağı bildirilmiştir. Faile whatsapp sesli mesajı, herhangi bir yazılı mesaj, görüntülü video ile hakaret edilmesi de bu kapsamda suç teşkil eder. Nitelikli Hakaret Suçu ve Cezası TCK 125/3, 125/4, 125/5 Hakaret suçunun temel şeklini yukarıda açıkladık. Hakaret cezasını artırıcı nitelikte bazı durumlar vardır ki bunlar da TCK 125/3, 125/4 ve 125/5’te düzenlenmiştir. Hırsızlık suçunda cezayı artırıcı nitelikli halleri şu şekilde sıralamamız mümkündür. Hakaretin; kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işlenmesi durumunda verilecek olan ceza 1 yıldan aşağı olamaz. TCK 125/3 Kişinin dini, sosyal, felsefi düşüncelerini açıklaması, değiştirmesi, yaymaya çalışması dolayısıyla işlenmesi veya kişinin mensubu olduğu dinin gereklerine uygun davranması dolayısıyla işlenmesi durumlarında verilecek olan ceza 1 yıldan aşağı olamaz. TCK 125/3 Dini değerlerden bahisle işlenmesi durumunda verilecek olan ceza 1 yıldan aşağı olamaz. TCK 125/3 Alenen işlenmesi durumunda verilecek olan standart ceza 1/6 oranında artırılacaktır. TCK 125/4 Heyet olarak çalışan kamu görevlilerine karşı görevleri dolayısıyla işlenmesi durumunda suç tüm heyete karşı işlenmiş sayılır. TCK 125/5 Hakaret Suçunda Cezayı Azaltan veya Kaldıran Nedenler Yukarıda hakaret cezasını artıran nitelikli hallerden bahsettik. Bunun yanında cezayı azaltan veya ceza verilmemesini gerektiren durumlarda söz konusu olabilir. Bunlar genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz 18 yaşının altındaki kişinin hakaret suçunu işlemesi durumunda ceza azaltılabileceği gibi hiç ceza verilmeyebilir. TCK 31 Hakaret fiilini işleyen kişinin 12 yaşından küçük çocuk olması durumunda herhangi bir ceza uygulanmayacaktır. Bu çocuklar hakkında bazı güvenlik tedbiri uygulanarak cezalandırma yoluna gidilmez. Hakaret suçunu işleyen çocuk 12 ile 15 yaş aralığında ise işlediği hakaret fiilinin hukuki anlam ve önemine vakıf olup olmadığına bakılır. 12 ile 15 yaş aralığındaki çocuk eğer ettiği suçun mahiyetini bilmiyor ise gene ceza verilmez ve bazı güvenlik tedbirleri uygulanır. Ancak bu çocuk hakaret fiilin hukuki öneminin farkında olacak yeterlilikte ise hakaret cezası indirimli olarak verilir. Bu suçu işleyen çocuk 15 ile 18 yaş aralığında yer alıyorsa işlediği fiilin hukuki anlam ve önemine bakılmasızın hakaret cezası indirilerek verilir. Kişiye yöneltilen hakaret niteliğindeki isnadın ispat edilmesi durumunda ceza verilmez. TCK 127 Hakaret suçunun sövmek veya bir fiil isnat etmek şeklinde işlenebileceğine yukarıda değindik. İşte kişiye bir isnatta bulunulması ve bunun yargı mercileri önünde ispat edilmesi ile artık hakaret suçu işlenmemiş kabul edilir. Burada söz konusu fiil suç teşkil ediyor olmalıdır. Örneğin bir kişiye “hırsız” denilse ve ardından kamu davasında bu kişinin hırsızlık suçu işlediği ispatlansa ve bu kişi hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verilerek bu karar kesinleşse, en başta hırsız diyerek hakaret eden kişi ceza almaz. Ancak bir kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı sonrasında bu kişiye o suç ile ilgili hakaret edecek şekilde isnatta bulunulması hakaret suçuna sebep olur. Yani hırsızlıktan ceza almış bir kişiye hırsız denilirse hakaret cezasına hükmedilir. Akıl hastası veya aklı zayıf kişilere somut olayın şartlarına göre ceza verilmeyebilir veya cezada indirime gidilebilir. TCK 32 Akıl hastalığı sonucunda davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olmayan kişilerin işlediği hakaret fiili cezalandırılmaz. Akıl hastalarının bu şekilde cezai ehliyetleri yoktur. Akıl hastalarına ceza değil güvenlik tedbiri uygulaması söz konusu olur. Akıl hastası olmamakla beraber gerçekleştirdiği fiiller ile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiler yani akli olarak zayıf olan kişiler hakkında ceza indirimi uygulanır. Ancak buna rağmen somut olayın özelliklerine göre,akli zayıflık içinde olan kişilere de güvenlik tedbiri uygulaması söz konusu olabilir. Tüm bu hükümler hakaret suçu için de aynı şekilde uygulama alanı bulur. Haksız bir fiile karşı hakaret eden failin cezasında indirim yapılır veya hiç ceza verilmez. TCK 129/1 Esasen genel kural gereği haksız tahrik halinde suç işleyen kişinin cezasında indirim yapılır. Ancak hakaret suçu için farklı bir haksız tahrik kuralı düzenlenmiştir. Buna göre cezada indirim yapılabilirken hiç ceza verilmeme imkanı da tanınmıştır. Burada hakaret eden kişiye karşı bu hakarete neden olan haksız bir fiil işlenmiş olmalıdır. Bu haksız fiilin suç olması şart değildir. Suç olmayan bir haksız fiil ile de bu indirim sebebi gündeme gelebilir. Ayrıca bu haksız fiilin kasten yaralama olmaması gerekir. Zira hakaretin kasten yaralamaya karşı işlenmesi durumu birazdan bahsedeceğimiz üzere TCK 129/2’de düzenlenmiştir. Ayrıca karşılıklı hakaret durumu da TCK 129/3’de yer aldığı için bu haksız fiilin hakaret olmaması da gerekir. Kasten yaralamaya tepki olarak işlenen hakarette faile ceza verilmez. TCK 129/2 TCK 86 kasten yaralama fiiline maruz kalan kişinin, o an tepki olarak hakaret etmesi durumunda kişiye hakaret cezası verilmez. Ancak hakaret, kasten yaralama fiilini gerçekleştiren kişiye karşı işlenmiş olmalıdır. Burada bir cezasızlık nedeninden bahsetmekteyiz. Bu bir haksız tahrik durumu olarak görülmemelidir. Zira TCK 129/2 hükmünde ayrıca düzenlenmiş bir haldir. Karşılıklı hakaret söz konusu olduğunda cezada indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten vazgeçilebilir. TCK 129/3 Karşılıklı hakaret durumu da haksız tahrikten farklı olarak ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle karşılıklı hakaret de bir haksız tahrik şekli sayılamaz. Karşılıklı olarak TCK 125 suçunu işleyen kişilerin bu hakaretleri birbirlerinin fiilleri ile o an nedensel olarak bağlantılı ise somut olayın şartları hakim tarafından değerlendirilir ve hakaret cezası ⅓’üne kadar indirilebileceği gibi hiç ceza verilmeyebilir. Alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında hakaret eden kişiye somut olayın şartlarına göre ceza verilmeyebilir. TCK 34 Alkol veya uyuşturucu etkisi altında işlenen suçlarda fail herhangi bir ceza indirimi almaz. Çünkü alkol veya uyuşturucu madde kişinin kendi iradesi ile alınmıştır. Ancak alkol veya uyuşturucu bağımlılığı bunlardan farklıdır. Alkol veya uyuşturucu bağımlısı kişi eğer yoksunluk derecesinde fizyolojik olarak bağımlı ise hiçbir suçtan ötürü ceza almaz. Dolayısıyla hakaret cezası da bu kişiye verilmez. Fizyolojik olarak bağımlı olmak için o maddelerin alınmaması durumunda kişinin davranış yeteneğini komple kaybediyor olması gerekir. Ancak bağımlılık psikolojik ise yani o maddeler alınmadığında sadece özlem duyuluyor ama davranışları kontrol yeteneği yerinde duruyor ise kişiye gene indirim yapılmadan ceza uygulanır. İhbar veya şikayet hakkını kullanan kişiye hakaret cezası verilmez. TCK 128 Hak arama özgürlüğü anayasal bir hak olduğu için mevzuatın bir çok yerinde bunu korumaya yönelik hüküm bulunmaktadır. Bir kişiye yönelik olgu veya isnatların resmi kurumlara yapılan şikayet veya ihbar bildirimleri içerisinde yer alması durumunda hakkını kullanan kişiye ceza verilmez. Örneğin bir hırsızlık vakıasını polise bildiren kişi, fail hakkında “onu evimde hırsızlık yaparken yakaladım, önce salondaki bilgisayarımı çaldı sonra odadaki paraları çaldı” gibi ifadeler kullanması durumunda hakaret suçu işlemiş sayılmaz. Ancak bu bildirim yapılırken somut olay ile bağlantısı olmayan ifadeler hakaret kapsamında sayılabilir. Örneğin “onu evimde hırsızlık yaparken yakaladım, bu şerefsiz itin hapse girmesini istiyorum” şeklinde ifade verirse hakaret suçu işlenmiş olur. Olası kast ile işlenen hakaret suçunda cezada indirime gidilir. TCK 21 Kast, bir suçun unsurlarının fail tarafından bile isteye gerçekleştirilmesine denir. Olası kastta ise fail, neticenin gerçekleşeceğini öngörmekle birlikte bu neticenin gerçekleşmesini istememekte ancak kabullenmektedir. Yani aslında istememekle birlikte “olursa olsun” gibi bir anlayış ile suç işlendiği takdirde olası kast ile suç işlenmiş demektir ve verilecek cezada belirli bir oranda indirim yapılır. Hakaret davası sırasında da failin doğrudan kast ile mi yoksa olası kast ile mi hareket ettiği değerlendirilecektir. Kişinin Hatırasına Hakaret, Cumhurbaşkanına Hakaret ve Atatürk’e Hakaret Kişinin hatırasına hakaret, cumhurbaşkanına hakaret ve Atatürk’e hakaret; TCK 125 suçundan farklı üç suç tipidir. Hakaret cezasına göre daha ağır cezaları içerir. Ancak bu suç tipleri yazımızın konusu değildir. Bunların her birisi mevzuatta farklı yerlerde düzenleme alanı bulmuş suçlardır Kişinin Hatırasına Hakaret →TCK 130 düzenlemesinde yer alan bir suç tipidir. Genel olarak cezası 3 ay ile 2 yıl arasında değişen hapis cezasıdır ve ölen kişiye karşı işlenebilen bir suçtur. Cumhurbaşkanına Hakaret →TCK 299 düzenlemesinde yer alan bir suç tipidir. Devlete karşı işlenen suçlar arasında yer almış olmakla birlikte 1 yıl ile 4 yıl arasında değişen bir cezası vardır. Suç alenen işlendiği takdirde ceza 1/6 oranında artırılır. Atatürk’e Hakaret →5816 sayılı Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanunda düzenlenmiştir ve cezası 1 yıl ile 5 yıl arasında değişmektedir. Hakaret Suçu Nasıl İspatlanır? Hakaret suçu genellikle ispatı bakımından zorluk çekilen suçlardandır. İspatlanmamış hiçbir fiil cezalandırılmaz. Ceza muhakemesinde olayı soruşturacak olan mercii savcılıktır. Ancak savcılığa hakarete uğrayan kişi de delillerini sunabilir. Eğer suçun işlendiği yerde yerde bir kamera varsa bu görüntüler oldukça işe yarar. Ses kaydı video kaydı gibi araçlar yarayışlıdır. Normal şartlarda bir kişinin izinsiz bir şekilde özel hayatının video görüntüsünü çekmek veya izinsiz sesini kaydetmek o kişiye karşı işlenmiş bir suçtur. Ancak hakaret gibi ispatı güç suçlarda Yargıtay eğer başka bir ispat aracı yoksa söz konusu ses veya video kayıtlarının kişiden izinsiz olarak çekilmesini haklı bulmaktadır. Yani hakarete uğrayan kişi cebinden telefonu çıkararak olayı videoya alabilir veya ses kaydedebilir. Bu delil olarak kabul edilecektir. Ayrıca tanık delili de hakaret davasında önem taşır. Olaya tanıklık eden kişilerin beyanı mahkemece gözününde bulundurulacaktır. Ancak bu tanıkların tarafsız olması aranmaktadır. Uygulamada hakaret fiiline şahit olan kişiler yalnızca yakın akraba ise genellikle tarafsız olarak bulunmamaktadır. Hakarete dair herhangi bir delilin sunulmaması veya savcılıkça bulunamaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir ve yargılamaya geçilmez. Basın Hürriyeti ve Hakaret Yukarıda hakaret suçu ile ilgili belirttiğimiz unsurları basın dahi işlemiş olsa hakaret suçu oluşur. Yargıtay basının haber yapma özgürlüğünün ne zaman hakaret suçu teşkil etmeyeceği ile ilgili bazı sınırlamalara işaret etmektedir. Buna göre basında yer alan haberin hakaret suçu sayılmaması için; Kamuoyunu bilgilendirme maksadı ile yapılmış bir haber olması Haberde yer alan bilgilerin gerçek ve güncel olması Söz konusu haberin verilmesinde ve veriliş şeklinde kamunun ilgisinin ve yararının bulunması gerekmektedir. Haberde yer alan olay veya eleştiri ile olay arasında fikri bir bağlantının varlığı gereklidir. Bu şartların yerine getirilmemiş olması durumunda ister gazete haberi olsun ister köşe yazısı olsun hakaret suçu oluşmuş kabul edilir. Hakaret Suçu Unsurları TCK 125 hakaret suçu herkes tarafından işlenebilen genel nitelikli bir suçtur. Bu suçta fail veya mağdur herkes olabileceği gibi herhangi bir yaş sınırlaması da söz konusu değildir. Ancak aşağıda ayrıntılı değineceğimiz üzere suçun cezayı artırıcı bazı nitelikli halleri yalnızca belirli kişilerce işlenebilir. Bununla beraber hakaret suçu düzenlemesi ile kişilerin şeref ve saygınlığı korunmak istenmiştir. Hakaret suçunda failin kendini gizleyerek farklı bir ad ile suçu işlemiş olmasının bir önemi yoktur. Failin tespit edilebiliyor olması durumunda cezai süreç işleyecektir. Ayrıca hakaret suçu işlenirken mağdurun tam adının zikredilmemiş olması veya ima yoluyla işlenmesi durumunda da bu suç oluşur. Yani bir kişiye üstü kapalı olarak ima yolu ile hakaret edildiği zaman veya hakaretin muhatabı açıkça değil de üstü kapalı olarak belirtildiği takdirde de bu suç TCK m. 126 gereğince işlenmiş sayılır. Eğer mağdurun kim olduğu konusunda veya hakaret niteliğinde cümlelerin farklı kelimelerle sarf edilmiş olduğuna dair üzerinde duraksanmayacak bir durum söz konusu ise fail hakaret suçu işlemiş sayılır. TCK 125 hakaret suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Bununla beraber failin hakaret kastının haricinde özel bir saik ile hareket etmesi gerekmez. Yani fail karşıdaki kişiyi tahrik etme duygusuyla hareket etse de şaka yapma saiki ile hareket etse de TCK 125 suçu işlenmiştir. Ayrıca hakaret suçunun olası kast ile işlenebileceği de genel olarak kabul edilmektedir. Olası kastla işlenen hakaret suçuna yukarıda değindik. Hakaret Suçunda Şikayet, Şikayetten Vazgeçme ve Zamanaşımı Türk Ceza Kanununda yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması için genel olarak şikayet aranmasa da bazı suçlar için şikayet şartı söz konusudur. Buna göre takibi şikayete bağlı suçlarda şikayet, takibi şikayete bağlı olmayan suçlarda ihbar söz konusu olur. Hakaret suçunda da hakaretin basit işleniş şekli yani TCK 125/1 suçunda soruşturma ve kovuşturma için mağdurun şikayeti aranır. Ancak bu suçun cezayı artırıcı nitelikli halleri için kimsenin şikayeti aranmaz. Takibi şikayete bağlı olan ve olmayan suçlardan bahsettik. Bunlardan takibi şikayete bağlı olanlarda şikayet diğerlerinde ise ihbar söz konusu olur. Buna bağlı olarak şikayetten vazgeçme imkanı ancak takibi şikayete bağlı olan suçlar için kullanılabilir. İhbar edilen suçlarda şikayet söz konusu olmadığından vazgeçme gibi bir durum da söz konusu olmaz. Buna bağlı olarak basit hakaret suçunda şikayetten vazgeçme söz konusu olabilirken nitelikli hırsızlık suçunda mağdurun şikayetten vazgeçme imkanı olmaz. Geçerli bir şikayetten vazgeçme beyanı ile söz konusu cezai süreç sona erdirilir. Soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirken kovuşturma aşamasında davanın düşmesi kararı verilir. Uygulamada takibi şikayete bağlı olmayan suçlar için de ifade değiştirme gibi işlemlerle şikayetten vazgeçildiği yanılgısına düşülmektedir. Bu tarz suçlar için nereye “şikayetçi değilim” denilirse denilsin sonuç doğurmaz. Takibi şikayete bağlı olan suçlar için 6 aylık hak düşürücü süre söz konusudur. Buna göre hakaret suçunun basit şeklinden ötürü şikayette bulunabilmek için 6 aylık süre içerisinde kolluk veya savcılığa durum bildirilmelidir. Nitelikli hakaret için herhangi bir şikayet süresi söz konusu olmaz. Hakaret Suçunda Uzlaşma Gene bazı suçlar için mağdur ile mailin yargılama öncesinde adliye eliyle görüştürülerek sorunun çözülmeye çalışılması yolu izlenir. Genel olarak takibi şikayete bağlı olan suçlarda uzlaştırma prosedürü yoluna gidilir. Buna göre basit hakaret suçunda uzlaşma – uzlaştırma prosedürünün işletilmesi bir dava şartıdır. Yani yargılamaya geçilmeden önce hakaret eden ile hakarete uğrayan kişi adliye eliyle görüştürülür. Bu görüşme ile ilgili tebligatlar önceden taraflara postalanır. Bu görüşmeden sonuç alınamaması durumunda hakaret davasına geçilir. Hakaret Suçunda Adli Para Cezası ve HAGB Mahkemenin vereceği hapis hükmünün süresi 1 yıl ve altında bir süre ise bu hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Hakaret suçunda para cezasına çevirme bu kapsamda mümkündür. Ancak mahkeme hükmünün 1 yılın üzerinde olması durumunda adli para cezasına çevirme mümkün olmaz. Mahkemenin vereceği hapis cezası hükmünün 2 yılın altında olması ve sanığın daha önce kasıtlı bir suç işlememiş olması durumunda mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilir ve hakaret cezasının infazını engellemiş olur. Hakaret suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi durumunda hakaret eden kişiye 5 yıllık denetim süresi tanınır. Bu süreyi herhangi bir kasıtlı suça karışmadan geçiren sanık sanki hakaret suçunu hiç işlememiş gibi olur. Ancak bu süre içerisinde başka bir kasıtlı suç işlemesi halinde hem yeni işlediği suçun cezası hem de hakaret cezası birlikte infaz edilir. Hakaret Suçunda Cezanın Ertelenmesi Hakaret suçunda cezanın ertelenmesi kararı için gereken şartlar da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına benzer. Mahkemenin hapis hükmünün 2 yıl veya daha altında bir süreyi kapsaması ve failin daha önce kasıtlı bir suç işlememiş olması durumunda kişiye cezanın ertelenmesi kararı vererek 1 ile 3 yıl arasında değişen bir denetim süresi tanınabilir. Ancak cezanın ertelenmesinde bu süreyi kasıtlı bir suça karışmadan geçiren kişi için “cezası infaz edilmiş sayılma” durumu söz konusu olur. Yani hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında olduğu gibi hiç ceza işlememiş olma gibi sonuç doğması burada yoktur. Tabi denetim süresini yükümlülüklerine uygun geçirmeyen kişinin cezası infaz edilecektir. Hakaret Suçundan Dolayı Manevi Tazminat Davası Manevi tazminat, kişinin kişilik haklarının ihlal edilmesi dolayısıyla uğradığı ruhsal sıkıntının giderilmesi için ödenen parasal karşılıktır. Hakarete uğrayan kişinin manevi olarak zarar uğramış olacağı da su götürmezdir. Bu nedenle hakaret davası haricinde hukuk mahkemelerinde ayrıca manevi zararın giderilmesine yönelik olarak manevi tazminat davası açılabilir. Bu dava ceza davasından ayrıca mağdur tarafından hukuk mahkemelerinde açılmalıdır. Hakaret Suçunda Ceza Avukatı Desteği Hakaret suçu onur ve saygınlığa karşı işlenmiş olması dolayısıyla maddi zarardan ziyade manevi zarar doğurur. Hakaret suçu ile ilgili önemli ayrıntılara değindiğimiz yazımızda hakaret cezasını yukarıda açıkladık. Bu cezaların kanuni sınırlarının düşük olması kimseyi yanıltmamalı. Zira cezayı artıran nedenler genellikle olayda söz konusu olmakta ve ceza artırılabilmektedir. Buna bağlı olarak basit bir hakaret fiili kişiye hiç beklemediği sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle söz konusu sürecin deneyimli bir ceza avukatı yardımı ile takip edilmesi hem fail hem de mağdur adına yardımcı olacaktır. Hakaret Suçu Emsal Yargıtay Kararları ÖNEMLİ! Aşağıdaki emsal Yargıtay kararlarını okuyarak yukarıda yazılan detayların uygulamada karşılaşılan hallerini ve bu konularda Yargıtay hakimlerinin ne yönde karar verdiklerini öğrenebilirsiniz. İnternet Ortamında Hakaret ve Aleniyet “Hakaret suçunun internet ortamında işlenmesi halinde, aleniyet unsurunun oluşması için, hakaret oluşturan iletinin herhangi bir internet sitesinde yayımlanması gerekeceğinden, sanığın, internet sitesinde yayımlamaksızın, katılanların ve şikayetçi olmayan başka kişilerin e-mail adreslerine ileti göndermek suretiyle gerçekleştirdiği hakaret eyleminde aleniyet unsurunun varlığından söz edilemeyeceğinden, KÜTAHYA Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, gün ve 2007/369, 2008/81 sayılı karara yönelik yerinde görülmeyen 3 no’lu kanun yararına bozma isteminin de REDDİNE karar verilmiştir.” Yargıtay 2009/37287, 2010/16785. TCK 125 Hakaret Suçu ve Nezaket Dışı Sözler Ayrımı “Sanığın, iddianamede açıklanan ve mahkemece de kabul edilen “siz kimsiniz arabama ceza yazamazsınız, sen beni tanıyor musun, yazdığın faturayı kendin ödersin” şeklindeki sözlerinin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte bulunmaması nedeniyle, hakaret suçunu oluşturmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur” Yargıtay 22/01/2014, 2012/31078, 2014/1653 Hakaret Suçunda Aleniyetin Ne Olduğu “Aleniyet, belirsiz sayıdaki kişilerin sövmeyi oluşturan sözü duymalarına olanak sağlayan herhangi bir araç kullanılmak suretiyle işlenmesini ifade eder. Söylenen sözün fiilen duyulup duyulmadığı önemli olmayıp, böyle bir olanağın yaratılması yeterlidir” Yargıtay CGK., 4-37/25. 3. Kişiye Hakaret Etme “Sanığın, kız kardeşi ile evli olan H…’ın teyzesi ve aynı zamanda H…’ı yetiştirdiğini de söyleyen katılanı telefonla arayarak “senin yetiştirdiğin çocuk bu kadar olur, o dediğinin tanık A… tarafından doğrulanması ve mahkemece de kabul edilmesi karşısında; söylenen sözlerin katılanı da küçük düşürücü nitelikte olduğu gözetilerek, sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine, hakaretin H…’a yönelik olduğu gerekçesiyle beraatine karar verilmesi yasaya aykırıdır” Yargıtay 2009/24787, 2010/31448. Mesaj Atma Yoluyla Hakaret Suçu “Katılanın, aynı zamanda üvey babası olan, sanığın babasını, hastalanması sebebiyle sabah saatlerinde ziyaret etmesinin haksız bir fiil olarak değerlendirilemeyeceği, sanığın cep telefonuyla çektiği mesajdaki ifadelerin hakaret içerir nitelikte olduğu, bu sebeple sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği halde sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 129/1. maddesi uyarınca ceza olmadığına karar verilmesi yasaya aykırıdır” Yargıtay 2011/30173, 2013/16317. Hakaret Suçunda Zincirleme Suç “Sanığın, katılana yönelik hakaret eylemini aynı olay ve zaman dilimi içerisinde gerçekleştirmiş olmasına karşın, TCK’nın 43. maddesinin uygulanması yasaya aykırı bulunmuştur” Yargıtay 2012/19855, 2013/27068. Hakaret Suçu ve Eleştiri Hakkının Kullanılması Ayrımı “Olay günü alkollü olan sanığın doğuda 11 askerin şehit edilmesi nedeniyle PKK terör örgütünü bireysel olarak protesto etmek için “Kahrolsun PKK” sloganı atarak yürüdüğü, bu sırada İzmir Müzesi bekçisi olan katılanların oturduğu kulübenin camını tıklattığı, içeride oturan katılanların dışarı çıktıkları, sanığa başka yerde bağırmasını söylemeleri üzerine sanığın katılanlara hitaben “sizde PKK’lı mısınız?” diye sorması üzerine katılanların “ben PKK’lıyım ne yapacaksın diye cevap vermeleri karşısında “o zaman ben de polis çağıracağım” demesinden ibaret eylemde sanığın suç olarak kabul edilen sözleri katılanların onur ve şereflerini rencide etmek amacıyla söylemeyip, terör olaylarını protesto etmek amacıyla söylediği bu nedenle suçun manevi unsuru itibariyle oluşmadığı gözetilmeden beraat kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkumiyet karan verilmesi yasaya aykırıdır” Yargıtay 2012/23165, 2014/43. Gıyapta Hakaret “5237 sayılı TCK 125/ son cümlesinde düzenlenen hakaret suçunda, ihtilat karşılaşıp görüşme unsurunun toplu ya da dağınık gerçekleşmesi mümkündür. İhtilat edenler toplu halde olabileceği gibi failce ayrı ayrı her biri ile ihtilat edilmiş de olabilir. Bu durumda farklı kişilere ulaştırılan isnadın aynı isnat olması gerekecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, sanığın, tanıklar T…, B…, M… ve M…’ya farklı zamanlarda katılanın bir erkekle ilişkisi olduğunu söylediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir” Yargıtay 2. CD, 2011/30614, 2013/16853. TCK 125 Hakaret Suçunda “Karı” Sözcüğünün Değerlendirilmesi Gerektiği “Suç tarihinde sanık tarafından mağdureye karşı kullanılan ve Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “eş” anlamına gelen “karı” sözcüğünün ne şekilde mağdurenin onur, şeref ve saygınlığını rencide ettiği veya onur, şeref ve saygına saldırı teşkil ettiği kararda tartışılmaksızın yazılı şekilde hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır” Yargıtay 2013/14329, 2011/28423. TCK 125 Hakaret Suçunda Kast ve Yanlışlıkla Başkasına Mesaj Atmış Olma İddiası “Dosya kapsamına göre, sanığın, eşiyle birlikte gezdiğini düşündüğü katılanın kardeşi yerine yanlışlıkla katılanın telefonuna hakaret ve tehdit içerikli mesaj gönderdiği, katılanın uyarısına karşın katılanın kardeşi yerine ısrarla katılana mesaj göndermeye devam etmesi karşısında, tüm ögeleri bakımından oluşan hakaret ve tehdit suçlarının katılana karşı işlendiği gözetilmeden, “sanığın suça konu mesajlar katılanın kardeşini hedef alarak ve söz konusu hattın onun tarafından kullanıldığını düşünerek gönderdiği, kastının katılanın kardeşine yönelik olduğu, sanığın, katılana yönelik hakaret ve tehdit kastı olduğuna dair delil bulunmadığı” biçimindeki kanuni olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur” Yargıtay 2012/16725, 2013/27858. Apartman İçerisinde Hakaret Suçu Aleniyet Unsurunun Oluşmayacağı “Sanıkların hakaret suçunu apartman içerisinde işlediklerinin anlaşılması karşısında aleniyet unsurunun oluşmayacağı gözetilmeden birden fazla kişinin algılayabileceği ortamda işlendiğinden 5237 Sayılı TCK 125/ uygulanmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır” Yargıtay 2010/34178, 2012/40949. Kişinin Kamu Görevlisi – Memur Sıfatı Nedeniyle Hakarete Uğraması “Memura hakaret suçunun görev dolayısıyla işlenmiş sayılabilmesi için görevin kendisine veya yerine getiriliş biçimine haksız bir saldırı veya tepki şeklinde ortaya çıkması gerekir. Bu bağın kurulabilmesi için görevin hukuka aykırı bir sebeple yapılması yeterli olup, suçun işlendiği sırada görevin yapılmakta olması şart değildir. Şu halde aranan husus, hukuka uygun bir surette yapılan görevin hakaret sebebi teşkil etmesidir Ancak, hakaretin görevin yerine getiriliş biçimiyle ilgili olması şart değildir. Herhalde bir kamu görevine karşı duyulan düşmanlık sebebi ile görevi ifa eden veya etmiş olan memura yönelik bir hakarette de o görevle suç arasında illiyet bağı bulunur. Mesela, polislik görevine karşı olan bir kimsenin herhangi bir polise sırf polis olduğu için hakaret içerici sözler söylemesi halinde suç oluşur. İncelenen somut olayda; yeğeni trafik kazası geçiren sanığın, sağlık ocağında doktor bulunmaması nedeniyle ilçe belediye düğün salonuna giderek müşteki doktoru çağırdığı, müşteki doktorun klinik sırasının kendisinde olmadığını ve o akşam görevli bulunmadığını’ söylemesi üzerine sen ne biçim doktorsun, burada rahat rahat oturuyorsun da bizim hastalarımızla ilgilenmiyorsun’ demek suretiyle hakarette bulunduğu saptandığına göre, suçun kişisel nedenlerle değil, müştekinin doktorluk görevinden dolayı işlendiğinin kabulü gerekir” Yargıtay CGK., 4-303/320.
Haberler Galeri Muslera ceza alacak mı? İşte TFF'nin küfür kriterleri Giriş Tarihi 1043 Güncelleme Tarihi 1126 ABONE OL Beşiktaşlı Caner Erkin'in küfürden dolayı 6 maç ceza alması ile birlikte Türk futbolunda yeni bir tartışma başladı. - Bu cezalar nasıl verilecek? GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN - Futbolcunun küfür ettiği nasıl tespit edilecek? - Futbolcuyu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na PFDK kim sevk edecek? - Futbolcu yabancı dilde küfür ediyorsa bu nasıl tespit edilecek?
Hakaret Suçu Nedir?Hakaret Suçunun Şartları Hakaret Suçu UnsurlarıFailMağdurSuçun KonusuFiil Manevi UnsurHukuka Aykırılık Unsuruİsnadın ispatıYargıtay Hakaret Sayılan Kelimelerİsnat ve Sövmenin Gerçekleşme BiçimleriHuzurda Yüze Karşı Hakaretİleti Yoluyla E-mail, Whatsapp Mesajı, SMS, Twitter-İnstagram-Facebook DM Hakaret Suçuİnternet Yoluyla Hakaret SuçuGıyapta HakaretÖlünün Hatırasına HakaretHakaret Suçu Cezası Nedir?Hakaret Suçu Temel Şekli CezasıHakaret Suçu Nitelikli Hali CezasıHakaret Suçu İndirim HalleriHakaret Suçu Özel Görünüş ŞekilleriTeşebbüsİştirakİçtimaHakaret Suçu Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması KararıHakaret Suçu Adli Para Cezasına ÇevirmeHakaret Suçu ErtelemeHakaret Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri BırakılmasıHakaret Suçu Gözaltı ve Tutukluluk HaliGözaltıTutuklamaHakaret Suçu Soruşturma ve Kovuşturma AşamasıSoruşturma AşamasıKovuşturma AşamasıHakaret Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Ön Ödeme, Uzlaşma ve Görevli MahkemeHakaret Suçu Şikayet Süresi ve ZamanaşımıHakaret Suçu Ön ödeme ve Uzlaşma Hakaret Suçu Görevli MahkemeHakaret Suçu Şikayet Dilekçesi ÖrneğiHakaret Suçu Yargıtay KararlarıHakaret suçu takibi şikayete bağlı suçtur. Yani mağdur şikayetten vazgeçtiğinde dosya düşer. Sadece kamu görevlisine hakaret takibi şikayete bağlı değildir. Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Kişilere Karşı İşlenen Suçlar kısmında ve Şerefe karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Şerefe karşı suçlar, kişinin manevi varlığına yönelik saldırıları önlemeye, şeref hakkını korumaya yönelik suçlardır. Hakaret suçu, TCK’nın 125 ile 131. maddeleri arasında şerefe karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Hakaret suçu 2 farklı şekilde işlenebilirOnur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir durum ve olgunun isnat edilmesi Örneğin; o adam katil, o kadın hırsızlık yaparken yakalandı vs.Küfür edilmesi Adi, köpek, şerefsiz vsHakaret suçu doğrudan kişinin birey olmaktan kaynaklanan kişilik haklarına saldırıdır. Hakaret suçu ile sosyal bir kavram olan “şeref” ve kişinin özsaygısı korunmaktadır. İnsan kişiliği maddi ve manevi varlığı ile bir bütündür. Kişinin maddi fiziki varlığı kadar manevi varlığını da korumak gerekir. Kişinin maddi varlığı adam öldürme, yaralama gibi vücut bütünlüğüne karşı suçlar ile korunurken; manevi varlığı da şerefe karşı suçlarla hakaret vs. korunmaktadır. İnsanın maddi ve manevi varlığı Anayasanın 17. maddesi ile koruma altına suçu Türk Ceza Hukukunda son derece yaygın bir biçimde uygulama alanı bulan suç tiplerinden biridir. 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitabının Kişilere Karşı Suçlara ilişkin İkinci Kısmının “Şerefe Karşı Suçlar “ başlığını taşıyan Sekizinci Bölümünde 125-131 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu makalemizde, Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak sizlere hakaret suçunu, hakaret suçunun özelliklerini, unsurlarını, cezasını, hakaret suçunda görevli mahkemeyi, zamanaşımını, uzlaşmayı, şikayet süresini, hakaret suçunda adli para cezası, erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hususlarını sucu nedirHakaret Suçu Nedir?TCK 125. maddesinde yer alan hakaret suçu, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte “somut bir fiil veya olgu isnat etmek” veya “sövmek” suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına düşürmek şeklinde oluşan bu bakımdan seçimlik hareketli bir suç suçu ise, tahkir suçları olarak nitelendirilen suç tiplerinin genel tahkir suçu kapsamındadır. Özel tahkir suçları olarak adlandırılan ve kişilerin şerefinin yanı sıra veya bundan ayrı olarak başka hukuki değerleri koruyan suç tipleri de bulunmaktadır;Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar altında yer alan suçlar olan Cumhurbaşkanına hakaret TCK egemenlik alametlerin aşağılama TCK milletin, Türkiye Cumhuriyet Devletin, devletin kurum ve organlarını aşağılama TCK Devletlerle İlişkilere Karşı Suçlar altında düzenlenen Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret TCK suçunun şartları sadece 125. madde ile sınırlı değildir. TCK’nın ikinci kısmının “Şerefe Karşı Suçlar” başlıklı Sekizinci bölümünde 125. maddede hakaret suçu ve nitelikli halleri, 126. maddede mağdurun belirlenmesi, isnadın ispatı, 128. maddede iddia ve savunma dokunulmazlığı, 129. maddede ise, cezanın kaldırılması veya azaltılmasını gerektiren nedenler düzenlenmiştir. 130. madde “kişinin hatırasına hakaret” başlığını taşımaktadır,. 131. madde ise, soruşturma ve kovuşturma usulüne uyarınca;1 Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. Asliye Ceza Mahkemesi Uzlaşma Kapsamında2 Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. Asliye Ceza Mahkemesi Uzlaşma Kapsamında3 Hakaret suçunun;a Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, Asliye Ceza Mahkemesi Uzlaşma Kapsamında DeğilbDini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, Asliye Ceza Mahkemesi Uzlaşma Kapsamındac Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Asliye Ceza Mahkemesi Uzlaşma Kapsamında4 Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. Asliye Ceza Mahkemesi Uzlaşma Kapsamında5 Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri Suçunun Şartları Hakaret suçunun şartları şu şekilde ifade edilebilirHakaret suçunun faili herkes hukuki konusu kişilerin onur, şeref ve suçu 5237 sayılı TCK göre seçimlik hareketli bir suç olup birden fazla hareket ile işlenmesi mümkündür. Bunlar; somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövme biçiminde bir fiil veya olgu isnat etmek Hakaret suçunun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketlerden ilki, failin mağdura doğruluğu veya yanlışlığı ortaya çıkarılabilecek, ispatlanmaya elverişli somut bir fiil veya olgu isnat etmiş Hakaret suçunun diğer seçimlik hareketini oluşturan sövme, somut bir fiil ya da olgu içermeyen, soyut bir değer yargısını ifade eden fakat kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte sözler sarf suçunun oluşması için özel kast aranmaz, genel kast yeterlidir. Şaka yapma, alay etme amacıyla yapılan fiiller hakaretin objektif unsurlarını içeriyorsa bu durumda yine suç sucu cezasiHakaret Suçu UnsurlarıFailKanun metninde “bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi” ibaresine yer verilmiştir. Buna göre bu suçun faili herkes olabilir. Aynı durum TCK m. 130 kişinin hatırasına hakaret için de söz konusudur. Ayrıca kimse ibaresi kullanıldığı için failinin ancak gerçek kişiler olabileceği anlaşılmaktır. Tüzel kişilerin bu suç açısından fail olabilmeleri söz konusu değildir. Bu suçun faili yaşayan bir kişi olabilir. Ölen bir kimsenin hakaret içerikli yazılarının yayınlanması konusunda ise yayınlayanlar bu suçtan sorumlu olacaktır. Ölen kişinin sorumluluğu söz konusu değildir. Vasiyetname yoluyla hakaret edilmesi durumunda ölmüş kişi fail olmayacağı gibi vasiyetnameyi açıp işleme koyan kamu görevlisinin de kanun hükmünü yerine getirme nedeniyle sorumlu görevlileri bu suçu görevi sırasında işlerse özel soruşturma ve kovuşturmaya tabi dokunulmazlığı veya diplomatik dokunulmazlık gibi bir muafiyetin varlığında fiili gerçekleştiren kişiler suçun fail olabilirler ancak muafiyet nedeniyle yargılanamazlar. AY md. 83 uyarınca” Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden,…, bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.” Milletvekilleri yasama sorumsuzluğu kapsamında meclis çalışmaları sırasında gerçekleştirdikleri ve hakaret niteliği taşıyan söz ve davranışlarından hiçbir zaman sorumlu suçlarının basın yoluyla işlenmesi durumunda 5187 sayılı Basın Kanunu uygulama alanı bulacaktır. Buna göre suçun işlendiği yayının süreli veya süresiz bir yayın olmasına göre ayrım yayınlarda, bu kanun gereğince fail eser sahibidir. Eser sahibinin belli olmadığı veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip olmadığı ya da yurtdışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamadığı veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmediği hallerde sorumlu müdür ve yayın yönetmen, genel yayın yönetmen, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilidir. Fakat bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayınlanması halinde, bundan doğan sorumluluk yayımlatana yayınlarda ise, eser sahibinin belli olmadığı veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip olmadığı ya da yurtdışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamadığı veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmediği hallerde sorumlu müdür ve yayın yönetmen, genel yayın yönetmen, editör, basın danışmanı gibi sorumlu sayılı Türkiye Radyo Ve Televizyon Kanunu md. 28 uyarınca ; tespit yoluyla yapılan yayınlarda canlı veya bant kaydı olması fark etmeksizin, bu yayınlar aracılığı ile suç işlenirse bu suçun faili; metni yazan veya sesi tespit eden, bunu fiilen kontrol eden, yayını fiilen yöneten ve kontrol eden TRT görevlileridir. Aynı kanunun ilgili maddeleri uyarınca sadece verilen metni okuyan spikerin sorumluluğu söz konusu değildir. Yani verilen metni ,bildiri ve konuşmaları, seçimlerdeki siyasi parti propagandalarını, yayımlanan cevap ve düzeltmeleri okuyan spiker fail olamaz. Aynı durum TCK m. 130 kişinin hatırasına hakaret için de söz konusudur. Örneğin ölmüş birine canlı yayında yapılan bir açıklama da hakaret edilmesi durumunda olduğu gibi okuyan spiker sorumlu md. 125/1’de suçun “bir kimseye” karşı işlenebileceği düzenlenmiştir. Buna göre; herhangi bir kişi bu suçun mağduru olabilir. Hakaret suçunun mağduru kendisine hakaret edilen kimsenin açıkça kimliğinin de belirtilmesi de gerekmez. Örneğin bir ölünün hayattayken kullandığı lakabı, ona takılan ad yahut adının baş harfinden de kimin kastedildiği anlaşılabiliyorsa, ihtilat yeterli sayıya ulaştığında suç kim olduğu belirlenmediği hallerde hakaret suçu oluşmaz. Hakaret suçunun oluşabilmesi için mağdurun belli veya belirlenmesinin olanaklı bulunması gereklidir. Bu durumda ulu orta sövmelerin kimin onur, şeref, saygınlığını zedelediği belli olmadığı için hakaret suçu da oluşmayacaktır. TCK m. 126 isnadın ispatı başlığı taşımakla birlikte mağdurun belirlenebilirliği noktasında aydınlatıcı bir hükümdür. Anılan hüküm uyarınca; “Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.” Bu durumda örneğin; bir kimsenin lakabını, baş harflerini, veya yalnızca adını veya soyadını söylemek veya herkesin anlayacağı şekilde malum şahıs ifadesi kullanmak bu suçun oluşumu için yeterli bir bölgeyi hedef alan fakat belli bir kimseye yönelik olmayan sözler bir kimsenin onur şeref ve saygınlığını zedeleyecek nitelikte değilse; hakaret suçu oluşmaz. Fakat bu durumda barışa karşı suçlardan birinin işlenmesi ihtimali değerlendirilebilir. Örneğin; “şu bölgede yaşayanların hepsi kuş beyinlidir.” gibi bir ifade kullanılması halinde TCK uygulama alanı ve akıl hastaları da bu suçun mağduru olabilirler. Zira bu kişilerin de korunmaya değer dış şerefi mevcuttur. Toplumda adli geçmişi, sosyal durumu ve mesleği nedeniyle şeref alanı bulunmadığı kabul edilenler de bu suçun mağduru olabilirler. Örneğin hırsıza hırsız, dolandırıcıya dolandırıcı, fahişeye fahişe diye hitap edilmesi hakaret suçunu md. 125/3 gereği kamu görevlileri görevinden dolayı bu suçun mağduru olabilirler. Fakat suç görevleri nedeniyle değil de sıfatı gereği işlenmişse; TCK uyarınca adi hakaret suçuna vücut verecektir. Örneğin polis memuruna gıcık olan birisinin, şerefsizler diye bağırması durumunda suç görevi nedeniyle değil polis memurunun şahsına karşı işlenmiştir. Dolayısıyla adi hakaret suçu oluşmuş gorevlisine hakaret sucuKurul halinde çalışan kamu görevlilerine TBMM, Bakanlar Kurulu, seçim ve sandık kurulları, adli kurullar vs. karşı bu suçun işlenmesi halinde ise kurulu oluşturan her bir üyeye karşı bu suç işlenmiş topluluğa doğrudan bir meslek grubunu veya sosyal topluluğu hedef almadan hakaret edilirse; hakaretin gerçekleşme biçimi itibariyle doğrudan suçun muhatabı bir ya da birden fazla gerçek kişinin varlığı halinde bu topluluğu oluşturan kişilerden her biri, bu suçun mağdurudur ve zincirleme suç hükümleri uygulanır. Örneğin somut olarak o meslekten bir ya da birkaç kişiye yöneltilerek “şu meslekten olanlar nokta noktadır” demek bu suçu oluşur. Fakat salt “şu meslekten olanlar düzenbazdır” gibi mağduru tespit edilemeyen durumlarda bu suç m. 130 da düzenlenen kişinin hatırasına hakarette ise; mağdur ölen kişinin yakınlarıdır. Ayrıca ölmüş kimsenin cinsiyetinin, yaşarken algılama yeteneğinin olup olmadığının da bir önemi yoktur. Bu suç bakımından önemli olan ölmüş kimsenin hatırasına en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi KonusuBu suçun konusu, kişilerin onur, şeref ve saygınlığıdır. Bu suç bir tehlike suçudur. Bu anlamda suçun konusunun bir zarara uğramış olması bu suç bakımından aranmaz. Hatta suçun konusuna ilişkin tehlikenin somut olarak ortaya çıkması da gerekmez. Dolayısıyla isnadın veya değer yargısının kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olması yeterlidir. Netice itibariyle suç soyut bir tehlike 130/1. Maddesi uyarınca suçun hukuki konusu ise ölen bir kimsenin hatırası doğal olarak yakınlarının bu hatıraya duyduğu saygıdır. TCK’nın 130/2. Maddesinde düzenlenen ceset ve kemiklerin alınması, ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunması durumunda suçun konusu ise ölünün ceset ve ölü doğan ya da daha sonradan ölen insanın bedeni şeklinde tanımlanabilir. Ancak henüz insan şeklini almamış fetüs ceset sayılmaz. Organları dağılmamış olup kimliğinin tespiti mümkün olan kadavra ceset kapsamındadır. Bütünlüğü bozulmuş dağılmış ise artık o kadavra cesedin parçaları kapsamında kimsenin bitkisel hayata girdikten sonra beyin ölümü gerçekleşmiş ise ona karşı yapılan hakaret fiili artık TCK’nın 125 vd. maddeleri gereğince hakaret suçunu değil 130. maddesinde düzenlenen suç oluşturacaktır. Zira TCK teki hakaret fiilinin mağduru sadece yaşayan insan olabilir. Mumya da yine bu korumadan önce kişiye eklenen protezler , kalp pili, takma diş gibi çıkarılabilen parçalar bu suçun konusu Bu düzenlemede 765 sayılı Türk Ceza Kanununda benimsenen hakaret ve sövme suçu ayırımı kaldırılmıştır. Buna göre; hakaret suçunun fiil unsuru iki seçimlik hareketten oluşup bunlar; somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövme biçiminde gerçekleşir. Onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikteki seçimlik hareketlerden birinin işlenmesi halinde hakaret suçu gerçekleşecektir. Bu suç sırf hareket suçudur. Bu nedenle; mağdurun onur, şeref ve saygınlığının rencide olması sonucu aranmaz, fiilin o niteliği taşıması Somut Bir Fiil veya Olgu İsnadıHakaret suçunun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketlerden ilki, failin mağdura doğruluğu veya yanlışlığı ortaya çıkarılabilecek, ispatlanmaya elverişli somut bir fiil veya olgu isnat etmiş bir fiil veya olgu isnadından söz edebilmek için mağdura yönelen isnadın, fiil veya olgunun yer, konu, zaman ve gerçekleşme şekline ilişkin tamamlayıcı unsurları da ihtiva etmesi gerekir. Örneğin bir avukat hakkında “çantalı hırsızdır.” denilmesi soyut bir isnattır sövme; buna karşın aynı avukat hakkında “adliyede yolsuzluk çarkının başını çekiyor” denilmesi somut bir olgu isnadı taşıdığını gösterir. Başka bir örnek vermek gerekirse; bir kimseye “sen şu tarihte şu şahıstan para aldın” demek yine somut bir isnad kavramına gelecekte gerçekleşecek olaylar dahil edilmez. Örneğin “şu kadın kocasından ayrılırsa patronu A yı eve alır zina yaparlar.” denmesi durumunda somut olgu isnadı değil daha çok sövme fiilini oluşturur. İsnat edilen fiil veya olgunun gerçeğe uygun olması, kural olarak hakaret suçunun oluşması yönünden şart değilse de; belirli hallerde TCK düzenlenen isnadın ispatı müessesesi uygulama alanı bulabilecektir. Ayrıca gerçeğe uygunluk noktasında, haber ve eleştiri hakkının kullanılması kapsamında bir hukuka uygunluk nedeninin uygulanması da söz konusu suçu konusu itibariyle bir soyut tehlike suçu olup, kanuni tanımında fiilin dış dünyada somut bir değişiklik meydana getirmesine yer verilmemiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere fiilin tamamlanmış sayılması için failin amaçladığı neticenin gerçekleşmesi gerekmez. Bu suç ani suç özelliği taşımaktadır yani söylendiği anda edilen fiilin doğruluğu suçun oluşumunda etkili değildir. Ayrıca bilinen başka olayları aktaran kişi mağdurun şerefini bir kez daha lekelenmiş ve olayın daha çok yayılmasına sebep olmuş olduğu için hakaret suçunu işlemiş SövmeHakaret suçunun diğer seçimlik hareketini oluşturan sövme, somut bir fiil ya da olgu içermeyen, soyut bir değer yargısını ifade eden fakat kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte sözler sarf edilmesidir. Kişiye herhangi bir olayla irtibatlandırmadan, soyut olarak yakıştırmalarda bulunulması hâlinde de, hakaret suçu oluşur. Kötü bir niteliği veya huyu ifade eden sözler, somut bir fiil veya olguyla ilişkilendirilmedikleri hâlde, yine de hakaret suçunu oluştururlar. Sövme suçu, yazı, resim, işaret, müstehcen bir el hareketi ile gerçekleştirilebilir. Örneğin bir kimseye kemik uzatıp “yakala” demek, bir köpeğe mağdurun ismi takmak, mağdurun yüzüne tükürmek sövme teşkil edecektir. Yargıtay Dairesinin kararlarında sövme, “küçültücü değer yargısı” biçiminde tanımlanmıştır. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi bu husus bir kimseye “serseri”, “alçak”, “hayvan” denmesi hâlinde, somut fiil isnadı söz konusu değildir. Aynı şekilde kişiye soyut olarak “hırsız”, “rüşvetçi”, “sahtekâr”, “fahişe” gibi yakıştırmalarda bulunulması hâlinde de hakaret suçu oluşmaktadır. Kişinin bedenî arızasını ifade etmekle veya kişiye bir hastalık izafe etmekle de hakaret suçu işlenmiş olur. Örneğin, kişiye “kör”, “şaşı”, “topal”, “kambur”, “kel” vs. demekle; kişiye “psikopat”, “frengili” veya “AİDS’li” demekle, hakaret suçu işlenmiş edilmelidir ki; davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amacına yönelik olarak belli bir siyasî kanaatin isnat edilmesi hâlinde de hakaret suçu oluşur. Örneğin, bir kişiye “faşist”, “komünist” veya “mürteci” demekle, hakaret suçu işlenmiş olur. Bir kişiye izafeten söylenen sözün veya bulunulan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, toplumda hâkim olan telâkkileri, örf ve âdetleri göz önünde bulundurmak UnsurHakaret suçunun oluşması için özel kast aranmaz, genel kast yeterlidir. Şaka yapma, alay etme amacıyla yapılan fiiller hakaretin objektif unsurlarını içeriyorsa, bu durumda yine suç oluşacaktır. Hakikat değeri taşıyan bir durumun, hukuki bir müessesenin veya tarihsel bir gerçekliğin ortaya konulması durumunda hakaret fiili oluşmayacak olup örneğim evli bir erkeğe bir form doldururken “karınızın adı nedir?” Şeklinde sorulan soruda geçen “karı” ifadesi hakaret niteliği taşımazken; bir tartışma esnasında karşıdaki kadına yönelik olarak “atın şu karıyı dışarıya” şeklindeki ifadeleri muhatabını aşağılamaya, küçük düşürmeye yönelik olduğu için hakaret suçuna vücut kullandığı sözlerin mi yaptığı hareketlerin Onur şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte olduğunu biliyorsa, kullandığı söze veya harekete kendisinin başka anlam yüklemiş olması suç kastını ortadan kaldırmaz. Fakat fail, yöresel bir yerde kullandığı sözün veya icra ettiği hareketin yöresel olarak Onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olduğunu bilmiyorsa; TCK’nın 30/4. maddesi uyarınca hatasından suçu olası kastla da işlenebilir. Örneğin, bir kimse bahçede komşusu hakkında konuşurken “duyarsa duysun” diye hakaret içeren sözler söyler mağdur da bu sözleri duymuş ise burada suç olası kastla işlenmiştir. Yargıtay’ın görüşü de bu suçunun taksirle işlenmesi TCK’ da düzenlenmediğinden taksirle işlenmesi halinde 130 maddesinde düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçu genel kastla işlenen bir suçtur. Bir kimsenin öldüğünü ve 3 kişiyle ihtilat ettiğini bilerek onun hatırasına hakaret etmesi ölünün ceset veya kemiklerinin alınması veya tahkir edici fiillerde bulunulması suçun tamamlanması için yeterlidir. Bu suç olası kastla da işlenebilir. Ancak taksirli hali kanunda düzenlenmediğinden taksirle Aykırılık UnsuruHakaret suçu için hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldıran hukuka uygunluk nedenleri bulunmaktadır. Bunlar özellikle hukuk uygulamasında çok sık biçimde karşılaşılan haber verme ve eleştiri hakkı ile TCK md. 128 de incelenen iddia ve savunma dokunulmazlığı hakkı ve bunların yanı sıra yalnızca hakaret suçuna özgü olarak ortaya çıkan TCK Md. 127 de düzenlenen isnadın ispatı şeklindeki hukuka uygunluk İddia ve Savunma Dokunulmazlığıİddia ve savunma dokunulmazlığı Anayasa’nın 36. Maddesi ile güvence altına alınan” hak arama özgürlüğü” kapsamında TCK Md. 128 hükmünde ” Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnatlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre yargı mercilerine ya da idari makamlara yapılan yazılı ve sözlü başvurular ile ihbar ve şikayetler bu hukuka uygunluk nedeninin kapsamında yer hükmünün uygulanma koşullarını şu şekilde sayabiliriz. Yargı mercileri ya da idari makamlar nezdinde yazılı veya sözlü başvuru yapılmış, iddia ve savunmada bulunulmuş olunmalıdır. Başvurunun yazılı, sözlü bir ihbar ya da şikayet ile olabilir. Yani yazılı olma zorunluluğu ilgili olarak gerçekleştirilen isnat ve olumsuz değerlendirmelerin hukuka uygun olabilmesi için “gerçek ve somut vakalara dayanması” ve “uyuşmazlık ile ilgili olması” gerekir. Örneğin boşanma davasında” davalı kadın erkeklerle yatıp kalkmaktadır.”sözleri iddia ve savunma kapsamında değerlendirilebilirken aynı davada kadına aynı olay nedeniyle” orospu” denmesi bu kapsama birlikte somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından ve savunma dokunulmazlığı hakaret suçuna özgüdür. Zira örneğin failin fiili görevi kötüye kullanma niteliğinde veya tehdit suçuna vücut verecek nitelikte ise bu dokunulmazlıktan Haber ve Eleştiri HakkıHalkın haber alma hakkı kapsamında babasının üstlenmiş olduğu haber verme ve eleştiri hakkının kamusal bir nitelik taşıdığı kuşkusuzdur. Bir olayın kamuoyunu aktarılması sırasında haber verme hakkı şeklindeki hukuka uygunluk nedeninden yararlanabilmek için kişilik hakları başta olmak üzere anayasal güvence altına alınmış diğer halklara da zarar vermemek gerekir. Bu kapsamda; bir isnadın siyasi, bilimsel, edebi eleştiri çerçevesinde mi yoksa onur şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte mi olduğunun tespiti hakim yoluyla işlenen hakaret iddiaları çok titiz davranılması gereken bir konudur aksi takdirde basın ve ifade hürriyeti zarar görecektir. Haber verme ve eleştiri hakkını sınırlarını belirleyen belirli ölçüler benimsenmiştir bunlar gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve kamusal ilgi, konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılıktır. Bu unsurlardan birinin dahi gerçekleşmemesi haber verme ve eleştiri hakkını ortadan kaldırır ve fiili hukuka aykırı duruma getirir. Bu özellikleri kısaca incelemek gerekirse;Bir haber veya eleştirinin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında saymak için öncelikle bu haberin gerçek olması gerekir. Gerçeklik niteliği taşımayan, tamamen düzmece niteliğindeki haber veya yorumlar eleştiri kapsamına alınamazlar. Burada aranan gerçeklik görünüşte gerçekliktir haberi yapan kimse tüm ayrıntıları araştırmak ve yüzde yüz doğruya ulaşmak zorunda değildir. Kendisinin yapması mümkün olan bütün araştırmaları yapmış olması ve bu hususun doğru olduğu sonucuna ulaşmış olması yeterlidir. Haberin aynı zamanda güncel olması gerekir güncelliği geçmiş eskimiş konularda bu hakkın kullanımından söz veriliş içindeki kamusal ilgi ve yararın bulunması gerekmektedir. kamu yararının gerektirdiği bilgi dışında kişilerin özel bilgilerinin yer alması durumunda haber verme hakkının kullanıldığından söz edilemez. Ayrıca verilen haberle kullanılan değer yargıları arasında düşünsel bağlılık olmalıdır. Haber ile veriliş şeklinin birbirinden farklı çağrışımlara yol açması halinde, haber vermenin dışına çıkılması durumunda yine bu haktan söz veya yorumda küçük düşürücü ifadelere yer verilmemesine dikkat edilmelidir. Özellikle haber veya yorumda o hiçbir şekilde sövme niteliğindeki sözcükler yer almamalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise mizah ile hakaret arasındaki sınırın dikkatli bir şekilde belirlenmesidir. Yargıtay’a göre mizah ,” Eğlendirme, güldürme ve bir kimsenin davranışına incitmeden takılma amacı güden ince alay” şeklinde tanımlanmıştır. Buna buna göre mizah yoluyla yapılan benzetme ve takılmalar, ağır ve sarsıcı olabilir. Fakat bir hukuka uygunluk nedeni sayılabilmesi için mizahın özü itibarıyla incitici, küçültücü değer yargılarını içermemesi, ölçülü bir anlatım kullanılması ispatıİsnadın ispatı sadece hakaret suçunu özgü bir hukuka uygunluk nedenidir. İsnadın ispatı somut bir fiilin isnat edildiği hallerde söz konusu olur ise ilgililere ispat hakkı tanınmamıştır. Bu isnat kamu görevlisine görevinden dolayı yapılmış olabileceği gibi herhangi bir kimseye karşı da suç isnadında bulunulmuş olabilir. Sırf kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı bu görev ve hizmetin yerine getirilmesi ile ilgili olarak isnatta bulunulması halinde isnatta bulunan kişi isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Kamu görevlisi dışında bir kimseye yapılan isnadın doğruluğunu ispat etmek için şu iki koşuldan birinin gerçekleşmesi isnadın doğruluğunun ispatında kamu yararı bulunmasıdır. İkincisi şikayetçi nin yani kendisine hakaret edilenin ispata razı olmasıdır. Buna göre; isnadın ispatını düzenleyen TCK 127. maddenin uygulanma koşullarını üç başlıkta incelememiz Olunan Fiilin Doğru Olup Olmadığının Anlaşılmasında Kamu Yararı Bulunması Gerekliliğiİlk olarak isnat olunan fiilin suç olup olmadığı değerlendirilmeli daha sonra kamu yararı incelenmelidir. Suç olan bir fiilde kamu yararı bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmeyecektir. Hakaret suçu failinin ispat istemi üzerine fiilin doğruluğunu anlaşılmasında kamu yararının bulunup bulunmadığını mahkeme takdir edecektir. İsnat toplumun genelini ilgilendiren bir konuda ise mağdurun sosyal statüsü, toplumda üstlendiği görev bu tür bir iddianın belirsiz kalmamasını gerektiriyorsa ispatta kamu yararı vardır. Bu nedenle bir kamu görevlisine görevinden dolayı yapılan isnatlarda her zaman kamu yararının bulunduğu kabul Konu Fiilin Suç Olması ve Mağdurun MahkumiyetiBir suç isnadı suretiyle hakarete uğrayan kişi hakkında isnat edilen suçtan dolayı kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı varsa bu durumda hakaret suçunun failine ceza verilmez. Ancak burada dikkat edilmesi gereken mahkumiyet kararının hakaret fiilinden önce kesinleşmiş olması konu suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin ortaya çıkarılması ancak bu nedenle ilgili mahkemesinde açılmış veya açılacak olan ceza davasında söz konusu edilecektir. Hakaret davasının görüldüğü dosyada ispat yargılaması yapılmayacak ve açılan davanın sonucunun beklenmesine karar verilecektir. Yani isnadın ispatı bekletici mesele olarak karşımıza RızasıŞikayetçinin rızasının varlığı halinde kamu yararının bulunup bulunmadığını araştırmaya gerek olmaksızın failin ispat hakkı olduğu kabul edilir. Şikayetçinin isnadın ispatına razı olması, kendisine karşı hakaret suçu işlenen mağdurun isnat edilen fiilin gerçek veya yanlış olduğu hususunu mahkemenin tartışmasını kabul etmesi anlamına ispata rıza gösterdikten sonra artık bundan vazgeçemez. Sınavım ispat edilebilmesi için isnat edilen eylemin gerçek olduğu huzursuz şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin ve tam olarak belirlenmelidir. Şüphe varsa isnad edilmiş ispatı konusunda Yargıtay son dönemde tüm usulü açıklayan bir karar vermiştir. Karardı bahsi geçen olayda sanık mağdur hakimin kendilerini duruşma salonunda “siktirin gidin” dediğini iddia etmekte, hakimin bu şekilde söylediğini ispat içinde o an duruşma salonunda tanık olarak bulunan kimselerin tanık olarak dinlenmesini istemekte ve mağdur hakimi şikayet ettiğini, bu şikayetin sonucunun beklenmesi gerektiğini bildirmektedir ancak buna rağmen mahkeme herhangi bir araştırma yapmadan sana kamu görevlisine hakaret suçundan cezalandırılması yoluna gitmiştir. Yargıtay bu olay hakkında sanığa ispat hakkı tanınmadan ve tanık anlatımlarındaki çelişkiler değerlendirilip tartışılmadan hükümlülük karar verilmesini uygun bulmamış ve bozma kararı eyleminin hukuka aykırı olması gerekir özellikle ceset veya kemiklerinin alınması eyleminde, fail görevini yapıyorsa, örneğin, mahkeme hakimi feth-i kabirle cesedi çıkararak Adli Tıp Kurumu’na göndermesi,2238 sayılı ve 1593 sayılı yasalardan kaynaklanan görev ve yetkinin kullanılması hallerinde fiil hukukta uygun olduğundan eylem suç teşkil Hakaret Sayılan KelimelerKöpek karıLanet insanİt karıKaltakSen eskortsunŞarlatanSen konuşma senin akli dengen yokÇingene gibi bağırmaSen yalancısın ,yalan söylüyorsunŞerefsizler, rüşvet vermiyoruz onun için ceza yazıyorlarBüyücü büyü yapıp hayvanları öldürüyorsunZina yapıyorsunSen burasını fuhuş yuvası yaptınAdiKöpekŞerefsizBeddua kapsamındaki sözler hakaret oluşturmaz. Nitekim CGK “Allah belanı versin” sözlerini tanrısal ceza dileme kapsamında hakaret niteliğinde olmadığı yönünde karar ve Sövmenin Gerçekleşme BiçimleriHakaret suçu fikir açıklamasından ibarettir, suçun oluşması için düşünülen hususun açıklanması ve bu açıklamanın da mağdurun ve üçüncü kişilerin bilgisine ulaşması gerekir. Bu nedenle kişinin kendi kendine konuşması günlüğüne not tutması açıklama gerçekleşmediğinden hakaret suçu Yüze Karşı HakaretTCK m. 125/1 huzurda hakaret düzenlenmiştir. Hakaret suçunun mağdurun huzurunda işlenmiş sayılması için, hakaretin doğrudan mağdurun kendisi tarafından öğrenilmiş olması gerekmektedir.. Failin mağdurla birbirini görmesi şart değildir, hakareti mağdurun işitebileceği şekilde gerçekleştirmesi durumunda, okunarak veya seyredilerek görülmesi ve failin bu iradeyi taşıyor olması halinde huzurda hakaret suçu içtihatlarından anlaşıldığı üzere sağır olan mağdurun fail ile yüz yüze iken kendisine yöneltilen hakareti hissetmiş ancak tam olarak içeriğini anlayamamış, fakat o sırada olay anında hazır bulunanlardan öğrenmiş olması halinde yine huzurda gerçekleştiği kabul başkasıyla konuşurken kendisinin haberi olmadan mağdur söylenenleri duysa bile bu durum fiilin huzurda gerçekleştiğini göstermez. Aynı şekilde; mağdur duysun diye bazı sözleri söyleyip, mağdurun başka şeylerle uğraşması dolayısıyla duymaması durumunda huzurda hakaret söz konusu Yoluyla E-mail, Whatsapp Mesajı, SMS, Twitter-İnstagram-Facebook DM Hakaret SuçuTck 125/2 hükmü uyarınca; “Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.” Hükmü Ceza Kanunun 125/2 maddesi, sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret edilmesini suç olarak kabul etmiştir. Sesli, yazılı veya görüntülü ileti yoluyla yapılan hakaretin cezası normal hakaret ile aynıdır. Fakat ileti yoluyla hakaretin bir kısmı huzurda hakaret suçu, bir kısmı da gıyapta hakaret suçu kapsamında cezalandırılmaktadır. Sesli, yazılı veya görüntülü ileti yoluyla hakaret suçunun “huzurda” oluşabilmesi için iletiyi gönderenin mağduru hedeflemesi veya mağdurun fiilini öğrenebileceğini istemesi şarttır. Örneğin, skype mesajını yanlışlıkla mağdurdan başka birisine gönderilmiş ancak tesadüfen mağdur tarafından öğrenilmiş ise huzurda hakaret suçu unsurları meydana gelmez. Bu durumda eylem gıyapta hakaret suçu olarak değerlendirilir. “Gıyapta hakaret” suçunun oluşması için de bu mesajın en az 3 kişiye gönderilmesi veya 3 kişinin bulunduğu ortak bir mesajlaşma grubuna gönderilmesi anlamında ileti olarak kabul edilen iletişim vasıtaları şunlardırTelefon,Faks,Mektup,E-mail,Whatsapp mesajları,Skype mesajları,Telegram mesajları,Discord mesajları,Forum siteleriWebsitelerinde yorum kısımlarına,Cep telefonuyla SMS,Telefon konuşmaları,İnstagram,Twitter,Facebook vb. sosyal medya üzerinden,DM Direct Message yoluyla sitesinde, basında, radyo veya televizyon yoluyla suçun işlenmesi halinde doğrudanlık söz konusu olmadığı için yoklukta ve alenen hakaret gerçeklemiş olur. Bizzat mağdura yöneltilme ögesi gerçekleşmediğinden gıyabında hakaret suçu Yoluyla Hakaret SuçuGünümüzde hakaret suçu en çok çağdaş iletişim araçlarıyla işlenmektedir. İnternet yoluyla hakaret, kolay ispatlanabilecek bir suç çeşididir. Bu nedenle, e-mail, facebook, skype, messenger, whatssap, twitter vb. gibi sosyal medya araçlarıyla doğrudan mağdurun hedef alınarak hakaret edilmesi de hakaret suçunu gelen hakaret içerikli bir e-mail mağdura “forward” edilerek gönderildiğinde dahi hakaret suçu oluşur. İnternet yoluyla işlenen hakaret suçlarının her suçun özelliğine göre teknik olarak nasıl ortaya çıkarılacağı bir ceza avukatı ile HakaretHuzur’da hakaret etti fiilin işlenmesi sırasında mağdur huzurdadır ve söylenen sözleri yapılan hareketleri aracısız olarak bizzat duyar ve görür gıyapta hakaret değilse mağdur kendisi hakkında söylenen sözleri veya yapılan hareketleri bizzat duymamakta veya görmemektedir. Yani gıyapta hakaretten söz edebilmek için kişinin hakarete doğrudan maruz kalmaması kendisine üçüncü kişiler vasıtasıyla bu söz ve hakaretlerin ulaşması gıyabında hakaret edilmesi halinde suçun en az 3 kişi ile işlenmesi gerekir. Bu sayıya fail ve mağdur dahil faili ihtilatı bilerek isteyerek gerçekleştirmelidir. Fail 1 kişi ile ihtilat ederken varlığından haberdar olmadığı başkalarının da bunu duyması halinde ihtilat unsuru gerçekleşmiş olmaz. Aynı şekilde fail sadece bir kişiye söylediği sözü bu kimse onun bilgisi ve rızası dışında olarak başkalarına söylerse bu durumda ihtilat gerçekleşmemiş belirtildiği üzere en az 3 kişi ile ihtilat edilmelidir. İhtilat edilen 3 kişinin aynı anda aynı yerde olması ile farklı yerlerde olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Yani failin üç kişi bir arada iken mağdur hakkında hakaret içerikli sözleri söylemesi ile farklı yerlerdeki kişilere ayrı zamanlarda bu sözleri söylemesi suçun oluşumu açısından bir fark da kullanılan vasıtanın önemi yoktur. Söz, yazı, şarkı, hareket, resim, sahneye eserleri fiilen ihtilatı mümkün kılabilecek her vasıta kullanılmış olabilir. Örneğin aynı yazıyı 3 veya daha fazla kişiye mektup ile gönderme durumunda suç tamamlanmış suçun oluşabilmesi için mağdurların ihtilat konusunu anlayabilecek durumda olmaları gerekir. Bu durumda küçükler akıl hastaları konuşulan lisanı bilmeyenler söz konusu ise ihtiras oluşmayacaktır. Fail sadece bir kişiyle ihtilat etmekte fakat bu kişiye haberi yaymasını söylerse ihtilat yine gerçekleşmiş makamlara yapılan başvurularda fail yapılan başvurunun bir silsilesi içerisinde 3 veya daha fazla kişinin öğrenebileceğini bilebilecek durumda ise ihtilat gerçekleşmiş sayılır. Yargıtay sanığın 155 polis imdat hattını arayarak yaptığı telefon görüşmesi sırasında hakaret eylemini gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi telefon konuşmalarının kayıt altına alınıp dinlenildiğini bilmesi ve dinleme görevlisi de dahil olmak üzere görüşme kayıtlarının diğer görevlilerce de dinleneceğinin bilinebilir bir durum olması nedeniyle, gıyapta hakaretin ihtilat unsurunun gerçekleştiğini kabul edilen kimselerle gerçekleştirilen temaslar arasındaki zaman aralığının önemi yoktur. İhtilat edilen 3 kişiden birisi öldüğü takdirde bu durum ihtilatın gerçekleşmesini önlemez. Fakat ispat açısından bazı sorunlara sebep olabilir. Bu durumda failin diğer ihtilat ettiği kişiler ölen kişinin de olay yerinde olduğunu, söylenenleri duyduğunu veya yapılanı gördüğünü bildirirler ise ihtilatın gerçekleştiği kabul en çok karşılaşılan durum; failin mağdur hakkında hakaret oluşturacak bir sözü üçüncü bir kişiye söylemesi onun da gelip bu sözleri mağdura iletmesi durumudur. Bu durumda mağdur bizzat kulağı ile duymadığı için huzur da hakaret söz konusu olamayacağından gıyapta hakaret hükümlerinin uygulanması kararların da görüldüğü üzere yoklukta hakarette şikayet süresi; 3 kişi ile ihtilat edilerek suçun tamamlandığı veya en son kişi ile ihtilat edilerek suçun bittiği tarihlerde gibi düşünülse de aslında mağdurun faili veya fiili öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı kabul düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunun fiili seçimlik hareketli fiil olup 3 şekilde bu suçun oluşumu Hatırasına HakaretHakaret TCK’nın 125. Maddesinde de belirlendiği üzere bir kimseye Onur, Şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı veya sövme eylemidir. 130/1. Maddesinde hakaretten bahsedilmesine karşın, 5237 sayılı TCK ile hakaret sövme ayrımı kaldırıldığından sövme de bu kapsamda hatırasına hakaret suçunun unsurlarından birisi ihtilattır. Ölünün hatırasına hakaret suçu olağan durum gereği yüze karşı işlenemez. Kaldı ki; suçtan zarar gören olarak ölü yakınlarının yüzüne karşı müteveffa için yapılan hakaret de bile ihtilat unsuru aranmaktadır. Örneğin; iki tane yakınına karşı, ölen hakkında onun onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek bir söz söylenmesi durumunda da ihtilat gerçekleşmediğinden suç oluşmayacaktır. Ayrıca ölen kimse hakaret suçunun mağduru olamaz. Bir kimseye ölen annesi için “senin annen şu günde, şurada şu kişiyle, zina yaptı.” Denildiğinde yakını için hakaret suçu oluşmayacaktır. Çünkü; ölünün hatırasına hakaret suçunda dolaylı hakaret söz konusu olamaz. İhtilat edilmesi gereken 3 kişinin, şikayet hakkı bulunan yakınlar veya başka birisi olması arasında fark md. 125 te olduğu gibi ihtilat için gereken 3 kişinin toplu veya dağınık olması arasında fark etmez. Bu hakaret, sözle, yazıyla, resimle veya işaretle gerçekleştirilebilir. Örneğin, ölen bir kimseyi cehennemde Zebanilerin başı olarak gösteren bir karikatürle de ölünün hatırasına hakaret suçu işlenebilecektir. Burada önemli olan hakaretin ölünün cesedine dokunmadan Ceset ve Kemiklerini AlmaMaddede hareket unsuru için sadece” alma” tabiri kullanılmıştır. Suçun hareket unsuru olan almak bir kişinin hakkı olmadığı halde cesedi veya ölünün kemiklerini zilyetliği altına alması biçiminde tanımlanmıştır. Burada hırsızlıktan farklı olarak zilyetliğin ihlali yeterlidir tesisine gerek yoktur. Bununla birlikte cesetle birlikte gömülen eşyanın alınması durumunda hırsızlık suçu oluşacağından burada hakimiyetin tesisi gerekir. Ceset veya kemiğin alınması amacı olmadan mezarın açılması durumunda umumi Hıfzısıhha Kanununun 300. Maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır. Bu suçun tamamlanması için ceset veya kemiklerin “alınmasının” gerçekleşmesi gerekir. İcra hareketleri yapılmış fakat alma gerçekleşmemişse suç teşebbüs aşamasında kalmış veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunmaTahkir; aşağılamak küçük ve hor görme anlamlarına gelmektedir. Tahkir etme ise; hor gören aşağılayan terzil eden davranışlarda bulunmaktır. Ölünün ceset ve kemikleri hakkında tahkir edici fiillerden bulunmaktan maksat, ölüye saygı ile bağdaşmayan sözlü nitelikte olmayan maddi fiillerin sayılı TCK da tahkir edici fiillerde bulunulması suçun oluşumu için yeterli sayılmış ayrıca ihtilat aranmamıştır. Ceset üzerinde yapılan tahkir edici fiilleri hiç kimse görmemiş olsa bile bu suç oluşacaktır. Örneğin cesedi parçalamak, cesetle cinsel ilişkiye girmek, cesedin kulağını kesmek, ceset üzerine tükürmek, tuvaletini yapmak, cesedi çıplak olarak sokak ortasında asmak bu kapsamda edici fiiller ceset üzerinde ona dokunarak gerçekleştirilen fiillerdir. Ceset üzerine yazı yazmak da olsa bu kapsamda değerlendirilmelidir. Örneğin ölüyü morgdan çıkarıp alnına “ben zina yaptım” yazmak eyleminde tahkir edici fiil mevcuttur. Burada dikkat edilmesi gereken konulardan biri failin üzerinde hem tahkir edici fiilde bulunduğu hem de sözlü olarak hakaret ettiği durumda cezalandırmanın nasıl olacağıdır. Burada TCK’nın 130. maddesinin 1 ve 2. fıkraları arasında fikri içtima hükümleri Suçu Cezası Nedir?Hakaret Suçu Temel Şekli CezasıTCK “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.” hükmü uyarınca hakaret suçunun temel şekli için seçimlik ceza öngörülmüştür. Buna göre faili verilecek ceza bu suçu işleyen fail hakkında 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para 61/9 uyarınca adli para cezasının alt ve üst sınırı hapis cezası dikkate alınarak belirlenecektir. Buna göre adli para cezasının alt sınırı 5377 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihinden önce işlenen suçlarda 5237 sayılı TCK’nın 52. Maddesi uyarınca 5 gün, bu tarihten sonra işlenen suçlarda ise TCK’nın 61/9. Maddesi uyarınca 90 gündür. Mahkemece hapis cezasının seçildiği durumlarda bu ceza para cezasına çevrilemez. Hakim Hapis cezası yönünde hüküm kurduğu takdirde; neden bu cezayı seçtiğini Suçu Nitelikli Hali CezasıKanun koyucu, temel suç tipinde bazı unsurları ekleyerek, o suçun daha ağır veya hafif cezalandırılmasını öngörebilir. Suçun temel şekline ilave edilen ve cezanın arttırılmasını veya indirilmesini gerektiren bu hallere suçun nitelikli unsurları denir. Görüldüğü gibi, suçun nitelikli halinde o suçun temel şekline ilişkin bütün unsurların yanında suçun temel şeklinin temel suç tipinin cezasını ağırlaştıran veya hafifleten bir sebep de Suçun Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı İşlenmesi TCK 3 ve 4. Fıkralarında hakaret suçunun nitelikli haline getiren unsurlar sayılmış olup bunlardan ilki TCK fıkrası uyarınca kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret edilmiş olması halidir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için kamu görevlisine yerine getirmiş olduğu görev nedeniyle hakaret edilmiş olması gerekir yani görev ile hakaret fiili arasında nedensel açıdan bağlantı olmalıdır. Bu suç; kamu görevlisinin sadece görevin devamı sırasında değil görevinden ayrıldıktan sonra da nitelikli hal olarak Suçun Dini, Siyasi Sosyal Felsefe İnanç Düşünce Ve Kanaatlerini Açıklamasından Değiştirmesinden Yayılmaya Çalışmasından Mensup Olduğu Dinin Emir Ve Yasaklarına Uygun Davranmasından Dolayı İşlenmesi TCK bir kişiye karşı dini siyasi sosyal felsefi inanç düşünce ve kanaatlerini açıklamasından değiştirmesinden yaymaya çalışmasından mensup olduğu dinin Emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı gerçekleştirilmesi diğer bir nitelikli hale oluşturmaktadır. Fıkrada düzenlenen suça örnek olarak bir Müslümanın Hristiyan olmasından dolayı ona hakaret edilmesi ya da bir kimsenin komünist olduğunu açıklaması nedeniyle hakaret edilmesi ve yahut bir kimsenin oruç tutması, namaz kılması veya başörtüsü takması nedeniyle hakaret edilmesi sayılabilir. Burada ayırt edilmesi gereken nokta mağdurun dinin Emir ve yasaklarına aykırı davranması nedeniyle ona hakaret edilmesi halinde bu fıkra hükümleri değil birinci fıkra hükümleri uygulanacak olmasıdır. Örneğin oruç tutmayan birine hakaret edilmesi durumunda birinci fıkra hükümlerince cezalandırılması Suçun Kişinin Mensup Bulunduğu Dine Göre Kutsal Sayılan Değerlerden Bahisle İşlenmesi TCK inandığı değerlerle alay edilmesi veya hakaret edilmesi daha fazla haksızlık içeriğine sahip olması nedeniyle bu durum cezanın arttırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Burada korunan husus kişinin kutsal sayılan değerleri değildir kutsal değerleri konu edinen sözler ile kişiye hakaret edilmesidir. Dolayısıyla bu hükmün uygulanabilmesi için failin mağdurun mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerinden söz ederek ona hakaret etmesi gerekir. Bir değeri o dine göre kutsal sayılıp sayılmadığı o dinin temel kaynaklarına bakılarak belirlenir. Din kavramı bu suç açısından geniş yorumlamayı gerektirir. Bazı mezheplerde bir değer kutsal sayılmış olabilir. Eğer bu değerden söz edilerek hakaret edilme durumu söz konusu olursa nitelikli hal uygulanır. Örneğin Müslümanların Kur’anı Kerim okumalarından söz ederek alay edilmesi bu nitelikli halin uygulanmasını Suçun Alenen İşlenmesi TCK Ceza Kanununun 125. maddesinin 4. fıkrasında hakaretin alenen işlenmesi halinde cezanın altıda bir oranında artırılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; artırım yapılırken maddenin birinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen cezalar ayrı ayrı değerlendirilir, 1. fıkradaki halde alt sınırı itibariyle 3 ay veya 90 gün adli para cezası; 3. Fıkrada ise 1 yıl hapis veya 365 gün adli para cezası üzerinden artırım düzenlemede aleniyet hakkında açık bir tanıma yer verilmemekte birlikte “hakaret teşkil eden fiilin belirli olmayan birçok kişi tarafından algılanabilir bir mahiyette bulunması” olarak tanımlanabilir. Yargıtay’a göre hakaretin herkesin girip çıktığı bu nedenle herhangi bir kimsenin duyup işitebileceği yerde yapılması halinde aleniyet gerçekleşmiştir. Söylenen sözün fiilen duyulup duyulmadığı önemli olmayıp böyle bir olasılığın varlığı herkese açık umumi yerler ve herkesin girebileceği yerler olan sokak, park, kahve, yol kabul edilmektedir. Ancak suçun işlendiği yerin aleni olup olmadığı konusunda şüphe varsa keşif yapılır, bilirkişi raporu alınır. Yargıtay’a göre, “sokak” “polis merkezi önünde” “site bahçesinde” “aleni bir yer olan polis merkezi içerisinde” “ sahil kenarında” “ duruşma salonu” “ mahkeme kalemi “mobilya satış mağazası” “ köy yolu” “dispanserin bekleme odası” “her tarafı açık olan evin damı” “karakol binası” “cami” “ doktor muayenehanesinin bekleme salonu” “tarla” “PTT memurunun mesai odası” “evin bahçesi” “çeşme başı” “ fabrika binaları” “ cadde üzeri” “ öğretmenler odasının önü” “ duvarla çevrili avlu içi” aleni kabul edilirken; “Cezaevinin içerisi”, “cezaevi koğuşu”, “ekip aracı”, “jandarma komutanlığına ait bahçe”, “apartman içi”, “bağ evi”, “taksi içi”, “orman bölge şefinin odası”, “patates tarlası,” “hasta odası,” “kontrol görevlilerine ayrılan yer”, “sorgu odası” aleni kabul varlığı için önemli olan çok sayıda insanın hakaret teşkil eden fiili öğrenme olanağının olmasıdır. Örneğin yolda hiç insan olmasa bile yine de alenidir. Fakat evde 30 kişi bile olsa ev aleniyet şartını 132/c maddesinde düzenlenen ceset veya kemikleri alma veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunma suçunun Herhangi bir artıcı nedeni veya nitelikli hali bulunmamaktadır ancak TCK’nın 130 1. Maddesinde düzenlenen ölünün hatırasına hakaret suçunun işlenmesi halinde verilecek 1/6 oranında arttırılacaktır. Hakaret suçu ile ilgili yapılan açıklamaya gönderme yapmakla yetiniyoruz ancak şunu belirtmekte fayda var ki suçum basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde bu husus Ali niyetin gerçekleşme biçimlerinden birini oluşturduğundan bu artırın nedeni uygulanacaktırBurada denilecek bir hususta TCK’nın 127 maddesinde düzenlenen isnadın ispatı aynı yasanın 128 maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı yine aynı yasanın 129. Maddesinde düzenlenen karşılıklı hakaret kurumlarının kişinin hatırasına hakaret suçunun uygulanma imkanı Suçu İndirim HalleriHaksız Fiil Nedeniyle HakaretTürk Ceza Kanununun 129. Maddesinin 1. Fıkrası, hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halini, cezada indirim yapılması ya da hiç ceza uygulanmaması sebebi sayılmıştır. Aslında bu durum bir haksız tahrik hali olup kanun koyucu burada hakaret suçuna özgü, özel bir Haksız tahrik hali olarak düzenlenmiştir. TCK 29. Maddesinden farkı; burada mahkeme ya cezadan indirme gidecektir ya da ceza vermekten de vazgeçecektir. Olayda, TCK’nın 129. Maddesinin uygulandığı hallerde, genel tahrik hükümleri hükmün uygulama alanı bulabilmesi için; ve kasten yaralama dışında başka bir tahrik eylemi olmalıdır. Aksi halde aynı maddenin 2. ve 3. Fıkralarının uygulanması söz konu eylem haksız bir eylem olmalıdır. Konusu suç teşkil edebileceği gibi, suç tanımına girmeyen ancak hukuka aykırı kabahat teşkil eden veya özel hukuka dair haksız herhangi bir eylemde olabilir. Haksız tahrike konu eylemin suç olması durumunda kovuşturma konusu yapılmış ya da cezalandırılabilir nitelikte olup olmaması önemli eylemin bizzat mağdur tarafından gerçekleştirilmesi gerekir .Her ne kadar 765 sayılı TCK’ nın 485. maddesinde açıkça yer alan ” Kendisine tecavüzde bulunan şahsı 480 ve 482. maddelerde yazılı sürümlere kendi haksız hareketiyle sebebiyet vermiş ise…” ifadesi yeni düzenlemede metne alınmamış ise de, üçüncü kişinin tahriki halinde genel tahrik hükmü olan, TCK nın 29. Maddesinin uygulanması mağdurun haksız eyleme hakaret suçunun failinden başka, üçüncü kişiye yönelik olarak gerçekleşmiş bulunabilir. Buna tepki olarak işlenen hakaret suçu nedeniyle 1. Fıkrasının uygulanması mümkündür. Örneğin, çocuğuna şiddet uygulayan kişiye hakaret eden fail hakkında haksız tahrikin varlığı kabul haksız eylemi gerçekleştiren kişiye karşı yapılması ile haksız tahrike konu eylem arasında nedensellik bağı bulunmalı, suç tepkisel olarak işlenmelidir. Tahrikin gerçekleştirdiği ile hakaretin yapılması arasında zaman aralığı bulunabilir. Burada önemli olan aradaki zamana rağmen nedensellik bağının olarak TCK’da haksız tahrik 29 maddede düzenlenmiş olup, tüm suçlar bakımından genel hafifletici sebeptir. 29. madde karşısında özel hüküm niteliğinde olan 129. Madde yalnızca hakaret suçu bakımından tahrik hükmü TCK’nın 29. maddesinde yer alan “haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında” suçun işlenmiş olması aramışken, 129. maddede hakaret fiilinin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi yeterli görülmüş, ayrıca fiilin hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlenmiş olması aranmamıştır. Nitekim esas olan suçun ani öfke ile tepkisel olarak fiile tepki olarak işlenen hakaret sonucunda verilen ceza indirilebileceği gibi ceza verilmesinden tamam ile vazgeçilmesi de mümkündür. Eğer mahkeme indirim yapmak istiyorsa en fazla ⅔ oranında indirim yapacaktır. Ceza vermekten vazgeçildiği hallerde ise hakim ceza verilmesine yer olmadığına karar hakim ceza vermekten vazgeçtiği hallerde doğrudan 223/4-c maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verir. Ayrıca mahkumiyet hükmü kurarak, daha sonra ceza vermekten vazgeçmeyecektir. Ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanığa kural olarak ,yargılama giderleri yükletilemez. Ancak, hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanık kendi kusuruyla bir kısım yargılama giderinin yapılmasına neden olmuşsa bu giderler CMK’nın 327. maddesi gereğince kendisine yüklenmesi gerekir. Örneğin hakkında Kamu davası açılan sanık, tanıklarının dinleneceği veya yüzleştirme yapılacağı oturuma katılmaması nedeniyle, işlemlerin yeniden yapılmasına yol açmışsa veya kendisini suçlaması nedeniyle hakkında kamu davası açılmasına sebebiyet vermişse, yapılan yargılama giderinden sorumlu tutulabilecektir. Ancak mahkeme kararında, sanığın yargılama giderine hangi kusuruyla neden olduğunu göstermek HakaretTürk Ceza Kanununun 3. fıkrasına göre;” hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde verilecek ceza üçte birine kadar indirilebilecek gibi ,ceza vermekten de vazgeçilebilir”. Bu hükmü haksız tahrik olarak nitelendirmek gerekir. Zira karşılık olarak gerçekleşen eylemde tahrikten söz edilebilirse de, ilk hakareti gerçekleştirenin eyleminde tahrik söz konusu olamayacağı halde, her ikisi bakımından da cezada indirim ya da cezasızlık karar hakaret hükümlerinin uygulanabilmesi üç koşulun gerçekleşmesine olarak işlenen suçlar 125 .maddede yer alan tanıma uygun olmalıdır. Somut bir fiil ya da olgu isnadı şeklinde olabileceği veya sövmek suretiyle gerçekleşmiş olmalıdır. Bu hükmün TCK’nın olduğu gibi , özel hakaret suçları için uygulanması mümkün değildir. Bu hakaret suçuna özgü bir indirim halidir. Ayrıca, bir kimsenin hakarete uğraması nedeniyle karşıdakine söylenenleri aynen iade ettiğini bildirmesi veya ona hakaret teşkil etmeyen başka bir söz söylemesi halinde karşılıklı hakaretten söz hakareti gerçekleştirenin haksız olması, eylemin hukuka aykırı bulunması gerekir. Bir hakkın yerine getirilmesi ya da görevinin ifası sırasında gerçekleşen hakarete karşılık veren, kimse indirim ya da cezasızlık nedeninden karşılıklı olmalı ve aralarında da nedensellik bağı bulunmalıdır. Karşılıklı hakaretten söz edebilmek için ilk hakaret kim tarafından gerçekleştirilmiş ise, karşı hakaretin de ona yönetilmesi gerekir. Ancak, eş, anne- baba, evlat gibi makul derecede yakınlara yönelik hakarete karşı hakaret suçunun işlenmesi halinde, TCK’nın 129/3. maddesinin uygulanabileceği kabul etmek derhal verilmesi gerektiği düşünülürse de nedensellik bağının korunması kaydıyla engelin kalktığı ilk anda gerçekleşmesi de yeterlidir. Önemli olan makul bir sürenin geçmesi ve nedensellik bağının korunmasıdır. Hakaretin gıyapta gerçekleşmesi halinde de karşılık hakaretten söz edilebilir. Ancak öğrenilir öğrenilmez karşılık nın 129. maddesinin 3. Fıkrasının uygulanabilme koşulları oluştuğu hallerde, tarafların cezalandırıp cezalandırılmayacağı ya da hangisini cezalandırılacağı takdir yetkisi hakime aittir. Burada belirleyici olan olayın mahiyetidir. Bu durumda, olayın mahiyetine göre mahkemenin her iki tarafın cezasını indirmek ya da iki taraf içinde ceza verilmesinden vazgeçmek biçiminde karar verebilecektir. Yalnızca taraflardan biri için indirim ya da cezasızlık uygulaması yapabilir. Ancak bu halde ilk hakareti gerçekleştiren hakkında, karşı tarafın cezası indirilmeden ya da vazgeçilmeden bu hüküm uygulanabilmesi mümkün müdür? Örneğin A B’ ye konuşurken “lan” demiş, B bunun üzerine A’ya ana avrat sinkaflı şekilde sövmüş, işin içine beşikteki bebeği de katmış, üstüne üstlük eşi ile ilgili de somut bir olgu isnat etmiş ise, bu durumda birinci hakaret edenin cezasını indirmek daha sağlıklı sonuç doğurabilir. Başka bir değişle, tahrikte dengenin bozulduğu durumlarda, ilk haksız harekette bulunan kimsenin cezası da indirilebilir veya ceza vermekten hakaret durumunda verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza verilmekten de vazgeçilebilir. Eğer hakim indirim yapmak istiyorsa en fazla 2/3 oranında indirim yapacaktır. Örneğin indirimi 3/4 oranında belirleyemez. Burada hakim ceza vermekten vazgeçtiği hallerde doğrudan 223/ 4-C maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verecektir. Ayrıca mahkumiyet hükmü kurarak, daha sonra ceza vermekten vazgeçmeyecektir. Karşılıklı hakaret halinde, bunlardan birisi veya her ikisinin hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde de CMK’nın 328 maddesine göre, hangisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmişse o fail de veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmişse her iki fail de yargılama giderine mahkum Kasten Yaralamaya Tepki Olarak İşlenmesiTCK’nın 129. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hakaret suçu kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmişse, faile ceza verilmeyecektir. Fıkra gerekçesinde kişinin kendisine karşı işlenen kasten yaralama suçuna tepki olarak işlediği hakaret suçu nedeniyle cezalandırılamayacağından söz edilmiştir. Eski Ceza Kanunun 485/3 maddesinde şiddet kişinin hayatına ,vücut bütünlüğüne, cinsel dokunulmazlığına ve özgürlüğüne yönelik eylemleri de içermekteydi. Fakat yeni Yasada kasten yaralamadan söz edilerek kapsamı daraltılmıştır.. Bu durumda kasten yaralama suçuna tepki olarak değil de başka suça tepki olarak işlenen hakaret suçu nedeniyle TCK’nın 129. maddesinin değil, anılan maddenin uygulanması söz konusu hükmünün uygulanabilmesi için; Hakaret suçunun mağduru tarafından gerçekleştirilen fiil; kasten yaralama suçuna karşı işlenmelidir. Hakaret suçu kasten yaralama suçuna karşı değil de yağma, cinsel taciz gibi başka suçlar nedeniyle işlenirse bu durumda maddenin 1. Fıkrası uygulanacaktır. Fiil haksız olarak gerçekleşmeli herhangi hukuka uygunluk niteliği taşımamalıdır. Örneğin zor kullanma yetkisini kullanan polis memuruna veya jandarma personeline karşı hakaret edilmesi bu madde kapsamında değerlendirilmeyecektir. Ayrıca kasten yaralamanın cezalandırılabilir ya da kovuşturma konusu yapılıp yapılmamış olması önemli değildir. Yaralama kasten işlenmelidir. Bu kast doğrudan kast olabileceği gibi olası kast da olabilir. Taksirli yaralama halinde TCK’nın 129 maddesinin ikinci fıkrası değil anılan maddenin 1. Fıkrası basit ya da nitelikli halinin gerçekleşmiş olması arasında fark yoktur. Kasten yaralama eyleminin hakaret suçunun failine karşı gerçekleştirilmiş olması gerekir. Bu nedenle 3 kişiye yönelik kasten yaralamanın, bir haksız fiil olduğu gözetilerek 129. maddenin 1. Fıkrası kapsamında kasten yaralama eylemine tepki olarak işlenmelidir. Bu nedenle eylemin devamı sırasında ya da hemen ardından hakaret edilmiş olmalı, araya zaman girmemelidir. Fail kendisini yaralayan dan başkasına karşı hakaret etmesi halinde bu cezasızlık hükmünden suçunun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlendiğinin kabul edilmesi halinde kişiye ceza verilemeyecektir. Ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanık kural olarak yargılama giderlerini ödemeyecektir ancak kendi kusuruyla bir kısım yargılama giderlerinin yapılmasına neden olmuş ise bu giderler kendisine Suçu Özel Görünüş ŞekilleriTeşebbüsHakaret suçunda kural olarak teşebbüs mümkün değildir. Hakaret suçu tehlike suçu olduğu için mağdurun tahkiri duyduğu veya ihtilatın gerçekleştiği anda fiilin icra hareketleri sona ermiş ve suç tamamlanmış hakarette hakaret içeren söz veya fiili en az üç kişi duymamışsa fiil teşebbüs aşamasında kalmış sayılır. İleti yoluyla işlenen hakarette icra hareketleri bitirilememişse bu durumda teşebbüs söz konusu olabilir. Örneğin hakaret içeren mektubun postaya verilmesi ancak mektubun başkasının posta kutusuna gitmesi nedeniyle mağdurun bu mektuba ulaşamamış olması dikkat edilmesi gereken husus fail mağdura gönderdiği hakaret içeren mektubu elinde olmayan sebeplerle değil kendi rızası ile mağdur haberdar olmadan gidip posta kutusundan alırsa bu durumda gönüllü vazgeçme söz konusu olur ve faile ceza 130 maddesinin 1. Fıkrasında düzenlenen suç neticesi harekete bağlı suçlardan olup istila atın tamamlanmasıyla suçla tamamlanmış olacağı ve ihtilat gerçekleşmeden suçun oluştuğundan söz edilemeyeceğinden teşebbüse elverişli değildir Ancak hareket bölünebildiği oranda teşebbüse olanaklı hale gelebilirAnılan maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen ceset veya kemiklere alma veya ceset ve kemikler üzerinde tahkir edici pillerde bulunma suçu bu amaçla hareketlere başlayıp da eylemin tamamlanmaması halinde teşebbüs aşamasında kalmış olacaktırİştirakBu suç iştirak hükümleri açısından herhangi bir özellik arz etmez. Hakaret fiilini gerçekleştiren kimse fail olarak sorumlu olacaktır. Bu süreçte müşterek failliğin söz konusu olabilmesi için ancak katılanlardan her birinin hakaret oluşturan fiile bizzat kendi için yapması gerekir. Örneğin bir gösteri yürüyüşünde gösteri yapanlardan her birinin hakaret ifadeleri içeren pankartlar taşımaları durumunda müşterek fail olarak sorumlu olacaklardır. İştirak hakkında genel hükümler uygulanır bu suça iştirakın her türlüsü mümkündürİçtimaBu suç bakımından zincirleme suç hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Fail bir suç işleme kararı ile aynı kişiye birden fazla hakaret suçu işlerse zincirleme suç hükümleri uygulanır. Fakat hakaret teşkil eden söz veya hareketin araya zaman girmeden ardı ardına söylenmesi durumunda zincirleme suçtan söz edilmeyecek fiil tek suç kabul edilecektir. Aynı mektup içerisinde birden fazla yerde hakaret içerikli söz geçmesi halinde yine tek bir hakaret suçundan söz edilecektir. Fail mağdur açısından hakaret teşkil eden sözleri üçten fazla kimseye karşı söylese bile tek suç halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde suç kurul üyelerine karşı işlenmiş sayılır. Fakat bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümlerinin uygulanacağı hatırasına hakaret suçu bir kimseye karşı değişik zamanlarda birden fazla defa işlenmesi veya tek hareketle birden fazla suçtan zarar gören ek karşı işlenmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanır ancak hatırasına hakaret edilen veya kemik veya cesedi alınan ya da tahkir edici fiillerde bulunan kimsenin yakınının birden fazla olması halinde tek suç söz konusu Suçu Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması KararıHakaret Suçu Adli Para Cezasına ÇevirmeAdli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Yargılama neticesinde hükmedilen sonuç cezanın bir yıl veya daha az süreli hapis cezası olması halinde, mahkeme hapis cezasını TCK 50. maddede yazılı adli para cezasına veya diğer güvenlik tedbirlerine çevirebilecektir. Hakaret suçunun temel şekli için seçimlik ceza öngörülmüştür. Buna göre faili verilecek ceza bu suçu işleyen fail hakkında 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Mahkeme TCK 125/1 maddesin adli para cezasını seçtiği takdirde adli para cezasının alt sınırı 90 gün üst sınırı 730 gün, TCK 125/3 maddesi uyarınca isefaili bir yıldan iki yıla kadar hapis veya 365 günden 730 güne kadar adli para cezası Suçu ErtelemeCeza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Erteleme, TCK m. 51/1’de; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır” şeklinde tarafından hükmedilecek ceza iki yıl ya da iki yıldan daha az olduğu vakit, hapis cezası hakkında erteleme kararı verilebilecektir. Cezanın ertelenmesi kararının verilebilmesi, rüşvet suçundan verilecek olan hapis cezasında indirim yapılabilecek hükümlerin uygulanması ile mümkündür. Hakaret suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür. Ancak tarihinden itibaren kamuda ya da özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görevli olan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri nedeniyle işlenen hakaret suçunda ceza yarı oranında artırılacak ve failler hakkında Türk Ceza Kanununun 51. maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümleri Suçu Hükmün Açıklanmasının Geri BırakılmasıHükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması HAGB, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine sebebiyet veren bir ceza muhakemesi kurumudur. Suçun cezasının 2 yıl veya altında belirlendiği hallerde HAGB kararı mümkündür. Hakaret suçu açısından HAGB kararı kararı verilmesinin önemli şartlarından biri mağdurun uğradığı zararın giderilmesi şartıdır. Hakaret suçu açısından dikkat edilmesi gereken nokta, HAGB kararı verilmesi için zararın giderilmesi şartının aranmamasıdır. Çünkü, hakaret suçu nedeniyle uğranılan doğrudan bir maddi zarar yoktur. HAGB kararı için kişinin uğradığı manevi zarar ise dikkate Suçu Gözaltı ve Tutukluluk HaliGözaltıGözaltı hali, CMK’nın düzenlenmiştir. Usule uygun olarak CMK yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz. O halde gözaltı süresi toplam 36 saati alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ Muhakemesi Kanunu’nda yer alan bu düzenlemelere göre hakaret suçu açısından Cumhuriyet Savcısı’nın gözaltı kararı vermesiyle gözaltı halinin gerçekleşmesi koruma tedbirlerinin en ağırıdır; zira kişi, kısıtlı bir süreyle de olsa hakkında bir kesin hüküm bulunmadan özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Tutuklama, CMK m. 100 ve devamında yer alan hükümlerde düzenlenmiştir. Tutuklama kararını, sadece hâkim verebilir; savcının veya kolluk amirinin tutuklama kararı vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Muhakemenin yürütülmesinde esas olan sanığın/şüphelinin tutuksuz olmasıdır; tutuklama ise her zaman bir istisna niteliğindedir. Tutuklama koruma tedbirinin zorunlu tutulduğu bir hal bulunmamaktadır. Olayda muhakeme şartı varsa, tutuklama kararı verebilmek için bunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar;Kuvvetli suç şüphesi tutuklama nedeni somut olayda orantılı bir tedbir adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. İzah edilenler doğrultusunda, TCK m. 125 vd.’de hakaret suçuna ilişkin ceza miktarı dikkate alındığında, tutuklama şartlarının varlığı halinde bu suç bakımından tutuklama koruma tedbirinin uygulanabilmesi mümkün olabilecektir. Bu suçla ilgili tutukluluk süresi CMK’nın 102/2. maddesi uyarınca en çok 1 yıldır. Zorunlu hallerde 6 ay daha uzatılabilir. Bu süreye kanun yolunda geçen süre dahil nedenle hakaret suçu basit halinde tutuklama kararı verilemez. Fakat Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında tutuklama kararı Suçu Soruşturma ve Kovuşturma AşamasıSoruşturma AşamasıŞikayet, TCK m. 73’te; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bir suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olabilmesi için kanunda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. Hakaret suçu kural olarak şikayete bağlıdır fakat maddede geçtiği üzere nitelikli şekli olan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret soruşturma ve kovuşturma resen yapılır. Suçun basın yoluyla işlenmesi de bu genel kuralı suçun işlendiği ile ilgili şikayetten sonra araştırmaya koyulacak ve bu araştırmada şüphelinin aleyhine ve lehine olan delilleri toplayacaktır. Savcı, araştırması sonucunda yeterli delile ulaşırsa iddianame düzenleyerek dava açacak; aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığı takipsizlik kararı verecektir. Savcının bir iddianame düzenlemesi için, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphenin varlığı gerekmektedir. Yeterli şüphe şartının aranmasının temel nedeni ise kişilerin gereksiz yere yargılanmalarının önüne geçilmesini AşamasıSoruşturma aşamasının iddianame düzenlenip kamu davası açılarak tamamlanmasının akabinde artık bir ceza davasının varlığından bahsedilir ve kovuşturma aşamasına geçilmiş demektir. Başka bir deyişle, kovuşturma evresi, iddianamenin kabul edilmesi veya kabul edilmiş sayılması ile başlar. Kovuşturmanın içinde farklı evrelerden bahsedilebilir; duruşma hazırlığı, duruşma, hüküm ve kanun yolu bu evrelerdendir. Soruşturmanın tamamlanması sonrasında hakaret suçuna ilişkin kovuşturma aşaması gerçekleştirilecek ve kovuşturma aşamasının sonunda faile verilecek sonuç ceza belirlenecektir. Hakaret kural olarak takibi şikayete bağlı suçlardandır ve bu nedenle CMK 253 maddesine göre uzlaşma hakkı kural olarak suçtan zarar gören durumunda olan mağdura ait olmakla birlikte eğer mağdur şikayet hakkını kullanmadan ölmüşse ölenin 2. dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş ve kardeşleri tarafından şikayet hakkı Suçu Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Ön Ödeme, Uzlaşma ve Görevli MahkemeHakaret Suçu Şikayet Süresi ve ZamanaşımıTürk Ceza Kanununun 73. maddesi uyarınca şikayet süresi 6 aydır zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre fiilin ya da failin bilinmesi ya da öğrenilmesinden itibaren başlar. Hakaret yüze karşı yapılmış ise bu durumda şikayet süresinin başlayacağı tarih fiilin gerçekleştiği tarihtir. Hakaret yoklukta yapıldığında bu süre yine ne fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren başlar. Şikayetten vazgeçildiği takdirde dava düşer fakat vazgeçme vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık hakkında etkili kesinleşmesinden sonra vazgeçme gerçekleşmişse bu durum cezanın infazına engel olmayacaktır. Basın yoluyla işlenen hakaret suçları ile ilgili davalar 5187 sayılı yasanın 26. Maddesine göre basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edildiği tarihten ve en geç Cumhuriyet Başsavcılığı’nın suç öğrendiği tarihten itibaren günlük süreli yayınlarda 4 ay diğer yayınlarda 6 ay içerisinde açılmış olmalıdır. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir; durması, kesilmesi söz konusu değildir. Bu süreçte kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilse dahi iddianamenin düzenlenip mahkemeye verilmesine kadar süre işlemeye devam Ceza Kanununun 73. maddesi uyarınca şikayet süresi 6 aydır zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre fiilin ya da failin bilinmesi ya da öğrenilmesinden itibaren başlar. Basın yoluyla işlenen hakaret suçları ile ilgili davalar 5187 sayılı yasanın 26. Maddesine göre basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edildiği tarihten ve en geç Cumhuriyet Başsavcılığı’nın suç öğrendiği tarihten itibaren günlük süreli yayınlarda 4 ay diğer yayınlarda 6 ay içerisinde açılmış olmalıdır. Şikayet hakkı ölenin 2. dereceye kadar üst soy ana baba büyük ana büyük baba ve alt soyu evlat torun eş ve kardeşlerine Suçu Ön ödeme ve Uzlaşma Şikayete bağlı bulunan hakaret suçu ön ödemeye tabi değildir. Zira bu suçta adli para cezası seçimlik ceza olarak öngörülmüş olup ayrıca aynı yasanın 73/son maddesi uyarınca uzlaşma kapsamındadır. Bu suç şikayete bağlı olduğundan CMK’nın 253. maddesi uyarınca ilk önce uzlaşma hükümleri uygulanacak ulaşma gerçekleşmediği takdirde CMK’nın 171. maddesi gereğince Cumhuriyet avcısı tarafından bu suça dair kamu davası açılmasının ertelenmesi kurumu değerlendirilecek son olarak kamu davası açılacaktır. Aynı durum kişinin hatırasına hakaret suçu için de görevlisine ve cumhurbaşkanına hakaret suçu, şikayete tabi suçlardan olmadığından uzlaştırma kapsamında Suçu Görevli MahkemeGenel yetki kuralı uyarınca davaya bakmak yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Bu nedenle hakaretin yapıldığı yer, hakaret faille mağdurun ayrı ayrı yerlerde bulunduğu bir şekilde yapılmış ise, yetkili mahkeme mağdurun bulunduğu yer m. 125 uyarınca düzenlenen hakaret suçunun tamamında görevli mahkeme asliye ceza Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği……… Suçun İşlendiği Yer Buraya Yazılacak Cumhuriyet Başsavcılığı’naMüşteki İsim Soyisim TC Kimlik No – AdresVekili Av. Umur YILDIRIMŞüpheli İsim Soyisim TC Kimlik No – AdresSuç Hakaret Suçu TCK m. 125 vd.Suç Tarihi ve Yeri …/…/…Konu Şüpheli hakkında işlediği suç nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma sonucunda kamu davası açılması talepli şikâyet müvekkil hakkında kim olduğu, şüpheli tarafından rüşvet alma/verme suçunu nasıl işlediğine ilişkin bilgilere yer olay ayrıntılı biçimde izah ise, yaşanılan olaya ilişkin hangi delillerin olduğundan ekinde verilecek delillerin neler olduğu Sebepler TCK ve ilgili her türlü yasal Deliller Tanık, yemin, video kaydı, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal ve İstem Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederiz. Müşteki Vekili Av. Umur YILDIRIMHakaret Suçu Yargıtay KararlarıCeza Genel Kurulu 2016/1139 E. 2019/463 SuçuTürk Ceza Kanunu 125. MaddeSanık …’nın ağabeyi olan…’nın Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/201 esas sayılı dosyasında çocuğa karşı nitelikli cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçları nedeniyle yargılanarak tarihinde hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verildiği, duruşma çıkışında sanığın bir yakınının fenalaşarak baygınlık geçirmesi üzerine gelen ambulansa bindirildiği sırada sanığın adliye önünde polisler, gazeteciler ve vatandaşlar olduğu hâlde; “Terör örgütlerinde daha adil yargılama yapılıyor Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti değil, çadır devleti, terör örgütlerinde daha adil yargılama yapılıyor!” şeklinde bağırdığı, ardından “Ha bu devletin kimliğini taşıyan şerefsizdir la!” diyerek cebinden çıkardığı nüfus cüzdanını inceleme dışı sanık …’den aldığı çakmakla yaktığı ve yanmakta olan kimliği havaya kaldırıp etrafında toplanan kalabalığa göstererek yüksek sesle “Arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti terör örgütü kadar adil değildir, Türkiye Cumhuriyeti çadır mahkemeleri kuruyor görüyorsunuz, mahkemeleri iki tane insanın merhametine bırakarak değil tanık şahit dinlemeyen kendi kafasına göre yargı yapan bir mahkeme devletten ibarettir!” dediği ve yanmakta olan nüfus cüzdanını yere fırlattığı, ardından inceleme dışı sanık … ve ailesi ile birlikte araçlarına binerek olay yerinden uzaklaştıkları, sanık hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca TCK’nın 301. maddesi gereği soruşturma izni talep edilmesine karşın hakaret suçundan genel hükümlere göre işlem yapılabileceği kanaatiyle Adalet Bakanınca soruşturma izni verilmediği olayda,Sanığın, kardeşi olan…’nın yargılanması sonucu hak etmediğine inandığı yüksek miktarda ceza alarak tutukluluk hâlinin sürdürülmesi ve yine bir yakınının da duruşma sonrası fenalaşarak hastaneye kaldırılması nedeniyle o an duyduğu şiddetli elem ve ızdırap sonucu açığa vurduğu ve şahsında mahkeme heyetine karşı oluşan ve yukarıda anlatıldığı şekilde subjektif olgusal temellere sahip olduğu anlaşılan kişisel değer yargılarını ifade etmeye yönelik bu sözler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, katılan ve şikâyetçilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp muhatapların aldığı karara yönelik ağır eleştiri niteliğinde olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir. Her ne kadar polis memuru olan tanıklar …, … ve…, sanık …’un “Devletin a… koyayım, hâkim verdiğin yıl kadar seni delmezsem…” şeklinde sözler söylediğini aktarmış iseler de olayın sesli görüntülerine ilişkin CD inceleme tutanağı ile bilirkişi raporundan görüldüğü üzere sanığın bu yönde bir beyanının bulunmadığı, anılan ifadeleri inceleme dışı sanık …’in kullandığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında sanık hakkında TCK’nın 301. maddesi uyarınca soruşturma izni talep edilmesine karşın mercisince izin verilmediğinden, anılan suça ilişkin kovuşturma şartı gerçekleşmemiş olup sanığın bu suçtan yargılanmasına imkân 18. Ceza Dairesi 2019/71 E. 2020/7755 SuçuTürk Ceza Kanunu 125. MaddeHakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılana yönelttiği “cezaevinde bir de Turgay maşası var, tombaladan müdür” şeklindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı davranış, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2020/1275 E. , 2020/7636 SuçuTürk Ceza Kanunu 125. MaddeHakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması günü sanığın söylediği kabul edilen “siz polis misiniz lan” şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin, müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,Ceza Genel Kurulu 2017/978 E. , 2018/422 SuçuTürk Ceza Kanunu 125. MaddeSanık ve inceleme dışı sanığın ceza infaz kurumunda bulunan sanık …’in amcasının oğlunu ziyaret etmek için Cumhuriyet Savcısı olan katılandan talep ettikleri görüş izninin reddedilmesi üzerine, sanığın katılana “Burası Devlet kapısı, kim oluyorsun da böyle davranıyorsun” dediği olayda; “Kim oluyorsun” şeklindeki ifade; nezaket dışı, kaba, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde ise de, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı içermemesi ve sövme fiilini de oluşturmaması nedeniyle hakaret suçunun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir.
Çocukların eğitiminde ödül ve ceza kullanılması konusunda ebeveynler çoğu zaman kararsızlık yaşar. Oysa dengeli bir biçimde, doğru, çocuğun yaşına ve yaptığı davranışa uygun kullanılan ödül ve ceza sistemi, çocuğunuzun eğitiminde size yardımcı olacaktır. Ebeveynlerin bir bölümü sadece cezayı kullanır. Bir diğer bölümü de hiç ceza vermemekle övünür. Ancak çoğu zaman çocuğa verilen cezalar çocuğu düşündürmeyen dolayısıyla etkilemeyen cezalar olmaktadır. Ebeveyn de cezanın işe yaramadığını düşünür. Öte yandan verilen ağır, fiziksel cezalar ise, çocuğu eğitmek yerine öfkelendirmektedir. Benzer şekilde ödül sistemi de gerektiğinde, uygun miktarda kullanılmayınca, amacını yitirerek çocuk adeta hak haline gelmektedir. Eğitimde ödül ve ceza ne anlama gelir? Çocuk yürümeye başladığında evin içinde bir güç gösterisi başlar. İstediğini almaya ve ellemeye çalışan çocukla, ona engel olamaya çalışan ebeveyn arasındaki bu çatışma doğru davranılmadığında, sorun haline dönüşür. Evdeki eşyalar çocuğun ulaşamayacağı yerlere kaldırılmaya başlanır, eline aldığında kızılır, bağırılır ama bazen de yine aynı eşya ile oynamasına izin verilir. Dolayısıyla çocuk ebeveynin ne yapmaya çalıştığını anlamakta zorlanır. Bu noktadan itibaren çocuk “Yapmaması gerektiğini” değil, büyükleri yapmak istediği işlem için nasıl ikna edeceğini düşünmeye başlar. Oysa istikrarlı, kararlı, devamlı ve doğru söylenen “hayır” çocuk için anlamlı olacaktır. Bir süre sonra ne yapması ve yapmaması gerektiğini öğrenen çocuk, yaptığı ve yapmadığı için ödeyeceği bedeli, kazanacağı değeri de öğrenmiş olmalıdır. Cezalar, çocuğun canını fiziksel olarak yakmayacak, çocuğun yaşına uygun ve bir çeşit bedel ödeme olarak kabul edilebilecek şeylerdir. Çocuğun bir kez daha aynı şeyi yaptığında aynı yaptırımla karşılaşacağı durumlardır. Cezalar mutlaka çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun olmalıdır. Ayrıca çocuk o cezayı daha önce öğrendiğinden, yapmaması gereken bir durum için aldığını bilmelidir. Duruma uygun, haklı bir ceza çocuğu üzmez. Ama cezalar tehdit halinde kalırsa, çocuk anne-babasının ağzından çıkanların yapılmadığını, herhangi bir şekilde onları vazgeçirebildiğini öğrenirse cezanın da bir anlamı kalmaz. Burada kullanılan ceza çocukla, aile arasında bir oyuna dönüşür ve genellikle bu oyunun kazananı çocuk olur. Ödül ise genellikle yanlış kullanılan bir kavramdır. Ödül, zaten yapması gereken bir şeyi, iyi yaptığı için, çocuğa verilen şeydir. Oysa genellikle, çocuğa zaten yapacağı bir iş için önceden önerilen şeydir ve adına ödülden çok rüşvet demek gerekir. Bunun önemli sakıncaları vardır. Öncelikle, sakıncası vardır; eğer çocuğa herhangi bir şeyi rüşvet olarak öderseniz bir dahaki sefere önerdiğiniz şey yetmeyecektir. Ayrıca çocuk, bu durumda ödev yapmanın kendi sorumluluğu olmadığını düşünecektir. Ödevini annesini ya da babasını kazanmak, herhangi bir menfaat elde etmek için yaptığını düşünecektir. Bundan sonra da bu çocuğa ödev yaptırmak çok zor hale gelecektir. Ödül ve ceza ne zaman uygulanmalı? Bir çocuğu hep ödüllendirmek yahut sadece cezalandırmak birçok sorun yaratabilir. Ödül ve ceza mutlaka yerinde, zamanında, gerekli durumlarda ve gerektiği dozda kullanılmalıdır. Ayrıca verilen ödül veya cezanın çocuğun yaşına ve durumuna uygun olması da çok önemlidir. Öncelikle şunu unutmamak gerekir. Dövmek hiçbir şekilde bir cezalandırma yöntemi değildir. Aslında şiddet çaresizliğin dışa vurumudur. Çaresiz kalan, çocuğu doğru yolla eğitemeyen ailenin çaresizliğidir. Sonuç olarak da, ruh sağlığı yerinde olan erişkinler, şiddet uyguladıktan sonra kendileri daha çok üzülür ve çaresizlikleri artar. Ama çocuk öğrenmesi gereken doğruyu öğrenmemiş olur. Çocuğa fiziksel acı verilmemelidir. Bunun yerine çocuk, sorumluluğu olan bir şeyi yerine getirmediği zaman öncelikle onu uyarmak, sonra yaşına uygun olarak bedel ödetmek gerekir. Tüm bu cezaları verirken mutlaka suçla orantılı davranılmalıdır. Bu en etkili yöntemdir. Çok büyük bir kabahate çok küçük bir ceza verirseniz, bunun hiçbir anlamı olmaz. Çocuğunuz gerekli uyarılar yapılmasına karşın aynı olumsuz davranışta ısrar ediyor ise açıklama ve uyarılarınızı, davranış ile de desteklemeniz gerekir. Örneğin; tüm hafta ders çalışma konusunda çaba harcamaz, derslerini yapmamakta ısrar eder ise hafta sonu yapılacak olan eğlenceli bir etkinliği iptal etmek uygun olur. Yahut, öfkeye kapılarak bir eşyayı kıran çocuğun, harçlığının bir bölümünün kesilerek kırılan eşyanın yenisinin alınması için ayrılması birer örnektir. Çocuk, neyi yanlış yaptığını, neden yanlış yaptığını ve neden ceza gördüğünü bilmelidir. Çocuğa ceza nasıl anlatılmalı? Öncelikle mutlaka cezanın neden verildiği çocuğa açı ve net anlatılmalıdır. Çocuk neyi yanlış yaptığını, neden yanlış yaptığını ve neden ceza gördüğünü bilmelidir. Ayrıca uygulanan cezadan vazgeçmemek gerekir. Bu neden ile de ceza biranda düşünmeden verilmemeli verilecek olan ceza, çocuğun yaptığı kabahat iyi değerlendirildikten sonra verilmelidir. Ebeveynler çoğunlukla verdikleri cezadan kolayca geri dönüş yaparak vazgeçmeye meyillidirler. Oysa ceza, bir kere söylendiğinde mutlaka sonuna kadar uygulanmalıdır. Çocuk özür dileyebilir, ama bu cezayı ortadan kaldıran bir sonuç doğurmaz. Sadece bir kez daha yapmayacağına dair bir sözdür. Ödül sistemi de aynı şekildedir. Çocuğa gereğinden fazla ödül vermek de sorun yaratacaktır. Çünkü böyle bir durumda bu defa da ödülün bir anlamı kalmaz. Ödüller de aynı cezalar gibi yerinde ve dengeli bir biçimde kullanılmalıdır. Ödülün doğru uygulanması, çocuğun yaptığı şeyin ölçüsünü anlamasını sağlayacaktır. Ödül ve ceza uygulanırken yapılan yanlışlar neler? Genel olarak ödül ve ceza sistemleri ailelerimizde ve hatta okullarda doğru uygulanmamaktadır. Aileler, ceza kullanımı konusunda ya korkak, ya da aşırı davranır ve çocuklarının kişiliklerinin oluşumunu olumsuz etkileyeceklerini düşünürler. Burada fark edilmeyen bir nokta var. Bedel ödemeyi bilmeyen sınırsız çocuklarla, evden kaçan, umursamaz ve öfkeli çocuklar yaratılmaktadır. Aileler, çocuklarını yetiştirmenin yanında onların sınırlarını da belirlemek zorundalar. Yoksa ruhsal açıdan sağlıksız ve toplumla uyumsuz nesiller oluşur. Aynı şekilde ödül de gerektiğinde ve doğru yerde kullanılmadığında sağlıksız sonuçlar doğurur. Çocuğunuz ne yapmış olursa olsun onun bir birey olduğunu düşünmeden onu azarlamak, utandırarak bağırmak, vurmak yapılmaması gereken davranışlardır. Bu çocuğun olumsuz davranışının değişmesine değil, bu gibi durumlar ile karşılaştığında onun da şiddet kullanmasını öğrenmesine yol açar. Bağırarak konuştuğunuzda korkan çocuk sizin ne söylemek istediğinizi de anlamayacaktır. Çocuk olumsuz davrandığında onu, babasına, öğretmenine, annesine şikayet etmek ile tehdit etmek de bir diğer hatalı yöntemdir. Bu sizin sorunu yönetmede yetersiz olduğunuz mesajını verir. Çocuğun davranışını o anlık değiştirse de uzun vadede davranış değişikliği yaratmayacaktır. Bir başka yöntem de davranışını devam ettirir ise karşılığında bir şey yapacağınızı söylemektir. Unutulmamalıdır ki davranış ile desteklenmeyen sözel uyarılar etkinliğini kaybeder. Bazı olumsuz davranışlarıda görmezden gelmek davranışın devam etmesini engeller. Küçük yaş grubu çocuklarda küfür etmek, 5 yaş ve üzeri çocuklarda bebeksi konuşmalar en sık görülen örneklerdir. Bu gibi durumlarda en iyi yaklaşım, bu davranışı ile ilgi çekmeye çalışan çocuğu görmezden gelerek istediği ilgiyi toplayamamasını sağlamaktır. Bu davranışını görmezden gelmeniz, o tekrar yaşına uygun doğru davrandığı zaman ona ilgi gösterip pekiştireçler kullanmak davranış değişikliğine yardımcı olur. Olumlu davranışlar takdir edilmez ise kaybolabilir Olumsuz davranışın ilgi, onay görmemesi durumunda ortadan kaybolması gibi Olumlu davranış da yeterli ilgi ve onay görmez ise ortadan kaybolabilir. Bu sebeple çocukların olum davranışlarını fark edip, ona olumlu tepkiler vermeniz pek çok disiplin yönteminden çok daha fazla işe yarayacaktır. Bu durumdan çocuğunuzun ruh sağlığı da olumlu etkilenir. Çocuğunuz da başkalarının olumlu davranışlarını görmeyi ve takdir etmeyi öğrenmiş olur
küfür eden çocuğa verilecek ceza