🎉 Uyuşturucu Maddelerin Organlara Etkilerini Anlatınız

FG5d. Uyuşturucu madde haberleri ilk sayfaArama Sonuçları ASAYİŞ2436 Gün 8 Saat 14 dk. önce yayınlandı ASAYİŞ2437 Gün 10 Saat 31 dk. önce yayınlandı GENEL2439 Gün 7 Saat 54 dk. önce yayınlandı ASAYİŞ2439 Gün 10 Saat 51 dk. önce yayınlandı ASAYİŞ2449 Gün 11 Saat 22 dk. önce yayınlandı ASAYİŞ2450 Gün 0 Saat 11 dk. önce yayınlandı ASAYİŞ2450 Gün 11 Saat 32 dk. önce yayınlandı ASAYİŞ2457 Gün 12 Saat 45 dk. önce yayınlandı ASAYİŞ2459 Gün 14 Saat 37 dk. önce yayınlandı ASAYİŞ2472 Gün 14 Saat 3 dk. önce yayınlandı Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir. 1- Boşaltım Sistemi Canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için dışarıdan aldıkları besin içerikleri, vücutta enerji üretimi için, yapım ve onarım için ve düzenleyici olarak kullanılır. Besin içeriklerinin hücrelerde yaşamsal faaliyetlerde kullanılması besin maddelerinin hücrelerde parçalanması sonucu oluşan su, madensel tuzlar, karbondioksit gazı, amonyak, üre, ürik asit gibi zararlı ve atık maddelerin vücut dışına atılmasına boşaltım denir. Boşaltım olayını gerçekleştiren sisteme boşaltım sistemi denir. Boşaltım olayında, hücrelerde oluşan zararlı atık maddeler, vücuda dışarıdan alınarak kana karışan zararlı maddeler ve vücudun ihtiyacından fazla alınan yararlı maddeler dışarıya atılır. İnsanlarda boşaltım sistemini oluşturan organlar; böbrekler, idrar sidik borusu kanalı üreter, idrar sidik torbası kesesi ve üretradır. İnsanlarda deri, akciğerler ve kalın bağırsak ta boşaltım yapan diğer organlardır. Ayrıca karaciğer de boşaltıma yardımcı organdır. İnsanlarda boşaltım sistemi, solunum ve dolaşım sistemleri ile birlikte çalışır. SORU 1- Nefron nedir? 2- Diyaliz nedir? 3- Vücut, besin içeriklerini ne için kullanır? Enerji üretimi, yapım, onarım ve düzenleyici olarak kullanır. 3- Besin içerikleri vücutta kullanıldıktan sonra ne olur? Atık maddeler oluşur. 2- Boşaltım Sistemi Organları ve Görevleri İnsanlarda boşaltım sistemi; böbrekler, idrar sidik borusu kanalı üreter ve idrar sidik torbası kesesi ve üretradan oluşur. a Böbrekler Böbrekler, vücutta yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan su, üre, ürik asit ve madensel tuzlardan oluşan atık maddelerin kandan süzülerek idrar şeklinde vücut dışına atılmasını sağlar. Yani insanlarda boşaltım olayını gerçekleştiren organ böbreklerdir. Böbrekler karın boşluğunun arkasında ve bel hizasında, bel omurlarının omurganın iki yanında biri sağda biri solda olmak üzere iki tane olan ve kuru fasulyeye benzeyen 10 cm uzunluğundaki koyu kırmızı renkli organlardır. Böbreklerin çukur olan orta kısımları birbirine dönüktür. Böbrekler, eller bele konduğunda, belin arkasında başparmakların geldiği yerlerde bulunur. Böbreklerin üst kısımlarında hormon salgılayan böbrek üstü bezleri bulunur. Böbreklerin etrafında kalın yağ tabakası bulunur. Bu yağ tabakası böbrekleri dış etkilere karşı korur. Böbreğin en dışında yer alan saydam, ince ve dayanıklı olan yapıya da böbrek zarı denir. Böbreklerin birbirine bakan kısımları çukur olup, bu kısımlara göbek denir. Böbreklerin çukur olan orta kısımlarına böbrek atardamarı, böbrek toplardamarı ve idrar borusu bağlıdır. Aorttan ayrılarak, süzülecek kanı böbreğe getiren böbrek atardamarı göbeğe girer; böbrekten kan götüren böbrek toplardamarı ve idrar kanalı göbekten çıkar. Böbrekler, kabuk bölgesi, öz bölgesi ve havuzcuk olmak üzere üç kısımdan oluşur. 1- Kabuk Bölgesi Korteks Böbrek zarının hemen altında yer alan, toplu iğne başı görünümündeki kırmız renkli taneciklerden oluşan kısımdır. Kabuk bölgesine böbrek atardamarı bağlıdır. Böbrek atardamarı ile gelen kandaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzlar gibi zararlı ve atık maddelerin süzüldüğü yerdir. Kabuk bölgesinde, kandaki atık maddeleri süzen taneciklere kısma süzücü cisimcik veya nefron malpighi tanecikleri denir. Nefronlar, böbreğin en küçük görev birimidir. Her böbrekte yaklaşık 1 milyon nefron vardır. 2- Öz Medulla Bölgesi Kabuk bölgesindeki nefronlar tarafından kandan süzülen su, üre, ürik asit ve madensel tuzlar gibi zararlı ve atık maddelerin yani süzüntünün yani idrarın havuzcuğa taşındığı yerdir. Atık maddeler yani idrar, öz bölgesindeki idrar kanalcıklarından geçerek havuzcuğa taşınırlar. Öz bölgesine böbrek toplardamarı bağlıdır. Süzülen ve temizlenen kan, böbrek toplardamarı ile alınarak böbreklerden uzaklaştırılır. 3- Havuzcuk Pelvis Bölgesi Böbreğin ortasında bulunan ve kandan süzülen su, üre, ürik asit ve madensel tuzlardan oluşan idrarın böbreklerde toplandığı yerdir. Havuzcuğa, idrar borusu kanalı bağlıdır. Sağlam bağ dokudan yapılmıştır. b Üreter İdrar Sidik Borusu Kanalı Böbreğin havuzcuk kısmına bağlı olan ve havuzcukta toplanan idrarı, idrar torbasına kesesine taşıyan 22 – 25 cm uzunluğundaki borudur. c İdrar Sidik Torbası Kesesi Mesane Üreter idrar borusu ile böbreklerden gelen idrarın vücutta toplandığı yerdir. İdrar torbası kuvvetli kaslardan yapılmıştır ve gerektiğinde genişleyerek idrarı bir süre depolar. İdrar torbasında depolanan idrar, buraya bağlı olan idrar yolundan üretradan ile vücut dışına atılır. 3- Boşaltım Yapan Diğer Organlar İnsanlarda akciğerler, deri ve karaciğer boşaltım yapan diğer organlardır. a Akciğerler Hücrelerde solunum olayı sonucu oluşan karbondioksit gazını ve su buharını, soluk verme yoluyla vücut dışına atarak boşaltım yapar. b Deri Vücutta fazla olan su ve madensel tuzları terleme yoluyla vücut dışına atarak boşaltım yapar. Ayrıca terleme yoluyla dışarı atılan su molekülleri, ısı moleküllerini taşır vücudun ısı dengesi sağlanmış olur. c Karaciğer Hücrelerde solunum olayında bazı besinler proteinler parçalandığında amonyak denilen ve çok zehirli olan bir sıvı oluşur. Karaciğer, çok zehirli olan amonyağı, daha az zehirli olan üre ve ürik aside çevirerek boşaltıma yardımcı olur. Karaciğer, yaşlanmış alyuvarlar hücrelerini parçalar ve oluşan atıklarını safra sıvısı ile bağırsaklara göndererek boşaltım yapar. d Kalın Bağırsak Kalın bağırsak, ince bağırsaktan kana geçemeyen besinler ile su, madensel tuzlar mineraller, besin atıkları ile safra sıvısının bir süre depolanmasını ve sindirim sisteminin son bölümü olan anüse iletilip anüsten de dışkı yoluyla vücut dışına atılmasını sağlar. NOT 1- Atık maddeleri vücuttan uzaklaştıran organlar; • Böbrekler • Akciğerler • Deri • Kalın bağırsak • Karaciğer Boşaltım yapmaz. SORU 1- Vücudumuzdaki atık maddeleri uzaklaştıran organlar hangileridir? 4- İnsanda Boşaltım Olayının Gerçekleşmesi Hücrelerde yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan su, madensel tuzlar, karbondioksit gazı ve amonyak kana verilir ve toplardamarlar ile kalbe getirilir. Kalbe gelen kirli kan önce akciğer atardamarı ile akciğerler gönderilir ve içindeki karbondioksit gazı solunum sisteminden soluk verme yoluyla vücut dışına atılır. Temizlenen kan akciğer toplardamarı ile kalbe geri gelir. Kalbe gelen kan aort atardamarı ile vücuda pompalanır. Vücuda pompalanan kan, karaciğere gelir ve kandaki amonyak, üre ve ürik aside çevrilir. Kan daha sonra böbrek atardamarı ile böbreklere gelir. Böbrek atardamarı, aorttan ayrılan damarlardan biridir. Böbreklere gelen kirli kandaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzlar, kabuk bölgesindeki nefronlar tarafından süzülür. Süzülen ve temizlenen kan, böbrek toplardamarı ile böbreklerden uzaklaştırılır. Böbreğe gelen kan oksijen yönünden, böbrek toplardamarı ile böbreklerden giden kan karbondioksit yönünden zengindir. Böbrek toplardamarı, alt ana toplardamara bağlanır. Kabuk bölgesindeki nefronlar tarafından süzülen su, üre, ürik asit ve madensel tuzlardan oluşan süzüntü yani idrar, öz bölgesindeki idrar kanalcıklarından geçerek havuzcukta toplanır. Havuzcuktaki idrar, idrar borusu ile idrar torbasına taşınır ve idrar torbasından da idrar yoluyla vücut dışına atılır. Süzüntüdeki suyun büyük bir bölümü, glikoz ve diğer besin maddeleri öz bölgesindeki toplama kanalcıkları tarafından emilerek tekrar kana geçer. Bu olaya geri emilim denir. Böylece yararlı maddelerin vücut dışına atılması engellenmiş olur. Süzüntüdeki su ve besinler emildikten sonra havuzcukta kalan sıvıya idrar denir. SORU 1- Böbrek yetmezliği hastaların günlük yaşantısını nasıl etkiler? 2- Diyaliz cihazı, böbrek yetmezliği hastalarının tedavisinde nasıl kullanılır? Böbreklerin görevini yerine getirir ve kandaki idrarı süzer. 3- Böbrek nakli, böbrek hastalarının hayatı açısından nasıl bir öneme sahiptir? Böbrek yetmezliği hastalığının kesin tedavisi olduğu için diyaliz makinesine bağlanmaya ihtiyaç duymazlar. 4- Böbrek yetmezliği hastaları için teknolojik gelişmelere bağlı olarak başka hangi tedavi yöntemleri vardır? 5- Ülkemizde böbrek nakli ihtiyacı karşılanabiliyor mu? 6- Hastalara böbrek nakli nasıl yapılır? 7- Boşaltım sistemi ile ilgili hastalıklarda hangi teknolojik gelişmeler kullanılır? 5- Boşaltım Sisteminde Böbreklerde Görülen Hastalıklar Boşaltım sisteminde; böbrek iltihabı, böbrek taşı, böbrek yetmezliği, idrar torbası ve idrar yolu iltihabı, nefrit, üremi, albümin, sistit, şeker hastalığı ve yüksek tansiyona bağlı olan böbrek rahatsızlıkları görülür. a Böbrek İltihapları Böbreğin öz bölgesinde veya havuzcuğunda görülür. İdrar tutamama, bel ağrısı, halsizlik, üşüme, ateşlenme gibi belirtileri vardır. b Böbrek Taşları İdrardaki madensel tuzların kalsiyum tuzları, D vitamini ve azotlu bileşiklerin, idrar kanalcıklarında veya havuzcukta veya idrar borusunda birikmesi ile oluşur. Erkeklerde daha fazla ortaya çıkar. Sancı ve idrarda kan görülmesi gibi belirtileri vardır. Taş oluşumunun önlenmesi için günde yeterince su içilmeli, süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketiminden uzak durulmalıdır. Böbrek taşlarının tedavi yöntemlerinden biri taş kırmadır. Bunun için yüksek enerjili ultrasonik ses dalgaları kullanılır ve ses dalgaları cilde ve böbreklere zarar vermeden taşları kırabilir. Kırılan taşlar idrarla dışarı atılır. Büyük ve kırılamayan taşlar ise ameliyatla alınabilir. c Böbrek Yetmezliği Böbreklerin tamamen veya kısmen %80 görevini yerine getirememesi hastalığıdır. Bu hastalığı taşıyan insanların kanındaki su, üre, ürik asit ve madensel tuzları temizlenmesi için DİYALİZ makinesine bağlanması veya böbrek naklini yapılması gerekir. Diyaliz makinesi, idrarla atılamayan su, üre, ürik asit ve madensel tuzların kandan süzülerek kanın temizlenmesini sağlar. Bu yöntem, kalıcı tedavi sağlamaz. Kalıcı tedavi için böbrek naklinin yapılması gerekir. Organ nakli, canlı bir kişinin bir böbreğini sağlıklı bir kişi tek böbrekle de yaşayabilir ya da yeni ölmüş ama organları hala canlı birinin böbreğini alarak yapılabilir. d Nefrit Nefronların iltihaplanması hastalığıdır. Yüz, göz ve ayak bileklerinde şişme gibi belirtileri vardır. Bulaşıcı hastalıklar sonucu oluşur. e Üremi Böbrek yetmezliği sonucu idrarla atılması gereken zararlı ve atık maddelerin atılamayıp kanda vücutta birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalıktır. f Albümin Nefronların görevini yapamaması sonucu, proteinli maddelerin idrara geçmesidir. g Sistit Üreme organları veya kan yoluyla gelen mikropların, idrar yollarında oluşturduğu yanmadır. SORU 1- Boşaltım sisteminin sağlığının korunması için neler yapılmalıdır? 2- Hastalanıldığında niçin idrar tahlili istenir? 6- Boşaltım Sisteminin Sağlığı ve Korunması 1- Yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. Böbreklerin rahat çalışması için bol sıvıya ihtiyacı vardır. Alınan sıvı miktarı sıcak ve kuru havalarda arttırılmalıdır. Günlük en az 2 litre su alınmalıdır. 2- İdrar uzun süre tutulmamalıdır. Böbrek taşları oluşabilir. 3- Böbrekler ve idrar yolları soğuktan korunmalıdır. Böbrek sağlığı için. 4- Aşırı acı ve baharatlı yiyecekler yenilmemelidir. 5- Düzenli banyo yapılmalıdır. Derideki gözeneklerin açılması için. 6- İçilen su ve yenilen besinler temiz olmalıdır. 7- Böbrek iltihabı rahatsızlıklarında tedavi yarıda kesilmemeli ve ilaçlar zamanında alınmalıdır. 8- Diş çürükleri ve boğaz iltihabı hemen tedavi ettirilmelidir. Çürük veya iltihaba yol açan mikroorganizmalar, kalıcı böbrek rahatsızlıklarına yol açabilir. 9- Kişisel temizliğe dikkat edilmelidir. NOT 1- Boşaltım sistemi, solunum ve dolaşım sistemleri ile birlikte çalışır. 2- İdrarda safra sıvısı olduğu için idrar sarı renklidir. 3- Kandan süzülen idrarda glikoz şeker varsa bu kişi şeker hastasıdır. 4- Bel soğukluğu ve AİDS, cinsel yolla veya kan yoluyla bulaşan bulaşıcı hastalıklardır ve bu hastalıklar böbreklerin çalışmasını engellerler. 5- Böbreklerin en küçük görev birimi nefronlardır. Nefronlar, süzme ve geri emilme yoluyla çalışırlar. 6- • Her böbrekte yaklaşık 1 milyon tane nefron bulunur. • Vücutta her 1 dakikada kanın 1 litresi böbreklerden geçer. Günde ortalama 500 litre kan böbrekler tarafından süzülür. • Böbrekler her 10 – 20 dakikada bir vücuttaki kanın tamamının süzülmesini sağlar. Bu işlem günde 100 – 150 kez tekrarlanır. • Böbreklerde süzülen kanın %98–99’u geri emilerek böbreklerden uzaklaştırılır. • Günde ortalama 1,5 – 2 litre idrar oluşur. Hayat boyu yaklaşık litre. • İdrar kesesi, yetişkin insanlarda 600–700 mlt kadar, çocuklarda ise 500 mlt kadar idrar tutabilir. Çocuklarda idrar kesesinin ¼ ü dolunca çocuk idrar yapma ihtiyacı duyar. 7- Kalın bağırsak, boşaltım sistemi organı değildir, sindirim sistemi organıdır. 8- Böbrek atardamarı → Oksijeni bol, taşıdığı kanda zehirli atıklar fazla. Böbrek toplardamarı → Karbondioksiti bol, taşıdığı kan zararlı maddelerden arındırılmış. 9- Bir nefronun yapısı üç kısımdan oluşur 1- Glomerül Kılcal damarların oluşturduğu yumaktır. 2- Bowman Kapsülü Kılcal damar yumağının glomerül’ün çevresini saran zarsı yapıdır. 3- Boşaltım Kanalcıkları Bowman kapsülünün devamıdır. Kanalcıklar kıvrımlı olup, yer yer U’ görünümü alırlar.U kısım kabuk bölgesinde değildir, öz bölgesine sarkmıştır. Boşaltım kanalcıkları, böbreğin ortasına açılan toplama kanallarına uzanırlar. 10- Öz bölgesinde taban kısmı kabuk bölgesine, tepe kısmı havuzcuğa bakan, piramit şeklinde yapılar vardır. Bunlara malpighi piramitleri denir. Bu piramitler idrar toplama kanallarından oluşur. Ayrıca boşaltım kanalcıklarının U kısmı da öz bölgesindedir. Öz bölgesi süzülen sıvıdaki faydalı maddelerin geri emildiği yerdir. 11- İdrarın oluşması ve vücuttan atılması • Kan, böbrek atardamarları yoluyla böbreklere gelir ve nefronlarda süzülür. • Kan içindeki yararlı maddeler, süzülme sırasında nefronlarda emilir geri emilim ve tekrar kana geçer. • Süzülerek temizlenen bu kan, böbrek toplardamarı ile böbreklerden çıkar. • Süzülmeden sonra kalan tuzun ve suyun fazlası ile üre idrarı oluşturur. • Oluşan idrar, üreterde ve idrar kesesinde toplanır. • İdrar üretra ile vücuttan dışarı atılır. 12- Boşaltım sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalına nefroloji denir. 1- Ülkemizde böbrek nakli ihtiyacı karşılanabiliyor mu? Ülkemizde yaklaşık 30 bin kronik böbrek yetmezliği hastası, haftanın üç günü diyaliz cihazına bağlı olarak “böbrek nakli olabilmek umuduyla’ hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak bu hastaların yılda sadece 600’ü bu imkânı elde edebiliyor. Ülkemizde bugüne kadar toplam 4800 böbrek nakli yapılmıştır. Yeterli sayıda organ bağışı yapılmadığından böbrek nakli ihtiyacı karşılanamamaktadır. 2- Hastalar böbrek nakli nasıl yapılıyor? Yaşayan bir insanın böbreklerinden birinin nakil ihtiyacı olan bir başkasına ameliyatla nakledilmesi şeklinde yapılır. Ayrıca beyin ölümü geçekleşmiş bağışçının böbreğinin alınarak ihtiyacı olan bir kişiye verilmesi yoluyla da gerçekleşir. KokainKullanıldığı anda kalp atışlarını hızlandıran kokakin, solunum düzensizliğine sebep olur. Kaslarda gerilme ve kasılmalar meydana gelirken, merkezi sinir sisteminde tahribatlar oluşabilir. Uzun süreli kokain kullananlarda sıklıkla burun akıntısı ve nezle deliklerini ayıran bölmenin delindiğine şahit olunurken, iştahsızlık, zayıflama, uykusuzluk, mide bağırsak bozuklukları ve cinsel gücün azalması gibi belirtiler ortaya çıkar. Kokainin beynin yaşlanmasını hızlandırdığı gibi uyuşturucu madde kullanan insanların beyin hacimlerinin, kullanmayan insanlara oranla her yıl iki kat daha azaldığı tespit kullanımıyla bile bağımlılık yapabilen eroin insanı ruhi ve bedensel olarak kendine köle eden bir maddedir. 1 gram eroinin, beyindeki bir milyon hücreyi öldürdüğü ve burundan alındığında burun kemiğinde erime olduğu gözlenmiştir. Damardan alındığında ise kan ile bulaşan AIDS, sarılık gibi hastalıklar ya da damar iltihabı meydana kısa bir süre sonra kullanıcıya kendini zinde hissettirse de arkasından hararet ve deride kızarıklık oluşur. Ağız kuruluğu, kolların ve bacakların uyuşması ağırlaşması hissi ilk aşamada hissedilen belirtilerdir. Bir süre sonra bağımlı uyur uyanık bir hale geçer. Steril olmayan kullanım sonucu kalp zarı ve kapakçığında enfeksiyon, karaciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği ve enfeksiyona bağlı olarak akciğer rahatsızlıklarına neden çabuk bir şekilde bağımlılık yapmasının başlıca nedeni enjeksiyondan sonra beyindeki sinir hücrelerine hızlıca yapışması ve beyne oldukça çabuk ardından gözbebekleri küçülürken, dikkat ve bellekte bozukluklar görülebilir. Uyuşturucuların en tehlikelisi olan eroin hem beyin hem de bedende bağımlılığa yol açtığından ancak tıbbi tedaviyle kullanımı ardından gelişen anksiyete,paranoya, huzursuzluğun yanısıra, gevşeme hali, denge bozukluğu ve sersemlik görülür. Tansiyon yükselmesi, iştah ve susuzluk ve panik atak görülürken, çeşitli halisünasyonlarda olarak adlandırılan uyuşturucu gerçekte sentetik kannobionid ismi altında bir çok maddeden oluşur. Bu kimyasal maddenin metabolizmaya etkisi ve zehirlilik derecesi yeterince bilinmediği için Bonzai içmenin ölümle sonuçlanabileceği kullanımda bile ölüme neden olabilen bonzai ve Jamaica tek kullanımda bile alışkanlık yapabiliyor. Vücudu çürüten bu bağımlılık genç yaşta kalp krizinden ölümlere de sebep oluyor. Ailelerin dikkatli olmaları gerekiyor çünkü bonzai bulunması en kolay uyuşturucular içerisinde yer alıyor. Uyuşturucu Madde Nedir, Tanımı, Anlamı, Açıklaması ince sızım Uyuşturucu Madde Nedir, Tanımı, Anlamı, Açıklaması – Belirli dozda alındığı zaman; – Kişinin sinir sistemi üzerinde etki ederek, – Akli, fiziki ve psikolojik dengesini bozan, – Fert ve toplum içerisinde iktisadi ve sosyal çöküntü meydana getiren, – Alışkanlık ve bağımlılık yapan, Kanunların kullanılmasını, bulundurulmasını ve satışını yasakladığı narkotik ve psikotrop sözcükleriyle de tanımlanan maddelere "UYUŞTURUCU MADDE" denir. Milattan 1550 yıl önce yazılmış Papürüs’lerde afyon, ağrı, sızı dindirici, uyuşturucu özellikleri olan bir ilaç olarak tanımlanmıştır. Esrar ve afyonun uyuşturucu etkisini ilk keşfedenlerin Sümerler olduğu bilinmektedir. Asuriler dönemine ait kabartmalarda haşhaş resimleri bulunuşu, afyonun bu devirlerde kullanıldığı ve bilindiğini göstermektedir. Mezopotamya’dan dünyaya yayıldığı düşünülen afyonu Sümerlerden sonra İranlılar ve Mısırlılar kullanmaya başlamış, özellikle Mısırlılar tarafından afyonun Avrupa’ya yayıldığı ve ilk olarak Yunanlıların bu maddeyi öğrendikleri anlaşılmıştır. Eski Yunan rüya tanrısı Murpheus’un sembolü afyon meyveleridir. Milattan bir asır sonra yaşayan müellif Dioskoridis afyonun hammaddesi olan haşhaşın yaprak ve kellerinin uyku getirdiğini, sütünün ağrı ve sızıları kestiğini, hazmı kolaylaştırdığnı, ancak fazla oranda alındığında baygınlık ve ölüme yol açtığını belirtmiştir. Homeros Odysscia’sında afyonun etkisini anlatırken; "Kim bu ilacı içerse artık gözyaşı dökmez. Hatta babasının, dostunun ya da sevgili oğlunun gözlerinin onünde öldüklerini bile görse umursamaz" demiştir. Hippokrates, afyon üstüne yazdığı kitabında bu bitkinin mesane hastalıklarında, histeride ve ishallerde kullanılmasının faydalı olduğundan, ağrıları, sızıları giderici etkilerinden bahsetmiştir. Morfin ilk kez 1803 yılında afyonun terkibi analiz edilerek bulunmuştur. Eczası kalfası olan 21 yaşındaki Adam Sertürner 1817 yılında bulduğu maddeye morfin adını vermiş ve morfini önce kendi üzerinde denemiştir. Morfin saf halde hemen hemen hiç kullanılmaz, çünkü suda erimez, kullanılan onun çeşitli asitlerle yaptığı tuzlardır. Saf kristal morfine "Baz morfin" adı verilir. Morfinin uyuşturucu madde olarak yayılmasında deri altı şırınga aletinin 1853 yılında icat edilmesi büyük rol oynamıştır. Afyonun morfin gibi alkaloitlerinden biri olan eroin Prof. Dr. Heinrick Dresser isminde bir Alman tarafından morfinmanların tedavisinde önemli bir madde olarak keşfedilmiştir. Marka adı olarak eski Yunancadan Tanrısal kahramanlara verilen addan esinlenilmiş, 31650 F 2456 numaralı patent dosyasına Eroin adıyla 27 Haziran 1898’de kaydedilmiştir. Aynı yıl Alman Bayer firması bu maddeyi harika bir buluş olarak piyasaya sürmüştür. Avrupa ve Amerika’da kısa sürede yayılan bu maddenin alışkanlık yapmayacağı zannedilirken, kısa sürede alışkanlık yaptığı ve zehirlenmelere yol açtığı görülerek yasak-lanması yoluna gidilmiştir. Esrarın tarihçesi konusunda yapılan araştırmalarda, bu maddenin Asuriler tarafından kullanıldığı, bu maddeye kunu-bu ismini verdikleri tespit edilmiştir. Eski Yunan’da Herodot, kenevirin lifinden elbise dokunup, reçinesinin ateşe atılarak buğusundan teneffüs edilerek sarhoş olunduğunu ifade etmiştir. Sicilyalı Diodore, Teb şehrinde Mısırlı kadınların kederlerini unutmak için esrar içtiklerini belirtmiştir. Esrarın Hindistan, İran ve Suriye’de dini merasimlerde kullanıldığı anlaşılmıştır. Özellikle Hindistan’da dini ayinlerin bakire kızlara içirilen esrarın tesirini gösterip, bunların neşelenmeleri ve şarkı söylemeleri ile başladığı, bir müddet sonra mabetlere getirilen bu kızların, orada esrarın etkisi geçtikten sonra sakin bir şekilde mabetten ayrılıp tekrar ayin yerine getirildiklerinde halk, mabetlerin kızların içlerindeki şeytanı kaçırdığı ve kendilerini teskin ettiğine inanırlardı. Inkaların Peru’da koka adı verilen bitkiyi yetiştirip yapraklarını yaralarda kullandıkları, Güney Amerika’da yerlilerin koka yapraklarını çiğneyerek yorgunluklarını giderdikleri bilinmektedir. Kokaini ilk keşfeden 1859 yılında Alman kimyager Niemann Goetingen’dir. Menşei Guney Amerika olan bu uyuşturucu madde daha sonra, kullanılması taşınması ve gizlenmesi eroin gibi kolay olduğundan süratle diğer ülkelere yayılmıştır. Yakın tarihlere kadar uyuşturucu madde konusunda insanlar için en büyük tehlikenin dogal biçimdeki afyon, esrar, eroin ve kokain olduğu zannedilmiş ve uluslararası çalışmalar bu yönde yoğunlaştırılmışsa da son yıllarda bir çok ülkelerde sentetik uyuşturucu maddelerin ortaya çıkması ve bunların serbest ilaç piyasasında kolayca ucuza satılması, çok çeşitlerinin bulunması nedeniyle, dikkatler bu yöne çekilmiştir. Önceleri tedavi amacıyla 1920 yılında laboratuarlarda elde edilen amphetamin Ve türevleri nezleye karşı kullanılmış, 1938 yılında İsveç’te piyasaya sürülmüş aşırı yorgunlara, yaratan işlerde çalışanlara tavsiye edilen bu sentetik ilaç, 1944 yılından sonra alışkanlık yaptığı ve zararlı etkilerinin görülmesi ile, uyuşturucu maddeler listesine alınmıştır. 1938 yılında Albert Hofman tarafından elde edilen LSD adlı madde insanda hayal gücünü arttıran, zekayı takviye eden, cinsel gücü arttıran bir ilaç olarak piyasaya sürülmüşse de, daha sonra alışkanlık yaptığı ve kişiyi çıldırtma, intihar ve ölümlere sürüklediği görülmüş ve yasaklanmıştır. Maddelerin ayırt edici özellikleriMaddelerin Duyu Organları İle Ayırt Edilebilen Özellikleri Nelerdir? Fen Bilimleri ders kitabı ödev sorusunun cevabını okuyabilirsiniz. Maddelerin duyu organları ile hissedilebilen özellikleri duyu organları ile ayırt edilebilen özellikleri şunlardır;RengiKokusuTadıŞekliParlaklıkBoyuSertlikEsneklikPürüzlülükKayganlıkMaddelerin hangi özelliklerini birden fazla duyu organımızla algılarız?Sertlik, pürüzlülük gibi özelliklerini derimiz ve gözümüzle ayırt gözümüz veya elimizle dokunarak tahmin edebiliriz. [ Madde ]

uyuşturucu maddelerin organlara etkilerini anlatınız